rabi hiyya şöyle rivayet etmiştir: ibrahim’in babası terah bir put satıcısı idi. bir defasında terah bir yere gitmek zorunda kaldı ve yerine bakması için ibrahim’i bıraktı. bir adam gelip bir put satın almak istediğinde, ibrahim ona "kaç yaşındasın?" diye sorardı. adam "elli" veya "altmış" derdi. ibrahim de ona şöyle derdi: "bir günlük puta tapmaya utanmıyor musun?” diye ayıplar adam da bundan utanır ve çekip giderdi.
bir defasında, elinde bir tabak ince un taşıyan bir kadın geldi ve "al, bunu onların önüne sun" dedi. ibrahim kalktı, eline bir sopa aldı, en büyüğü hariç bütün putları parçaladı ve sopayı o en büyük olanın eline yerleştirdi.
babası geri geldiğinde "bunlara bunu kim yaptı?" diye sordu. ibrahim dedi ki: "senden bir şey saklayacak değilim; bir kadın elinde bir tabak ince unla geldi ve 'bunlara sun' dedi. ben de önlerine koydum. ama putlardan biri 'önce ben yiyeceğim' dedi, diğeri 'hayır önce ben yiyeceğim' dedi. bunun üzerine aralarındaki o en büyük put ayağa kalktı, sopayı kavradı ve hepsini paramparça etti."
babası terah ona bağırdı: "ne yani, benimle eğleniyor musun? onların bir bilinci mi var, bunu yapabilirler mi?" ibrahim cevap verdi: "peki, madem öyle, ağzının söylediğini kulakların duymuyor mu? (neden onlara tapıyorsun?)"
bunun üzerine terah onu aldı ve nemrud’a teslim etti. nemrud ona dedi ki: "gel, ateşe tapalım." ibrahim dedi ki: "eğer öyleyse, ateşi söndüren suya tapalım." nemrud "peki, suya tapalım" dedi. ibrahim "o zaman suyu taşıyan bulutlara tapalım" dedi. nemrud "peki, bulutlara tapalım" dedi. ibrahim "o zaman bulutları dağıtan rüzgara tapalım" dedi. nemrud "peki, rüzgara tapalım" dedi. ibrahim "o zaman rüzgara dayanan insana tapalım" dedi.
nemrud en sonunda öfkelenerek şöyle dedi: "sen sadece kelime oyunu yapıyorsun. ben sadece ateşe taparım. şimdi seni onun içine atacağım; eğer tapındığın tanrı gerçekse, gelsin de seni oradan kurtarsın!"
o sırada ibrahim'in kardeşi haran da oradaydı. kendi kendine şöyle düşündü: "eğer ibrahim kurtulursa onun tarafındayım diyeceğim, eğer nemrud kazanırsa onun tarafındayım diyeceğim." ibrahim ateşten sağ salim çıkınca ona "sen kimin tarafındasın?" diye sordular. o da "ibrahim'in tarafındayım" dedi. onu da ateşe attılar ama haran'ın iç organları yandı ve öldü. işte bu yüzden kutsal kitapta "haran, babası terah henüz hayattayken, doğduğu memleket olan kaldelilerin ur şehrinde öldü." (yaratılış 11:28) diye yazar. (talmut, bereşit rabbah 38:13)
şimdi kuran’a bakalım:
1. enbiya suresi (51-70)
52: hani o, babasına ve kavmine: "şu karşısına geçip tapmakta olduğunuz heykeller de nedir?" demişti.
53: onlar: "biz babalarımızı bunlara tapar bulduk" dediler.
54: ibrahim: "doğrusu siz de, babalarınız da apaçık bir sapıklık içindesiniz" dedi.
55: onlar: "bize gerçeği mi getirdin, yoksa sen bizimle eğleniyor musun?" dediler.
56: hayır, dedi, "rabbiniz göklerin ve yerin rabbidir ki, onları o yaratmıştır. ben de buna şahitlik edenlerdenim."
57: "allah'a yemin ederim ki, siz arkanızı dönüp gittikten sonra ben putlarınıza bir tuzak kuracağım!”
58: derken onları param parça etti, ancak kendisine sorsunlar diye büyük olan putu bırakmıştı.
59: bunu ilahlarımıza kim yaptı? şüphesiz o zalimlerden biridir, dediler.
62: ey ibrahim! ilahlarımızı sen mi kırdın? dediler.
63: hayır, bu işi şu büyük put yapmıştır. konuşabiliyorlarsa onlara sorun, dedi.
65: sonra yine eski inançlarına dönüp: bunların konuşmadığını bilmiyor musun ibrahim dediler.
66: ibrahim: öyleyse allah’ı bırakıp da size hiçbir fayda ve zarar vermeyen şeylere mi tapıyorsunuz? dedi.
68: onu yakın, bir şey yapın, ilahlarınıza yardım edin dediler.
69: ey ateş ibrahim’e karşı serin ve selamet ol! dedik.
2. saffat suresi (83-98)
91: onların ilahlarının yanına gitti, yemiyor musunuz? dedi.
92: ne oldu? niye konuşmuyorsunuz?
93: bunun üzerine sağ eliyle bir darbe indirip onları kırdı.
95: siz kendi ellerinizle yonttuğunuz şeylere mi tapıyorsunuz? dedi.
96: halbuki sizi de yaptıklarınızı da allah yaratmıştır.
97: bir bina yapın da ibrahim’i ateşe atın dediler.
3. bakara suresi (258)
allah’ın kendisine hükümdarlık verdiği ve allah hakkında ibrahim ile tartışanı görmedin mi? ibrahim: rabbim diriltir ve öldürür demişti. o kafir: ben de diriltir ve öldürürüm. ibrahim: allah güneşi doğudan getiriyor haydi sen de onu batıdan getir deyince o kafir cevap veremedi. allah zalimler topluluğunu hidayete erdirmez.
4. meryem suresi (41-47)
42: hani babasına şöyle demişti: babacığım işitmeyen, görmeyen ve sana hiçbir faydası olmayan şeylere niçin tapıyorsun?
43: babacığım doğrusu bana, sana gelmeyen bir ilim geldi. öyleyse bana uy ki seni dosdoğru bir yola ileteyim.
46: babası: ey ibrahim sen benim ilahlarımdan yüz mü çeviriyorsun? eğer vazgeçmezsen yeminle seni taşlarım; uzun bir süre benden uzaklaş dedi.
47: ibrahim: selametle dedi, senin için rabbimden af dileyeceğim. çünkü o, bana karşı çok lütufkardır.
habil ademoğlu 04/03/2026