24 Ocak 2026 Cumartesi

masoretik metin mi septuaginta mı?

hz musa tevrat’ı yunanca mı yazdı? 

hz musa ve israiloğulları ibranice konuşur, ibranice yazarlardı. onlar tevrat’ı ibranice yazdılar. babil sürgününden dolayı aramice öğrendiler. tevrat’ın içinde aramice bölümler de var ama yunanca bölüm yoktur. tevratın tamamı ibranicedir. nebiler yunanca konuşmadılar ki tevrat yunanca olsun. 

septuaginta bir meal mi değil mi?

septuaginta kesinlikle bir mealdir. kuran’ın türkçe diyanet meali neyse septuaginta da odur. masoretik metin mi doğru septuaginta mı diye soranlara biz de soruyoruz. hangi kuran gerçek kuran? arapça olan mı yoksa diyanet meali mi? 

septuagintayı kaç kişi tercüme etti? 

septuagintayı 70 kişinin ayrı ayrı çevirdiği anlatısı bir masaldan ibarettir. bu bilgi uydurmadır. metne kutsallık ve önem atfetmek için aristeas adlı varlığı şüpheli biri bu hikayeyi ortaya atmıştır. 

tevrat kimlere emanet edildi? 

tanrı’nın kutsal sözleri yahudilere emanet edilmiştir. fakat içlerinden bazıları iman etmedi. bu durumda onların imansızlığı tanrı’nın güvenilmez olduğunu mu gösteriyor? asla! her insan yalancı çıksa da, tanrı’nın doğru söylediği anlaşılacak. (romalılar 3)

allah kimin elindeki kitabı tasdik ediyor? 

allah yahudilerin elindeki tevrat’ı (masoretik metni) tasdik ediyor. hiçbir zaman hristiyanların elindeki tevrat’ı tasdik etmemiştir. o hristiyanların elindeki incil’i, yahudilerin elindeki tevrat’ı tasdik eder. 

ey israiloğulları elinizdekini tasdik eden bu kuran’a iman edin, sakın onu inkar edenlerin ilki olmayın. (bakara 2:41)

incil’in alıntıları hangi kitaptan?

incil ve kuran alıntılarını hiçbir zaman tevrat’tan kelime kelime almaz. her zaman alıntılarını mealen aktarır. evet septuaginta’nın kelime kelime tuttuğu yerler var ancak tutmadığı yerler de var. örneğin aşağıdaki ayetlerde altı çizili yerler septuagint ve incil’de farklıdır. 


septuaginta ısrarı kimin işine yarıyor? 

bu kuru ve boş inat yahudilerin işine yarıyor. isa yahudilerin elindeki tevrat’ı tasdik etmiyorsa bir yahudinin isa’yı inkar etmek için elinde mazereti olur. 

kuran’ın tevrat’tan mealen aktarımı var mı?

evet, hem kuran hem incil alıntılarını kendi içlerinden de tevrat’tan da mealen yaparlar. kelime kelime %100 aktarım kimse beklemesin ve kimse bunun üzerinden septuaginta gibi bir maceraya kalkışmasın. 


habil ademoğlu 24/01/2026

23 Ocak 2026 Cuma

allah tevrat'ı tasdik ediyor mu etmiyor mu?

TASDİK NE DEMEKTİR? 

biz yarattık sizi, hala tasdik etmeyecek misiniz? (vakıa 56:57)

allah’a karşı yalan uyduran ve doğru kendisine geldiği halde onu tekzip edenden daha zalim kim vardır? cehennemde kafirler için yer yok mu? (zümer 39:32)

doğruyu getiren ve onu tasdik edenler muttakilerdir. (zümer 39:33)

o ne tasdik etti ne de yöneldi velakin tekzip etti ve yüz çevirdi. (kıyame 75:31-32)

iffetini titizlikle koruyan imran kızı meryem’i de örnek verdi. biz ona ruhumuzdan üfledik; o da rabbinin kelimelerini ve kitaplarını tasdik etti. meryem, içtenlikle itaat edenlerden biriydi. (tahrîm 66:12)


​musaddikan lima meakum (bakara 2:41)
​musaddikun lima meahum (bakara 2:89)
​musaddikan lima meahum (bakara 2:91)
​musaddikan lima beyne yedeyh (bakara 2:97)
​musaddikun lima meahum (bakara 2:101)
​musaddikan lima beyne yedeyh (âl-i imrân 3:3)
​musaddikan (âl-i imrân 3:39)
​musaddikan lima beyne yedeyye (âl-i imrân 3:50)
​musaddikun lima meakum (âl-i imrân 3:81)
​musaddikan lima meakum (nisâ 4:47)
​musaddikan lima beyne yedeyh (mâide 5:46)
​musaddikan lima beyne yedeyh (mâide 5:48)
​musaddikun ellezi beyne yedeyh (en'âm 6:92)
​tasdikellezi beyne yedeyh (yûnus 10:37)
​tasdika'llezi beyne yedeyh (yûsuf 12:111)
​musaddikan lima beyne yedeyh (fâtır 35:31)
​kitabun musaddikun (ahkâf 46:12)
​musaddikan lima beyne yedeyh (ahkâf 46:30)

ey israiloğulları, yanınızdaki kitabı tasdik eden bu kuran’a iman edin ve sakın onu inkar edenlerin ilki olmayın. (bakara 2:41)

​ne zaman ki onlara allah katından ellerindekini tasdik eden bir kitap geldi, daha önce gerçekleri örtenlere karşı zafer isterlerken onu tanıdılar ama yine de inkar ettiler. (bakara 2:89)

​bu kuran, yanınızda olanı tasdik eden gerçek bir kitaptır. (bakara 2:91)

​de ki: kim cebrail’e düşmansa bilsin ki o, allah’ın izniyle kuran’ı kendinden öncekileri tasdik edici bir rehber ve müjde olarak senin kalbine indirmiştir. (bakara 2:97)
​onlara allah katından yanlarındakini tasdik eden bir elçi geldiğinde, kitap verilenlerin bir kısmı sanki hiç bilmiyorlarmış gibi allah’ın kitabını arkalarına attılar. (bakara 2:101)

​o, sana bu kitabı hak ile kendinden öncekileri tasdik edici olarak indirdi; nitekim tevrat ve incil’i de o indirmişti. (âl-i imrân 3:3)

​melekler ona: "allah sana, allah’tan bir kelimeyi tasdik edecek olan yahya’yı müjdeliyor" dediler. (âl-i imrân 3:39)

​benden önceki tevrat’ı tasdik etmek ve size yasaklanan bazı şeyleri helal kılmak için gönderildim. (âl-i imrân 3:50)

​allah peygamberlerden söz almıştı: "size kitap ve hikmet verdikten sonra yanınızdakini tasdik eden bir elçi gelirse ona mutlaka inanacak ve yardım edeceksiniz." (âl-i imrân 3:81)

​ey kitap verilenler! bazı yüzleri silip arkalarına çevirmeden önce, yanınızdakini tasdik etmek üzere indirdiğimiz kitaba iman edin. (nisâ 4:47)

​onların ardından meryem oğlu isa’yı, kendinden önceki tevrat’ı tasdik edici olarak gönderdik. (mâide 5:46)

​sana da kendinden önceki kitapları tasdik eden ve onları koruyup denetleyen bu kitabı hak ile indirdik. (mâide 5:48)

​bu kuran, şehirlerin anası olan mekke halkını ve çevresindekileri uyarman için indirdiğimiz, kendinden öncekileri tasdik eden mübarek bir kitaptır. (en'âm 6:92)

​bu kuran allah’tan başkası tarafından uydurulmuş olamaz; o ancak kendinden öncekilerin tasdiki ve ilahi hükümlerin açıklanmasıdır. (yûnus 10:37)

​kuran uydurulmuş bir hikaye değildir; aksine kendinden öncekilerin bir tasdiki ve her şeyin ayrıntılı açıklamasıdır. (yûsuf 12:111)

​sana vahyettiğimiz bu kitap, kendinden öncekileri tasdik eden mutlak gerçektir. (fâtır 35:31)

​ondan önce bir rehber ve rahmet olan musa’nın kitabı vardı; bu ise haksızlık edenleri uyarmak için gönderilen, önceki kitapları tasdik eden arapça bir kitaptır. (ahkâf 46:12)

​ey kavmimiz! biz musa’dan sonra indirilen ve kendinden öncekileri tasdik eden bir kitap dinledik; o gerçeğe ve dosdoğru yola iletiyor. (ahkâf 46:30)

KURAN NEDEN MECUSİLERDEN BAHSETTİĞİ HALDE ONLARIN KUTSAL KİTABI AVESTA’YI TASDİK ETMİYOR? 

şüphesiz o iman edenler, yahudi olanlar, sabiiler, hristiyanlar, mecusiler ve allah’a ortak koşanlar var ya; allah kıyamet günü onların aralarında hükmünü verecektir. çünkü allah her şeye şahittir. (hac 22:17)

allah, avesta'yı tasdik ediyorum demiyor 18 defa.

allah, avesta'ya niye uymuyorsunuz demiyor.

allah, avesta ehli onunla hükmetsin demiyor.

allah, avesta'yı biz indirdik, onda hidayet ve nur vardır demiyor.

allah, avesta'yla hükmetmeyenler fasıklar ve zalimlerdir demiyor.

allah, avesta’nın içinde allah'ın hükmü bulunur demiyor.


KURAN NEDEN YAHUDİLERDEN BAHSETTİĞİ HALDE ONLARIN HADİS KİTABI OLAN TALMUD’U TASDİK ETMİYOR? BİLAKİS LANETLİYOR? 

allah, talmud’u tasdik ediyorum demiyor 18 defa.

allah, talmud’a niye uymuyorsunuz demiyor.

allah, talmud ehli onunla hükmetsin demiyor.

allah, talmud’u biz indirdik, onda hidayet ve nur vardır demiyor.

allah, talmud’la hükmetmeyenler fasıklar ve zalimlerdir demiyor.

allah, talmud’un içinde allah'ın hükmü bulunur demiyor.


yanlarında içinde allah’ın hükmü bulunan tevrat varken, nasıl oluyor da seni hakem tayin ediyorlar ve sonra da verdiğin hükümden yüz çeviriyorlar? aslında onlar inanmış kimseler değillerdir. (mâide 5:43)

biz, içinde bir hidayet ve nur olan tevrat’ı indirdik. kendilerini allah’a teslim etmiş peygamberler, yahudiler hakkında onunla hüküm verirlerdi. kendilerini allah’a adamış bilgeler ve din alimleri de allah’ın kitabını korumakla görevlendirildikleri için onunla hükmederlerdi ve buna şahittiler. o halde insanlardan korkmayın, benden korkun; benim ayetlerimi az bir bedel karşılığında satmayın. allah’ın indirdiğiyle hükmetmeyenler, işte onlar kafirlerin ta kendileridir. (mâide 5:44)

o peygamberlerin izinden, kendinden önceki tevrat’ı tasdik edici olarak meryem oğlu isa’yı gönderdik. ona hidayet ve nur içeren, önündeki tevrat’ı tasdik eden, allah’tan korkanlar için bir rehber ve öğüt olan incil’i verdik. (mâide 5:46)

​incil ehli de allah’ın onda indirdiği hükümlerle hükmetsin. allah’ın indirdiğiyle hükmetmeyenler, işte onlar yoldan çıkmış fasıkların ta kendileridir. (mâide 5:47)

eğer onlar tevrat’ı, incil’i ve rablerinden kendilerine indirileni hakkıyla uygulasalardı, hem üstlerindeki hem de ayaklarının altındaki nimetlerden yerlerdi. içlerinde aşırılığa kaçmayan dengeli bir grup var ama çoğunun yaptıkları ne kötüdür! (mâide 5:66)

de ki: "ey kitap ehli! tevrat’ı, incil’i ve rabbinizden size indirileni hakkıyla uygulamadıkça hiçbir temeliniz (değeriniz) yoktur." rabbinden sana indirilenler, onlardan çoğunun azgınlığını ve küfrünü artıracaktır; o halde o kafirler topluluğu için üzülme. (mâide 5:68)

sonra arkalarından birçok resulumuzu gönderdik. meryem’in oğlu isa mesih’i de gönderdik. ona incil’i verdik. ona tabi olanların kalbine şefkat ve merhamet koyduk. uydurdukları ruhbanlığı biz onlara emretmemiştik. allah rızası için bunu uydurdular ama icat ettikleri şeye hakkıyla uymadılar. onların içlerinden iman edenlere ücretlerini verdik fakat çoğu fasıktır. (hadid 57:27)

de ki: "eğer iddianızda samimiyseniz, allah katından bu ikisinden (kuran ve tevrat) daha doğru, bana rehberlik edecek bir kitap getirin de ona uyayım!" (kasas 28:49)

eğer bu çağrına cevap veremezlerse, bil ki onlar sadece kendi hevalarına tabi olmuşlardır. allah’tan bir rehber olmaksızın, kendi hevasının peşinden gidenden daha sapık kim olabilir? allah, zalimleri doğru yola iletmez. (kasas 28:50)

inkar edenler dediler ki: "biz ne bu kuran'a inanırız ne de ondan önce gelen kitaplara!" o zalimler rablerinin huzurunda tutuklanıp birbirlerine suç atarlarken bir görsen; güçsüz bırakılanlar büyüklük taslayanlara, "siz olmasaydınız biz kesinlikle iman edenlerden olurduk" derler. (sebe 34:31)

senden önce de nice peygamberler yalanlanmıştı; ama onlar yalanlanmalarına ve eziyet edilmelerine rağmen direnip sabrettiler, sonunda yardımımız onlara ulaştı. allah'ın kelimelerini hiç kimse değiştiremez. nitekim o peygamberlerin haberlerinden bir kısmı sana da ulaştı. (enam 6:34)

​rabbinin sözü hem doğruluk hem de adalet bakımından tamamlanmıştır. onun sözlerini hiç kimse değiştiremez. o, her şeyi işitendir, her şeyi bilendir. (enam 6:115)

​rabbinin kitabından sana vahyedileni oku; o’nun sözlerini hiç kimse değiştiremez. ondan başka sığınılacak hiçbir yer bulamazsın. (kehf 18:27)

biz musa’ya hidayeti verdik, israiloğullarını da kitab’a mirasçı kıldık. (mümin 40:53)


habil ademoğlu 24/01/2026

mescid-i aksa ve isra miraç

İSRA SURESİ
bismillahirrahmanirrahim: 

1-) kendisine bazı ayetlerimizi gösterelim diye, kulunu geceleyin mescid-i haram’dan, çevresini bereketli kıldığımız mescid-i aksâ’ya yürüten (allah), her türlü eksiklikten münezzehtir. şüphesiz o, işitendir, görendir.

2-) musa’ya kitabı verdik ve onu, “benden başkasını vekil edinmeyin” diye israil oğulları için bir hidayet rehberi kıldık.

3-) ey nuh ile birlikte taşıdıklarımızın soyundan gelenler! şüphesiz o, çok şükreden bir kuldu.

4-) israil oğullarına kitapta şu hükmü bildirdik: “yeryüzünde iki defa mutlaka bozgunculuk çıkaracaksınız ve büyük bir kibirle mutlaka azgınlık edeceksiniz.”

5-) bunlardan ilki geldiğinde, üzerinize çok güçlü kullarımızı gönderdik; evlerin arasına kadar girdiler. bu, yerine getirilmiş bir vaatti.

6-) sonra onlara karşı size tekrar üstünlük verdik; mallarla ve oğullarla sizi destekledik ve sayıca sizi daha çok kıldık.

7-) iyilik ederseniz kendinize iyilik etmiş olursunuz; kötülük ederseniz yine kendinizedir. ikinci vaadin vakti geldiğinde, yüzlerinizi kara çıkarsınlar, ilk girdikleri gibi mescide girsinler ve ele geçirdiklerini tamamen yerle bir etsinler diye (yaptık).


ilk 7 ayetin bağlamı hz musa ve israiloğulları mı yoksa hz muhammed ve miraç mı? 

1-) kendisine bazı ayetlerimizi gösterelim diye, kulunu geceleyin mescid-i haram’dan, çevresini bereketli kıldığımız mescid-i aksâ’ya yürüten (allah), her türlü eksiklikten münezzehtir. şüphesiz o, işitendir, görendir.

2-) musa’ya kitabı verdik ve onu, “benden başkasını vekil edinmeyin” diye israil oğulları için bir hidayet rehberi kıldık.

arkadaşlar ayetin bağlamı hz musa ve israiloğullarıdır. konunun hz muhammed ile hiçbir alakası yoktur. dikkat edin. 

mescid-i aksa ne zaman inşa edildi? 

emeviler inşa etti. hz muhammed hayattayken mescid-i aksa yoktu. 

yürütülen kul ve gösterilen ayetler nelerdir? 

yürütülen kul hz musa’dır. gösterilen ayetler de sopanın yılana dönüşmesi ve elinin beyaz olmasıdır. allah, hz musa gece yürürken ona ateşin içinden konuşmuş ve ayetlerini göstermiştir. 


hz musa mescid-i haram’dan mescid-i aksa’ya gitmiş olabilir mi? 

tevrat, şemot 5:1 ayetinde hz musa firavun’a diyor ki bizi bırak çöle gidip haccedelim. ayette ibranice veyohiggoli ifadesi geçmektedir. hac kelimesi burdan gelir. ayrıca hz musa’nın kayınbabası da musa’ya 8 hac yılı benimle kal demiştir. kasas 27 semaniye hicec…

hz musa zamanında mescid-i aksa var mıydı? 

hayır, bugünkü anlamıyla mescid-i aksa ne hz musa ne hz muhammed zamanında vardı. 

o halde mescid-i aksa ile kastedilen nedir? 

arkadaşlar petra yazımızı okuduysanız tüm bu yaşanan olayların petra ve çevresinde geçtiğini anlamış olurdunuz. ebul velid el ezraki (ilk islam tarihçilerinden) sayfa 389’da şöyle demektedir: 


mescid-i haram ile mescid-i aksa’nın inşası arasında 40 yıl mı var? nee? evet arkadaşlar muhtemelen bu bilgi doğru. hz ismail bu iki mescidi inşa ediyor ama petra’da inşa ediyor. devam edelim sayfa 391’de şöyle yazıyor:


hz musa’nın tur dağıyla ilişkisini biliyorsunuz. hz muhammed ve sahabeleri de tur dağını biliyor. kuran tin suresinde tur dağının sina çölünde olduğunu zaten söylüyor. (ve turi sinin ayeti) tur dağı, sina çölü, mescid-i haram, mescid-i aksa hepsi petra coğrafyasındadır. devam edelim sayfa 530’ta şöyle yazmaktadır:


mescid-i aksa uzak mescid demektir. cirane vadisindedir. bugünkü mescid-i aksa ile hiçbir alakası yoktur. kabe petradan bugünkü mekke’ye taşınınca insanlar bu bahsedilen mescid-i aksa neresidir diye düşündüler ve olsa olsa emevilerin inşa ettiği bizden uzaktaki şu mescidtir dediler ve öyle kaldı. 


arkadaşlar gerçek mescid-i aksa, petra’nın dışında yer alan musa pınarı adı verilen mescidtir. burası haram bölgesine 8 km uzaktadır. hacılar haram bölgesine girmeden önce burada yıkanırlardı. 

ümmi seleme anlatıyor: peygamber’in şöyle dediğini işittim: kim umre ya da hac niyetiyle mescid-i aksâ’dan ihrama girer ve mescid-i haram’a doğru yola çıkarsa, allah onun geçmiş günahlarını bağışlar. (ebu davud 1741)

habil ademoğlu 23/01/2026

kuran spermin nerede üretildiğini bilmiyor mu?

​1-) gökyüzüne ve tarık'a andolsun
2-) tarık'ın ne olduğunu sen ne bileceksin?
3-) o, delen bir yıldızdır
4-) hiçbir nefis yoktur ki başında bir gözetleyen olmasın
5-) öyleyse insan neyden yaratıldığına bir baksın
6-) o, atılan bir sudan yaratıldı
7-) o, sulb ile teraib’ten çıkar
8-) şüphesiz ki allah, onu tekrar döndürmeye kadirdir
9-) bütün sırların ortaya döküleceği gün
10-) artık o gün insan için ne bir güç vardır, ne de bir yardımcı
11-) dönüş sahibi göğe andolsun
12-) yarılan yeryüzüne andolsun
13-) şüphesiz bu, hak ile batılı ayıran bir sözdür
14-) o, asla bir şaka değildir
15-) onlar bir tuzak kuruyorlar
16-) ben de bir tuzak kuruyorum
17-) sen kafirlere mühlet ver, onları kendi hallerine bırak.

rasulullah’a testislerimizi kesip hadım olalım mı diye sorduk. bizi bunu yapmaktan men etti. (buhari 5071)

erkeğin yumurtaları sayende meni salgılanır ve üreme gerçekleşir. onun için eğer bir kişi başkasının iki yumurtasına da zarar verirse tam diyet ödemelidir. eğer bir yumurtaya zarar verirse yarım diyet ödemelidir. (mebsut 26/110)

araplar spermin testiste oluştuğunu gayet iyi biliyorlardı. o zaman ayet ne anlatıyor?

maturidi tefsirinde ebubekir el esam, sulb’un erkekten teraib’in kadından kinaye olduğunu söylemektedir. sulb erkeğin bir parçasıdır. erkeğin vücudunun bir parçası zikredilip vücudunun tamamı kastedilmiştir. 

parça bütün ilişkisine dair örnekler:

1-) ahzab suresi ilk ayette allah müminlerden sadece bir kişiye hitap eder ama müminlerin tamamını kasteder.

2-) nisa suresi 23.ayette erkeğin sulbu (omurgası) zikredilir ama bütün vücudu kastedilir. 

3-) bakara suresi 144.ayette yüzünüzü kıbleye çevirin derken vücudumuzun sadece bir parçası zikredilir ama tüm vücudumuz kastedilir.

4-) kasas suresi 88.ayette allah’ın sadece yüzü zikredilir ama allah’ın tamamı kastedilir. 

5-) veya tam tersi, bütün zikredilip parça kastedilir mesela bakara suresi 19.ayette parmaklarını kulaklarına tıkamaktan bahsedilir. insan 10 parmağını da kulağına sokamaz sadece 2 tanesini kulağına sokabilir. 

6-) yusuf suresi 82.ayette şehre sor denilmektedir. şehire ve binalara soru sorulmaz. şehre sormaktan kasıt onun içinde yaşayan insanlara sor demektir.

7-) soba yanıyor cümlesinde kastedilen sobanın içindeki odunların yanmasıdır. 

peki min beyne edatı (arasından) ne anlama geliyor? 

وَحَكَى الْفَرَّاءُ أَنَّ مِثْلَ هَذَا يَأْتِي عَنِ الْعَرَبِ؛ وَعَلَيْهِ فَيَكُونُ مَعْنَى (مِنْ بَيْنِ الصلب): من الصلب

​1-) ferrâ'nın (ö.822) tespiti: ferrâ, arap dilinde "arasından" (min beyni) ifadesinin bazen doğrudan "içinden" (min) manasında kullanıldığını söyler.

2-) nahl 66 örneği: "mimmâ fî butûnihî min beyni fersin ve demin" (fışkı ile kan arasından) ayeti bu dil kuralının en büyük delilidir. süt, kanın ve fışkının fiziksel olarak ortasındaki bir boşluktan değil, o maddelerin içindeki besinlerden süzülerek çıkar.

3-) min beyni sulb ve teraib ifadesi bel ile omurga arasından çıkar demek değildir. erkeğin ve kadının içinden çıkar demektir. 


habil ademoğlu 23/01/2026

22 Ocak 2026 Perşembe

kadının şahitliği yarım mı?

allah bakara suresi 282.ayette borçlarınızı yazarken 2 erkek şahit tutun eğer 2 erkek şahit yoksa 2 kadın şahit tutun demiştir. (biri unutursa diğeri hatırlatsın diye 2 şahit) iki kadına ilaveten 1 de erkek şahit istemiştir. şahitler çağırıldıkları zaman kaçınmasınlar demiştir.


bu ayetten hareketle bazı insanlar kadının şahitliği yarımdır diye bir şey uydurmuşlardır. 


1-) allah, eğer 1 erkek bulamazsanız onun yerine 2 kadın şahit bulun mu diyor? hayır. 


2-) allah, kadınların şahitliği yarımdır diye bir cümle mi kurmuş? hayır.


3-) allah, kadınların şahitliği her konuda yarımdır demeyi unutmuş mu? haşa. 


4-) ayetin bağlamı ve ana konusu kadınların şahitliği mi yoksa borç meselesi mi? 


5-) allah, eğer iki erkek şahit yoksa iki kadın şahit olsun demiyor mu?


6-) allah, şahitlerden biri unutursa diğeri hatırlar bunun için 2 kişi şahit olsun demiyor mu?


7-) allah, bir erkek bulamazsanız onun yerine iki kadın şahit tutun demiyor. dikkat edin. iki erkek şahit bulamazsanız iki kadın şahit bulun diyor. doğru değil mi? 


8-) allah neden iki kadın şahidin üstüne bir de erkek şahit diyor? zaten erkek şahit bulamadık diye kadın çağırmadık mı?  


9-) allah, şahitler çağrıldığında kaçmasınlar niye diyor? şahitler çağırıldığı zaman neden kaçsınlar ki? çünkü korkmuş olabilirler. şahitlik yapmak zor bir iştir. şahsen kimse buna gönüllü olmak istemez. bunun için kadınlara ilaveten 1 erkek şahit isteniyor olabilir.  


10-) her şey güvenlik için. her şey borçlunun hakkını korumak için. borç unutulup gitmesin, tatsızlık yaşanmasın, korkuyla şahitlikten vazgeçilmesin.


11-) allah’ın yapın dediği her şey emir değildir, allah’ın yapılmasını istediği bazı şeyler tavsiyedir. iki kadın şahide ilaveten bir de erkek şahit olsun ne olur ne olmaz anlamında bir tavsiyedir şahsi kanaatim. esasen borcu yazmak bile farz değildir. bakara 282 tamamen allah’tan bize bir tavsiyedir.


12-) bu ayet öyle istismar edilmiştir ki kadın yarı insan yerine konulmuştur. 



kadınların şahitliği yarımdır çünkü akılları eksiktir. (buhari 304)


kadının şahit olmaması gerekir çünkü peygamber kadınların aklı ve dini eksiktir demiştir. sadece kadınlara özgü hallerle alakalı tek bir kadının şahitliği geçerlidir fakat şafi’ye göre bütün durumlar için kadının şahitliği erkeğin yarısı kadardır. (mebsut 16/216-217)


kadının canı erkeğin canının yarısı kadar değerlidir. bu konuda icma vardır. bir erkek öldürülürse 100 deve diyet ödenir. bir kadın öldürülürse 50 deve diyet ödenir. yaralanmalarda da böyledir. alimler kan parasının sadece hayvanla mı yoksa parayla mı ödeneceği konusunda ihtilaf etmişlerdir. (mebsut 26/118-123)


​1-) madem kadının şahitliği yarımdır, o halde allah neden “karım zina etti ben şahidim.” diyen kocanın şahitliğini esas almıyor? neden erkek ve kadın bu durumda lanetleşiyorlar? neden erkeğin şahitliği ile kadının şahitliği bir tutuluyor? 


eşlerine zina isnat edip de kendilerinden başka şahitleri olmayanlara gelince, onların her birinin şahitliği; kendisinin doğru söyleyenlerden olduğuna dair, allah adına dört defa yemin ederek şahitlik etmesi, beşinci defada da; eğer yalancılardan ise, allah’ın lanetinin kendi üzerine olmasını ifade etmesiyle yerine gelir. (nur 24:6-7)


iftiraya uğrayan kadının dört kere, kocasının yalan söyleyenlerden olduğuna allah’ı şahit göstermesi kendisini ceza görmekten kurtarır. kadının beşinci şahitlik ifadesi, “eğer kocası doğru söyleyenlerden ise kendisinin allah’ın gazabına uğramayı dilemesi” olacaktır. (nur 24:8-9)


2-) madem 2 kadın = 1 erkek kuralı genel bir ilkedir, o halde allah zina gibi en ağır suçlarda neden 4 erkek şahit bulamıyorsanız "8 kadın getirin" demiyor?


3-) madem kadının mahkemedeki beyanı hafıza veya başka gerekçelerle yarım sayılıyor, o halde sünniler neden dinin ve fıkhın neredeyse yarısını tek bir kadından, hz. aişe'den gelen rivayetlerle inşa ettiler? dini hüküm bildirmek, mahkemede şahitlik yapmaktan daha mı önemsiz ki orada kadının tek başına beyanı koca bir ümmeti bağlayabiliyor?


​4-) başı taşla ezilen bir kadının ölmeden önce katilini tek bir işaretiyle göstermesi üzerine hz. peygamber'in o adamı öldürtmesini (kısas yapmasını) nasıl açıklıyorsunuz? ölüm gibi geri dönüşü olmayan bir konuda, tek bir kadının beyanıyla nasıl hüküm veriliyor?


bir yahudi, cariyesinin başını taşla ezdi. kadın can çekişirken insanlar onu görüp seni falan mı öldürdü filan mı öldürdü diye sürekli sordular. her defasında kadın hayır diye işaret etti. en son onu öldüren yahudinin ismini andıklarında kadın başıyla onayladı. bunun üzerine yahudi yakalanıp kısas edildi. kafası iki taş arasında ezildi. (mebsut 26/181-183)


5-) yine hadislerden biliyoruz ki peygamber tek bir kadının şahitliğini kabul edip süt kardeşi olan iki kişinin evlenmesine engel olmuştur. (buhari 88, 2052, 2640, 5104)


habil ademoğlu 22/01/2026

PDF LİNK

gerçek kabe petra'da olabilir mi?

YESRİP (MEDİNE) ŞEHRİNİN VARLIĞINA DAİR TARİHİ KANITLAR NELERDİR? 

1-) nebonidus silindirinde yatribu şeklinde geçiyor, m.ö.550.
2-) antik maʿīn kenti yakınındaki mina yazıtında ytrb olarak geçiyor, m.ö.500’ler.
3-) batlamyus’un coğrafya adlı eserinde iathrippa olarak geçiyor, m.s.200’ler.
4-) stephanus byzantinus’ta iathrippa olarak geçiyor, m.s.600’ler.
5-) sabe hükümdarı abraha’nın yazıtında ytrb olarak geçiyor, m.s.500’ler.
6-) tabuk yakınlarında bulunan tarihi meçhul nabatî yazıtta yeşrib ismi geçiyor:


MEKKE’NİN KADİM BİR ŞEHİR OLDUĞUNA DAİR TARİHİ KANITLAR NELERDİR? 

sıfır. evet sıfır. mekke adının geçtiği ilk kaynak 741 yılına aittir. mekke’den daha önemsiz olan yesrip ise milattan önce 550 yılına ait kaynakta görülmektedir.

habdelmele [abdülmelik] krallığının kontrolünü üstlendi ve 20 yıl hüküm sürdü. hükümdarlığının ilk yılında ordusunu abdella'ya [abdullah bin ez-zübeyr] karşı savaşmaya yönlendirdi ve sonunda macca'ya [mekke] kadar gitti. saldırı başlatıldığında kral abdella, tahihie [haccac bin yusuf] adlı ordu lideri tarafından öldürüldü. ve abdella'nın kesik başı, ordu lideri aiaie [haccac bin yusuf] tarafından şam'da kral maroan'ın oğlu habdelmele'ye sunuldu. (bizans arap kroniği) 

mekke’den daha önemsiz bir şehir olan medine’ye ait 6 tane tarihi kayıt varken mekke’ye dair niçin bir tane bile kanıt yok? tam tersi olması gerekmez miydi? burada bir tuhaflık yok mu? 

MEKKE OLDUĞU İDDİA EDİLEN MACORABE:

batlamyus medine’nin yerini doğru verirken ne hikmetse mekke’yi bugünkü yerinde çizememiş onun ters istikametinde çizmiş. mekke’den daha önemsiz yerler doğru çizilirken mekke gibi önemli bir şehir yanlış çiziliyor. burda bir tuhaflık yok mu?

bazı makalelerde macoraba’nın mekke olduğu iddia ediliyor ve batlamyus’un haritasına müdahale ediliyor. matematiksel yöntemler kullanarak mekke’nin konumunu düzelttiklerini söylüyorlar. 

flocking ve triangle adını verdikleri yöntem şu şekilde çalışıyor: şehirleri üçer üçer batıya kaydırıyorlar ve bilgisayar tahminiyle konumları yeniden belirliyorlar. 

batlamyus haritasında mekke, medine’nin bariz bir şekilde güneydoğusunda kalmaktadır. gerçekte ise mekke, medine’nin tam güneyindedir. makale bu temel "yön" hatasını basit bir "ölçek" hatasıymış gibi gösterip, koordinatları daraltarak mekke'yi olması gereken boylama (batıya) zorla kaydırmaktadır.

KABE’NİN YERİNDEN ŞÜPHE EDEN OLMUŞ MU?

KABE’Yİ KİM GÜNEYE TAŞIDI?

romalıların 61. hükümdarı. iustinianus [ii. iustinianus (685-695 ve 705-711)] senato tarafından krallığın başına getirildi. genç moabia [ii. muaviye] öldükten sonra tüm eyaletlerin orduları kendileri için iki lider seçti: biri abdella [abdullah bin ez-zübeyr], diğeri ise maroan [i. mervan (684-685)] idi. abdella herkesin rızasıyla princeps seçilirken maroan, abdella tarafından almidina [medine] sınırlarından zalimce sürüldü. ancak bir süre sonra yönetim makamına taşındı. iki taraf birbirlerine karşı sürekli savaş yürüttü. (bizans arap kroniği) 

taif’te bulunan bir yazıtta kabe’nin hicri 78 senesinde inşa edildiği yazmaktadır. kabe’nin abdullah bin zübeyr tarafından emevi zulmünden kurtulmak için bugünkü mekke’de inşa edildiği söylenmektedir. 


UMMULKURA NE DEMEKTİR? 

bu indirdiğimiz kitap mübarektir, öncekileri tasdik eder, ummulkura ve çevresini uyarman için indirdik. ahirete ve kuran’a iman edenler salatlarını koruyan kimselerdir. (enam 6:92)

ummulkura şehirlerin anası demektir. yunanca karşılığı metropolis kavramıdır. meter anne, polis ise şehir anlamına gelir.

petra arap bölgesinin başkenti idi. bizans döneminde kurulan palestina 3 (palestina salutaris / tertia) eyaletinin başkenti yine petraydı. 

yukarıdaki yazıt petra’da bulunmuştur ve yunanca “metropolis petra” yazmaktadır. metropolis = ummulkura.

PETRA’DA HAYAT VAR MIYDI? 

1993 yılına kadar akademi camiasında petra hayalet şehir sanılıyordu ancak petra’daki bir kilisede yanmış halde bulunan 140 adet papirüste bölgenin 593 yılında bile aktif olduğu belgelendi. papirüslerin şehre yapılan bir saldırıda yanmış olduğu düşünülüyor.


PETRA GÜVENLİ BİR YER Mİ?

çevrelerindeki insanlar kapılıp götürülürken, bizim, onların yurtlarını saygın ve güvenlikli bir yer kıldığımızı görmediler mi? onlar hâlâ batıla inanıyorlar da allah’ın nimetini inkar mı ediyorlar? (ankebut 29:67)

petra savunulması kolay, kayalık, girişi dar bir bölgedir. bölge öylesine korunaklıdır ki keşfedilmesi ancak 1800 yılında mümkün olmuştur. 

johann ludwig burckhardt (ö.1817) tevrat’ta bahsedilen sela’nın petra olduğunu söylemiştir. ayrıca johann ludwig kayıp petra şehrini 1812 yılında bulan kişidir. 


petra’nın ne kadar güvenli bir şehir olduğunu ortadoğunun ortasında olmasına rağmen ancak 1800 yılında keşfedilmesinden anlayabilirsiniz.

tine ve zeytine andolsun, tur dağına ve sina’ya andolsun, bu güvenli beldeye andolsun. (tin 95:1-3)

İKİ BÜYÜK ŞEHİR NERESİDİR?

bu kuran iki büyük şehirden herhangi bir adama indirilseydi ya dediler. (zuhruf 43:31)

petra’ya yakın olan iki büyük roma şehri kudüs ve şam’dır. müşrikler hz muhammed aleyhisselama: “nebi olduğunu iddia ediyorsun ama nebi dediğin ya kudüs gibi köklü bir yerde çıkar ya da şam gibi büyük bir yerde çıkar, senin gibi hakir birini kabul etmiyoruz.” demek istemişlerdir. arabistan’da büyük olan hiçbir şehir yoktu. 

AKŞAM SABAH ORDAN GEÇERSİNİZ NE DEMEK?

lut bizim elçimizdi. hani onu ve ailesini tamamen kurtarmıştık. ancak geride kalanlar içinde bulunan yaşlı bir kadın müstesna. sonra diğerlerini tamamen helak ettik. muhakkak siz onların üzerinden sabah vakti geçersiniz. geceleyin de. hâlâ akletmez misiniz? (saffat 37:133-138)

petra, lut gölüne çok yakındır. sodom ve gomora’ya yakındır. gerçekten oradan sabah ve akşam geçmek mümkündür. allah kuran’da örnek verirken her zaman yakın çevreden örnek verir. mesela deveye bakmaz mısınız? diye sorar, penguenden misal getirmez. izmir’de yaşayan adama kars’tan örnek getirilmez. izmir kars arası kuş uçuşu 1150km’dir. mekke ile lut gölü arası kuş uçuşu 1250 km’dir


EKİN BİTMEZ VADİ NE DEMEK?

rabbimiz! ben zürriyetimden bir kısmını, senin muhterem evinin yanında, ekin bitmez bir vadiye yerleştirdim. rabbimiz! namazı dosdoğru kılsınlar diye. artık sen insanların kalplerinden bir kısmını onlara meylettir; ve onları bazı meyvelerle rızıklandır; tâ ki şükretsinler. (ibrahim 14:37) 

gerçekten petra’nın ortasındaki vadi, ekin bitmez bir vadidir. 


MEKKE’NİN KELİME ANLAMI NEDİR?

mekke akad dilinde kaya anlamına gelir. 
petra yunan dilinde kaya anlamına gelir. 
sela ibrani dilinde kaya anlamına gelir. 


petra = mekke = sela üç kelimenin anlamı aynıdır. 

mısırlıların amarna mektuplarında ve kampanya yazıtlarında petra şehrinin adı sela ve seir olarak geçmektedir. 

petra çok eski zamanlardan beri sela olarak bilinirdi. 
mısırlıların amarna mektupları bunun kanıtıdır. 

PARAN ÇÖLÜ NEREDE? SELA NEREDE? SİNA NEREDE? 

ismail büyürken tanrı onunla birlikteydi. o, çölde yaşadı ve okçu oldu. paran çölü’nde yaşadı, annesi ona mısır’dan bir kız aldı. (bereşit 21:21)

bunun üzerine israiloğulları yola çıkma düzenine göre sina çölü’nden ayrıldılar ve bulut paran çölünde durdu. (bamidbar 10:12)

yahve sina’dan geldi, onların üzerine ışığını seir’den saçtı. görkem içinde paran’ın dağlarından parladı, (devarim 33:2)

bildirildiğine göre allah, musa peygambere tur-i sina üzerinde vahyetmiştir. hz isa peygambere saura dağı üzerinde vahyetmiştir. peygamber muhammed’e faran dağı üzerinde vahyetmiştir. haberde belirtildiğine göre musa “rabbim bana tur-i sina dağından geldi.” demiştir. isa peygambere vahiy saura dağından inecektir. hz muhammed’e vahiy faran’dan gelecektir. (maturidi tefsiri)

tine ve zeytine andolsun, tur dağına ve sina’ya andolsun, bu güvenli beldeye andolsun. (tin 95:1-3)

bazıları dediler ki: tur-i sinin, sinin denilen yerdeki bir dağdır. (maturidi tefsiri)

vahidi şöyle der: evla olan, "sînîn" kelimesinin, tur dağının bulunduğu yerin adı olmasıdır. sonra bu yer, güzelliğinden veya mübarek oluşundan ötürü sînîn ve sînâ adını almıştır. (fahrettin razi)

incir ve zeytinin yetiştiği yer ibrâhim’in hicret ettiği ve isâ’nın doğup büyüdüğü bölgedir. tur, musa’ya seslenilen mekân, mekke ise peygamber’in doğduğu ve gönderildiği yerdir. (zemahşeri)

ibn abbas’a bu sûrenin açıklamasını sorduğumuzda şöyle dedi: “tin’e ve zeytun’a andolsun!” ayetindeki tin şam beldeleri, zeytun ise filistin beldeleridir. “andolsun tur-i sina’ya” ayetindeki sina dağı, yüce allah’ın musa’yla konuştuğu dağdır. “ve şu emin beldeye” ayetindeki beldeden kasıt mekke’dir. (suyuti tefsiri)

anladığım kadarıyla tur dağı sina çölünde, incir ve zeytin akdeniz iklimini anlatıyor, mekke de bu bölgeye yakın. yani tin suresinde birbiriyle bitişik bölgelere yemin ediliyor. allah en iyisini bilendir. 

ancak küçük yaşta olan hadad, babasının hizmetkârlarından bazı edomlularla birlikte kaçmış ve mısır’a gitmişti. onlar midyan’dan yola çıkıp paran’a, oradan da yanlarına adam toplayıp mısır’a, firavun’un yanına gitmişlerdi. firavun ona ev ve toprak vermiş ayrıca erzak sağlamıştı. (1.krallar 11:17-18)

paran çölü, kedar, petra hepsinin birbiriyle alakalı olduğunu düşünüyorum. 


TEVRAT BİZE HZ MUHAMMED’İN SELA’DA GELECEĞİNİ SÖYLÜYOR MÜ? (tevrat, yeşaya 42)

ben yahve’yim. ismim budur. hakkım olan onuru bir başkasının, hak ettiğim övgüleri oyma putların almasına izin vermem! daha önce bildirdiklerim işte gerçekleşti, şimdi de yenilerini bildiriyorum. onları daha gerçekleşmeden size duyuruyorum. ey denize açılanlar ve denizdekilerin hepsi, ey adalar ve üzerinde yaşayan halklar, yeni bir ilahi söyleyin yahve’ye, dünyanın dört köşesinden övgü dolu bir ilahi söyleyin. 

çöl ve içindeki şehirler, kedar’ın [hz ismail’in oğlu] köyleri seslerini yükseltsin. SELA’da yaşayanlar sevinçle haykırsın, dağların tepesinden bağırsınlar. yahve’yi yüceltsinler, adalarda ona övgüler sunsunlar. yahve güçlü bir yiğit gibi çıkacak, bir savaşçı gibi harekete geçmek için can atacak. haykıracak, evet savaş narası atacak, düşmanlarından güçlü olduğunu gösterecek. [savaşçı biri gelecek = hz muhammed]

uzun zaman sessiz durdum, suskun kaldım, kendimi tuttum ama doğuran bir kadın gibi, acıyla inleyip soluk soluğa kalacağım, nefesim kesilecek [uzun süre vahiy gelmemişken parça parça vahiy gelecek sonra yine kesilecek] dağları ve tepeleri harap edeceğim ve üzerlerindeki tüm bitkileri kurutacağım. ırmakları adacıklara döndüreceğim, sazlık gölleri kurutacağım. körleri hiç bilmedikleri bir yolda yürüteceğim. [körler = ümmi araplar] tanımadıkları yollardan geçireceğim. önlerindeki karanlığı aydınlatacağım, engebeli yerleri düzleştireceğim. onlar için bunu yapacağım ve onları terk etmeyeceğim. [gelen vahiy kıyamete kadar artık araplarla beraber olacak]

oyma putlara güvenenler, döküm putlara siz bizim tanrımızsınız diyenler [yani müşrikler] geri çekilecekler ve utançtan yerin dibine girecekler. ey sağırlar dinleyin, ey körler bakın ve görün. benim kulum kör değilse, kim kör? gönderdiğim haberci kadar sağır olan var mı? nimetler tatmış kulum kadar, yahve’nin kulu kadar kör olan var mı? [hz muhammed’in ümmiliği vurgulanıyor]

onlar yanlarındaki tevrat’ta yazılı buldukları ümmi resule tabi olurlar. (araf 7:157) 

MUSA HACCA GİTTİ Mİ? 

hz ibrahim ve hz ismail birlikte petra’da kabe’yi inşa ettikten sonra buraya insanların haccetmek için geldiklerini kuran’dan biliyoruz. bakara 125-129:

hani biz beyti insanlar için bir toplanma yeri ve bir güven yeri kılmıştık. siz de ibrahim’in makamını namaz yeri edinin. ibrahim ve ismail’e, “tavaf edenler, ibadete kapananlar, rükû ve secde edenler için evimi temiz tutun” diye emretmiştik.

hani ibrahim, “rabbim, burayı güvenli bir şehir yap; halkından allah’a ve ahiret gününe iman edenleri çeşitli ürünlerle rızıklandır” demişti. allah da, “inkâr edeni de az bir süre faydalandırırım, sonra onu ateş azabına sürüklerim. ne kötü varılacak yerdir” buyurdu.
hani ibrahim ve ismail evin temellerini yükseltiyorlardı: “rabbimiz, bizden kabul buyur. şüphesiz sen işiten, bilensin.”

“rabbimiz, bizi sana teslim olmuş kimseler kıl; soyumuzdan da sana teslim olmuş bir ümmet çıkar. bize ibadet yollarımızı göster ve tevbemizi kabul et. şüphesiz sen tevbeleri çok kabul eden, çok merhamet edensin.”

“rabbimiz, içlerinden onlara senin âyetlerini okuyacak, onlara kitabı ve hikmeti öğretecek ve onları arındıracak bir peygamber gönder. şüphesiz sen üstün olan, hüküm ve hikmet sahibi olansın.

hz musa’nın haccı bildiğini kuran yine bize haber ediyor:

bana 8 hac boyunca hizmet etmene karşılık şu iki
kızımdan birini sana nikahlamak istiyorum. (kasas
28:27)

hz musa’nın haccı bildiğini tevrat da bize haber ediyor:

firavuna dediler: halkımı bırak gidelim çölde hac
yapacağız. (şemot 5:1) [veyahogguli bamidbar]

halbuki israiloğulları çöldeyken bir tapınakları yoktu ki haccetsinler:

israiloğullarını mısır'dan çıkardığım günden beri bir
beytte oturmadım. çadırlarda dolaştım. (2.samuel 7:6)

musa aleyhisselamın 1000 km güneydeki bir yere halkıyla birlikte gidip haccetmesi, hz ibrahim’in 1000 km güneye gidip gelmesi çok zorlama değil mi? petra yanıbaşlarında zaten. paran çölünde ve kaya anlamına geliyor, doğrudan sela deniyor. bunlar tesadüf mü? 


yahudi tefillin ve kabe benzerliği bir tesadüf mü? 

PETRA PUTPEREST BİR ŞEHİR MİYDİ? 

petra putperestliğiyle meşhur bir şehir. yaptığım araştırmada kuran’da bahsedilen arap müşriklerin taptığı uzza putunu petra’da bulabildim. menat ve lat putuna denk gelemedim. aşağıdaki görselde uzza putunun gözlerinin yıldız şeklinde olduğunu görebilirsiniz: 
 

ARABİSTAN PETRA BÖLGESİNDEKİ, PARAN ÇÖLÜNDEKİ MEKKE NEREDEDİR? 

tovma artsruni, 871 yılında yazdığı tarih kitabının 2.bölümünde şöyle der: 

Յայնմ ժամանակի էին եղբարք" բոնակալք ոմանք ի կողմանս ապառաժ Արաբիոյ ի տեղւոջն Փառան, որ այժմ կոչի Մաքայ

[99]
onlar, ismail oğullarının çocuklarına elçiler gönderdiler ve aralarındaki yakın akrabalığı hatırlatarak şöyle dediler: “biz de siz de ibrahim’in oğullarıyız, kardeşiz. gelin bize yardım edin, mirasımız olan toprağı birlikte ele geçirelim.” fakat onlar ikna olmuş olsalar bile, aralarında büyük bir anlaşmazlık vardı; çünkü her biri kendi arzusuna göre putlara tapıyor ve bu yüzden bölünmüş bulunuyorlardı.

o sırada arabia petraea bölgelerinde, p‘aran denilen yerde -ki burası şimdi mak‘a diye adlandırılır- bazı zorba kardeşler vardı. bunlar savaşçı reislerdi ve ammonluların put tapınağı olan samam ile k‘abar adlı tapınağın putlarına tapıyorlardı. bu kardeşlerden biri olan abdla, küçük yaşta bir oğul bırakarak öldü. bu çocuğun adı mahmet idi. amcası abut‘alp, onu yanına aldı ve ergenlik çağına gelinceye kadar büyüttü.

[100]
mahmet yeterli yaşa ulaştığında, akrabalarından zengin bir adamın yanında yaşamaya başladı. ona sadakatle hizmet etti, develer güttü ve evinin yöneticisi oldu. bir süre sonra evin efendisi öldü. karısı, mahmet’in güvenilir ve dünyevi işlerde çok akıllı bir adam olduğunu görünce onunla evlendi ve evin ve malların bütün idaresini ona verdi. böylece mahmet meslek olarak tüccar oldu ve ticarette ustalaştı.

ticari işler için uzak yolculuklara çıktı; mısır’a ve filistin bölgelerine gitti. bu ticaretle meşgul olduğu sırada, mısır bölgelerinde sargis bahira adlı bir keşişle karşılaştı. bu keşiş, ariusçuların sapkın öğretisinin öğrencilerinden biriydi. onunla tanışıp zamanla dost olunca, mahmet’e birçok şey öğretti; özellikle eski ahit hakkında ve tanrı’nın tabiatı gereği bir oğlu olmadığı konusunda.

onu, israiloğullarının eski inancını kabul etmeye ikna etmeye çalıştı ve şöyle dedi: “eğer bunu kabul edersen, büyük bir komutan ve bütün soyunun önderi olacağını sana bildiriyorum.” ayrıca tanrı’nın ibrahim’e verdiği vaatleri, sünneti, kurbanları ve burada ayrıntılı olarak sayılması gerekmeyen diğer hususları hatırlattı. ismail oğulları bu konular üzerinde durup dururlar.

[101]
bir gün ondan ayrılırken, korkunç ve şeytani bir etki, garip bir ses, mahmet’in üzerine çöktü ve onu aklından etti. bu durumu, uygun bir örnekle açıklamak gerekir. çünkü derler ki, mesih karşıtı’nın doğacağı kadının annesi, mısır’dan filistin topraklarına giderken lut’un karısının sütununu görmek istemiş, oraya varıp dinlenmek için oyalanmıştı. uyukladığı sırada, taşa dönüşmüş kadının ağzından garip bir ruh şöyle haykırmıştı: “dünyayı fethedecek bir oğul doğuracaksın.” nitekim dan kabilesinden bir kadın fuhuş yoluyla gebe kalmıştı.

benzer şeyler mahmet’in zamanında da oldu. yol arkadaşları ona neden aklını yitirdiğini sorduklarında, şöyle dedi: “korkunç bir meleğin sesi üzerime indi ve bana milletime elçi olmamı emretti; göğün ve yerin yaratıcısı olan tanrı’yı onlara bildirmemi, önderlik unvanını üzerime almamı ve putların sahte inancını yıkmamı söyledi.”

p‘aran’a geldiğinde, bu sözleri amcası aplcehr’e de tekrarladı. amcası ona şöyle dedi: “şimdi senin açıkladığın bu yeni inanç nedir? bunu bir daha söylersen kendini mahkûm etmiş olursun.”

[102]
bunun üzerine mahmet keder içinde evine döndü; çünkü sürekli olarak bir demon tarafından baskı altındaydı. belki de tanrı, onun aklını yitirmesinin bir melekten kaynaklandığını sanmasına izin verdi. buna rağmen, birçok kişi onun tanrı’nın elçisi olduğuna inandı.

bir gün, amcasının tehditleri yüzünden kederliyken, abut‘alp’in oğlu ali yanına geldi ve ona şöyle dedi: “neden böyle üzgün oturuyorsun?” mahmet cevap verdi: “göğün ve yerin yaratıcısı olan tanrı’yı duyuruyorum ama beni tehditlerle reddediyorlar.” ali cesur bir adamdı ve ona şöyle dedi: “kalk, dışarı çıkalım; çünkü yanımızda birçok adam var. belki bu iş için iyi bir çözüm bulunur.”

dışarı çıktıklarında, mahmet aynı sözleri halka açık şekilde söylemeye başladı. büyük bir kargaşa çıktı, öyle bir tartışma oldu ki birçok kişi kılıçlarını çekti. mahmet’in tarafı yenildi; her iki taraftan da birçok kişi yaralandı. mahmet ve ali, yaklaşık kırk adamla birlikte kaçtılar ve daha önce andığımız madiam şehrine geldiler.

[103]
kaçışlarının sebebi duyulunca, yahudiler —tanrı için gayretli kişiler ve ibrahim’in oğulları olarak kardeşlik duygusuyla— birlik olmaya cesaret ettiler ve mahmet’in sözlerinin doğru olduğunu ilan ettiler. onunla birleştiler, onunla bir antlaşma yaptılar, kendi milletlerinden bir kadını ona eş olarak verdiler ve onun istekleri doğrultusunda her türlü desteği vermeye hazırlandılar. böylece bu girişimin tanrı’nın buyruğuyla başladığı söylenebilirdi.

yahudiler, ismail oğullarıyla birleşerek büyük bir ordu oluşturdular. p‘aran’a saldırarak düşmanlarına büyük bir yenilgi yaşattılar; aplcehr’i ve ammonlu ile moablı askerlerin çoğunu öldürdüler. samam putunun sunağındaki putları yıktılar ve tapınağın ibrahim’in evi olduğunu söylemeye cüret ettiler. komşu bölgelerin bütün halklarını boyunduruk altına aldılar ve direniş gösteren herkesi kılıçtan geçirdiler.


ARTIK HAC YAPAMAMAK KIYAMET ALAMETİ Mİ?

sahih bir hadiste şöyle denmektedir: kabe’ye yapılan hac ziyaretleri sona ermedikçe kıyamet kopmayacaktır. (ibni hibban, 15.cilt 151.sayfa) 

habil ademoğlu 22/01/2026

etrafınızdaki birçok şehri helak etmiştik. ayetlerimizi açıklamıştık belki dönerler diye. (ahkaf 46:27)

haritayı açıp bakın.mekkenin ve petranın etrafında hangi şehirler var ve nasıl helak olmuşlar? ayete hangisi uygun? sodom ve gomorra petraya mı yakın mekkeye mi?

18 Ocak 2026 Pazar

ahzap 37 zeyd zeynep olayı tefsirler

#####

aşağıda nakledeceğim üç görüşü de imam suyuti’nin (ö.1505) tefsirinde bulabilirsiniz.

#####

1. görüş: zeyd’le zeyneb evlidir. peygamber zeyd’in evine gidiyor. zeyneb’i görünce etkileniyor. “subhanallah bu ne güzelliktir” diye mırıldanıyor. zeyneb de bunu zeyd’e anlatıyor. zeyd peygamber’e gelip “madem ondan etkilendin, o zaman boşayayım sen evlen” diyor. peygamber ona kızıyor. peygamber zeyd’e “karını tut, allah’tan kork” diyor ama bir yandan da evlenmek istiyor. zeyd boşayınca allah peygamber’i zeyneb’le evlendirip ona herkesin ortasında kızıyor: “insanlardan çekineceğine benden çekin. içinde gizlediğin şeyi ortaya çıkardım” diyor. peygamber’in çekindiği şey insanların onu ayıplaması. insanların ayıpladığı şey ise evlatlığın senin öz oğlun sayılması. halbuki evlatlık senin öz oğlun sayılmaz. onun karısı gelinin olmaz ama halkın geleneğinde gelin sayılıyor. peygamber helal bir şeyi yapacak ama gelenekten çekiniyor. (muhammed bin yahya bin hibban ö.743 ve katade ö.736)

bu görüşü destekleyen rivayet: peygamber bir kadın gördü. bunun üzerine deriyi tabaklamakta olan eşi zeyneb’in yanına gitti ve onunla ilişkiye girdi. daha sonra ashabının yanına gelerek şöyle dedi: kadın şeytan suretinde gelir ve şeytan suretinde gider. sizden biri kadın görür de kalbinde bir arzu hissederse hemen eşinin yanına gitsin ve onunla ilişkiye girsin. böylece kalbinde hissettiği şey gider. (müslim 1403)

bu görüşü çürüten rivayet: örtünme ayeti zeynep ile evlilikten sonra indi. (enes bin malik ö.709) 

yuhanna ed dımeşki (ö.749) adlı hristiyan kafirin söyledikleri: o ayrıca kişinin istediği kadını boşayabileceğini, aynı şekilde istediği kadını da alabileceğini söyler. muhammed’in zeyd adında bir arkadaşı vardı. Bu adamın, muhammed’in kendisine aşık olduğu çok güzel bir karısı vardı. bir ara beraber otururlarken muhammed dedi ki: tanrı bana senin karını almamı emretti. diğeri cevapladı: sen bir öndersin. tanrının sana dediğini yap ve karımı al. daha doğrusu ona dedi ki: tanrı bana senin karını boşamanı emretti. ve o, onu boşadı. birkaç gün sonra dedi ki: şimdi ise tanrı bana onu kendime almamı emretti. onu kendisine alıp, onunla zina ettikten sonra ise bunu şeri bir kural haline getirdi.

#####

2. görüş: zeyneb peygamber’in kuzeniydi. zeyneb zeyd’le evlenmek istemediği hâlde peygamber emrettiği için evlendi. bir gün peygamber zeyd’in evine gitti ve zeyneb’i gördü. ondan hoşlandı. yüce allah bir şey diledi. zeyd zeyneb’i boşayınca allah zeyneb’le peygamber’i evlendirdi; çünkü evlatlıkların öz oğul gibi olmadığını göstermek istiyordu. eğer peygamber zeyd’in öz babası olsaydı geliniyle evlenmezdi. (ikrime ö.634)

#####

3. görüş: peygamber zeyd’le zeyneb’i evlendiriyor. zeyneb evlenmek istemiyor ama peygamber zorla evlendiriyor. zeyd peygamber’in kölesi, zeyneb ise peygamber’in kuzeni, ayrıca zengin bir kadın. zeyneb zeyd’e kötü davranıyor. zeyd boşanmak istiyor ama peygamber engelliyor; çünkü allah’ın kendisini zeyneb’le evlendireceğini anlıyor. halkın tepkisinden çekindiği için boşanmalarını istemiyor. peygamber’in içinde gizlediği ve ortaya çıkmasından korktuğu şey, allah’ın zeyneb’le peygamber’i evlendirme isteğidir. bu planı allah peygamber’e haber vermiştir ama peygamber bunu gizlemiştir. zeyneb’le zeyd boşandıktan sonra iddet bekliyor. üç ay sonra zeyneb’in başı açıkken peygamber içeri giriyor ve “allah ikimizi evlendirdi” diyor. (ali bin zeyd bin cedan ö.753, kumeyt bin zeyd el esedî ö.744 ve suddî ö.745)

bu görüşü destekleyen rivayet: zeyd boşandıktan sonra zeynep iddet bekledi. iddet bitince peygamber zeyneb’i istemek için zeydi gönderdi. zeyd gidip durumu anlattı ama zeynep reddetti. allah emretmedikçe olmaz dedi. sonra ayet indi ve peygamber izin almadan zeyneb’in yanına gitti. (enes bin malik ö.709)


mutezile alimlerinden kadı abdulcabbar’ın (ö.1025) delaili nübüvve adlı eserinde 3.görüşü savunması: din düşmanlarının peygamber efendimiz’e (s.a.v.) yönelik dillerine doladıkları asılsız iddialardan biri de şudur: güya resûlullah bir gün azatlı kölesi zeyd b. hârise’nin evine gitmiş; zeyd evde yokken eşi zeynep hanım’ı görmüş ve bu durum üzerine bazı yakışıksız yorumlar yapılmıştır. hatta ahzâb suresinin 37. ayetinde geçen “allah’ın açığa vuracağı şeyi içinde gizliyordun” ifadesini, haşa, bu asılsız iddialarla ilişkilendirmeye çalışmışlardır.

​aklı başında bir insan, daha onun peygamber olduğunu düşünmeden bile bu iddiaların yalan olduğunu kolayca anlar. çünkü zeyd b. hârise, peygamberliğin başlangıcından çok daha önce resûlullah’ın azatlı kölesi ve yakın arkadaşıydı. resûlullah ona her zaman çok özen gösterir, onu sever, her yere beraberinde götürürdü.

​zeyd’in eşi zeynep bint cahş ise resûlullah’ın halasının kızıydı ve bizzat resûlullah tarafından zeyd ile evlendirilmişti. peygamber efendimiz, zeynep hanım’ı küçüklüğünden beri tanıyordu; dolayısıyla onu ilk kez görüp etkilenmiş gibi sunulan iddialar tamamen gerçek dışıdır.

​zeynep hanım sert mizaçlı bir karakterdi ve eşi zeyd ile aralarında geçimsizlik vardı. bu durum resûlullah’ı üzüyor, zeyd’in bu evlilikte yıpranmasına gönlü razı olmuyordu. bu yüzden zeynep’i davranışları konusunda uyarıyor, zeyd’e de sabretmesini ve evliliğini sürdürmesini tavsiye ediyordu.

​ancak ikili arasındaki huzursuzluk devam edince resûlullah, zeyd’in daha fazla eziyet çekmemesi için, onun boşanması durumunda zeynep ile kendisinin evlenmesinin daha uygun olacağını düşündü. çünkü yakın akrabası olduğu için onun zor karakterine ancak kendisi sabredebilirdi.

​bunun üzerine allah, zeyd’in yakında eşini boşayacağını ve ardından resûlullah’ın onunla evleneceğini vahyetti. kısa süre sonra zeyd, boşanma niyetini bildirmek için resûlullah’a geldiğinde, peygamberimiz aldığı vahye rağmen ona yine de “eşini tut, boşanma” dedi. işte ayette geçen “gizlenen şey”, allah’ın bildirdiği bu evlilik hükmüydü. resûlullah, vahiyle bildirilen bu durumu zeyd’e hemen açıklamadığı için bir nevi uyarılmış oldu. sonuçta zeyd boşanma kararından dönmedi; zeynep hanım’ın bekleme süresi dolduktan sonra da allah’ın emriyle bu evlilik gerçekleşti. bu olayın detayları kur’an-ı kerim’de, ahzâb suresinde anlatılmaktadır.

allah, peygamberimiz’in (s.a.v.) kendisine vahyedilen bir durumu başlangıçta gizlemesi üzerine onu uyardığını açıklamıştır. zeyd b. hârise, hayatı boyunca resûlullah’a olan sevgi ve bağlılığını hiç kaybetmemiştir. hatta bu yolda canını feda etmekten çekinmeyerek mûte savaşı'nda rumlara karşı savaşırken şehit düşmüştür.
​resûlullah, mûte savaşı'na giden orduya şu talimatı vermişti: “komutanınız zeyd’dir; o şehit olursa cafer b. ebî tâlib, o da şehit olursa abdullah b. revâha komutayı devralsın”. zeyd, savaş meydanında aldığı ağır yaralara rağmen allah rızası ve peygamber sevgisi uğruna bir adım bile geri atmamış, kahramanca çarpışmıştır. onun ardından cafer ve abdullah da şehit olmuş; bu üç değerli dostun kaybı resûlullah’ı derin bir üzüntüye boğmuştur.

​zeyd’in oğlu üsâme b. zeyd’in de resûlullah’ın yanında çok özel bir yeri vardı. peygamberimiz onu, babası zeyd’i sevdiği gibi severdi; bu yüzden kendisine “hibbu resûlullah” (resûlullah’ın sevdiği kişi) denilirdi. resûlullah vefatından kısa bir süre önce, üsâme’yi rumlarla savaşacak büyük bir ordunun başına komutan olarak atadı. üsâme, hz. ebû bekir’in halifeliği döneminde bu görevi başarıyla yerine getirdi ve peygamberimiz’den sonraki halifelere de her zaman sadakatle bağlı kaldı.

​sonuç olarak, ne zeyd’in ne de oğlu üsâme’nin hayatında, art niyetli kişilerin iddia ettiği o asılsız yakıştırmalara dair en ufak bir emare bile görülmemiştir. resûlullah, hz. zeynep ile evlendikten sonra da bu aile ile arasındaki dostluk, yakınlık ve sevgi bağı hem peygamberimiz hayattayken hem de vefatından sonra her zaman samimiyetle devam etmiştir.

resûlullah’ın bazı düşmanları vardı. bu kişiler, onun yakın bir arkadaşının eşini zorla aldığını ve bu yüzden o arkadaşını (zeyd'i) öldürttüğünü iddia ederek çirkin iftiralar atıyorlardı. oysa allah, onu tüm insanlığa güvenilir bir elçi olarak seçmişti. peygamberimiz ise insanlara başkasının canına kıymanın ve zinanın en büyük haramlardan olduğunu öğretmişti; ona inanan sahabeler de bu ahlakla yetişmişti.

​eğer bu iddialar doğru olsaydı, buna dair gerçek kanıtlar günümüze kadar ulaşırdı. örneğin; zeyd b. hârise bu duruma tepki gösterir, bağırıp çağırır veya çevresine insanları toplayıp resûlullah’a karşı savaşırdı. hatta belki de dinden dönüp düşman tarafa (rumlara) sığınırdı. aynı durum oğlu üsâme için de geçerli olurdu. ancak böyle bir şey asla yaşanmadı; bu iddialar sadece art niyetli kişilerin kendi kurgularıdır.



kendi görüşüm: bu olayı davud’un batşeba ile evliliğine benzeten kimseler olmuştur. tefsirlerde bunlar da yazıyor ama eklemedim. bence peygamberin evli bir kadından etkilendiği ve onunla evlenmek istediği aşikar. bu arzusunu gizliyor çünkü evlatlığının karısıyla evlenirse insanlar onu ayıplar ama allah’a göre bunda bir beis yok. eğer helalse isteyen istediği kişiyle evlenebilir. 38,39,40.ayetler de bunu destekliyor. 

habil ademoğlu 18/01/2026

cin musallatına karşı rukye ayetleri

#cini yakalamak için bakara 148
ولكل وجهة هو موليها فاستبقوا الخيرات اين ما تكونوا يات بكم الله جميعا ان الله على كل شيء قدير

#günahkar cinin gözünü açmak için kaf 22, mutaffifin 14
لقد كنت في غفلة من هذا فكشفنا عنك غطاءك فبصرك اليوم حديد
كلا بل ران على قلوبهم ما كانوا يكسبون

#cine melekleri göstermek için zümer 75
وترى الملائكة حافين من حول العرش يسبحون بحمد ربهم وقضي بينهم بالحق وقيل الحمد لله رب العالمين

#cine kandırıldığını göstermek için enfal 48
واذ زين لهم الشيطان اعمالهم وقال لا غالب لكم اليوم من الناس واني جار لكم فلما تراءت الفئتان نكص على عقبيه وقال اني بريء منكم اني ارى ما لا ترون اني اخاف الله والله شديد العقاب

#cine cehennemi göstermek için yasin 63-64, şuara 94-95
هذه جهنم التي كنتم توعدون
اصلوها اليوم بما كنتم تكفرون
فكبكبوا فيها هم والغاوون
وجنود ابليس اجمعون

#vahşileşmiş cini kandan arındırmak için rum 30, nahl 115
فاقم وجهك للدين حنيفا فطرت الله التي فطر الناس عليها لا تبديل لخلق الله ذلك الدين القيم ولكن اكثر الناس لا يعلمون
انما حرم عليكم الميتة والدم ولحم الخنزير وما اهل لغير الله به فمن اضطر غير باغ ولا عاد فان الله غفور رحيم

#görevli cinin anlaşmasının bozulması için tevbe 1, araf 137
براءة من الله ورسوله الى الذين عاهدتم من المشركين
واورثنا القوم الذين كانوا يستضعفون مشارق الارض ومغاربها التي باركنا فيها وتمت كلمت ربك الحسنى على بني اسرائيل بما صبروا ودمرنا ما كان يصنع فرعون وقومه وما كانوا يعرشون

#yaralı cinin iyileşmesi için fatiha
بسم الله الرحمن الرحيم
الحمد لله رب العالمين
الرحمن الرحيم
مالك يوم الدين
اياك نعبد واياك نستعين
اهدنا الصراط المستقيم
صراط الذين انعمت عليهم غير المغضوب عليهم ولا الضالين

#cine silah, zırh ve diğer ihtiyaçlarını vermek için rum 47
ولقد ارسلنا من قبلك رسلا الى قومهم فجاءوهم بالبينات فانتقمنا من الذين اجرموا وكان حقا علينا نصر المومنين

#cini öldürmek için melek çağırmak neml 82
واذا وقع القول عليهم اخرجنا لهم دابة من الارض تكلمهم ان الناس كانوا بايتنا لا يوقنون


+ bonus: bu ayetler zikrettiğim zaman gördüğüm rüyaların niceliği ve niteliği artıyor: kaf 22, mülk 14

habil ademoğlu 18/01/2026

17 Ocak 2026 Cumartesi

hz muhammed'in adının geçtiği ilk kaynak

hz muhammed'in adının geçtiği ilk kaynak rahip tomas’ın 640 yılında yazdığı kroniktir:

634 (ekim 945) yılı şubat ayının dördüncü günü, günün dokuzuncu saatinde, filistin'de gazze'nin 12 mil doğusunda romalılar ile muhammed'in arapları (tayyaye d-mhmt) arasında bir savaş oldu. romalılar kaçtılar ve [araplar] tarafından öldürülen soylu (patrik) bryrdn'i geride bıraktılar. orada yaklaşık 4.000 zavallı filistinli köylü; hristiyan, yahudi ve samiriyeli öldürüldü. araplar tüm bölgeyi yerle bir etti.


diğer kaynak ermeni tarihçi sebeos’un 660 yılında yazdığı tarih kitabıdır:

542 yıl boyunca hüküm süren sasani hanedanlığının ortadan kaldırılması. muhammed'in doğuşu ve ismailoğulları'nın ermenistan topraklarına girişi. herakleios'un ölümü ve konstantinos'un saltanatı.

ibrahim'in oğlu hakkında konuşacağım: hür bir kadından doğan değil, bir hizmetçiden doğan; onun hakkında kutsal kitaptaki şu söz tam ve doğru bir şekilde gerçekleşmiştir: "onun eli herkese karşı olacak ve herkesin eli ona karşı olacak" (yaratılış 16. 11,12).
yahudilerin tüm kabilelerini temsil eden on iki halk edessa şehrinde toplandı. iran birliklerinin ayrıldığını ve şehri huzur içinde bıraktığını gördüklerinde, kapıları kapattılar ve kendilerini tahkim ettiler. roma hakimiyetindeki birliklerin içeri girmesine izin vermediler. bu nedenle bizans imparatoru herakleios buranın kuşatılması emrini verdi.

yahudiler askeri olarak ona direnemeyeceklerini anladıklarında barış yapmaya söz verdiler. şehir kapılarını açarak onun huzuruna çıktılar ve herakleios onların gidip kendi yerlerinde kalmalarını emretti. böylece onlar ayrıldılar, çöl yoluyla tachkastan'a, ismailoğulları'na gittiler. yahudiler arapları yardıma çağırdılar ve onlara eski ahit kitapları aracılığıyla sahip oldukları akrabalık bağlarını anlattılar. araplar bu yakın akrabalığa ikna olmalarına rağmen, aralarındaki din farklılığı nedeniyle çoklukları arasında bir görüş birliği sağlayamadılar.

o dönemde ismailoğulları'ndan muhammed adında bir tüccar öne çıktı. güya tanrı'nın emriyle onlara "gerçek yol" hakkında bir vaaz vahyedildi ve muhammed onlara ibrahim'in tanrısını tanımayı öğretti; özellikle de kendisi musa tarihi hakkında bilgili ve donanımlı olduğu için. bu emir yücelerden geldiği için, hepsinin bir araya toplanmasını ve inançta birleşmelerini emretti. boş şeylere saygı duymayı bırakıp, babaları ibrahim'e görünen yaşayan tanrı'ya döndüler.

muhammed; leş yememelerini, şarap içmemelerini, yalan söylememelerini ve zina etmemelerini yasalaştırdı. dedi ki: "tanrı bu ülkeyi sonsuza dek ibrahim'e ve ondan sonraki oğluna vaat etti. ve vaat edilen şey, tanrı'nın israil'i sevdiği o zaman diliminde yerine getirildi. ancak şimdi siz ibrahim'in oğullarısınız ve tanrı, ibrahim ve oğluna verdiği sözü sizde yerine getirecektir. sadece ibrahim'in tanrısını sevin ve gidip tanrı'nın babanız ibrahim'e verdiği ülkeyi alın. savaşta kimse size başarılı bir şekilde direnemez, çünkü tanrı sizinledir".

ardından hepsi havila'dan mısır'ın karşısındaki şur'a kadar bir araya toplandılar ve p'arhan (paran) çölü'nden on iki kabile olarak, kabile reislerinin evlerinin öncelik sırasına göre yola çıktılar. israil'in oğullarının da kendi kabileleri içinde olduğu 12.000 kişiye bölündüler; her kabileden 1.000 kişi onları israil ülkesine götürmek üzere oradaydı. her bir patriklik sırasına göre ordu ordu ilerlediler: nebaioth, kedar, adbeel, mibsam, mishma, dumah, massa, hadad, tema, jetur, naphish ve kedemah (yaratılış 25. 13-16).

bunlar ismail'in halklarıdır. ruben'in topraklarının sınırlarındaki moablı rabbat'a ulaştılar. bizans ordusu arabistan'da konaklamıştı. araplar aniden üzerlerine çullandılar, onları kılıçtan geçirdiler ve imparator herakleios'un kardeşi theodosius'u kaçmaya zorladılar. sonra geri dönüp arabistan'da konakladılar.
israiloğulları'nın tüm kalıntıları o zaman bir araya geldi, birleşti ve büyük bir güç haline geldi. bundan sonra bizans imparatoruna bir mesaj göndererek dediler ki: "tanrı o ülkeyi ibrahim'in ve ondan sonraki oğullarının miras mülkü olarak verdi. biz ibrahim'in oğullarıyız. ülkemizi tutmanız artık yetti. barışla ayrılın; biz de sizden el koyduğunuz şeyleri faiziyle birlikte talep edeceğiz." imparator bunu reddetti. mesaja uygun bir yanıt vermedi, aksine dedi ki: "ülke benimdir. sizin mirasınız ise çöldür. bu yüzden huzur içinde kendi ülkenize gidin." ve herakleios, sadık hadımlarından birini general olarak atayarak 70.000 kadar askerden oluşan tugaylar örgütlemeye başladı. onlara arabistan'a gitmelerini emretti ancak diğer birliklerini toplayıp yardıma gönderene kadar araplarla savaşa girmemelerini, tetikte beklemelerini şart koştu.

bizanslılar ürdün'e ulaştılar ve arabistan'a geçtiler. nehir kıyısındaki ordugahlarından ayrılarak yaya olarak arapların kampına saldırmaya gittiler. ancak araplar ordularının bir kısmını şuraya buraya pusulara yerleştirmiş, büyük bir kalabalığı da kampın etrafındaki konutlara yerleştirmişlerdi. sonra kampın ve çadırların etrafına develer sürdüler ve onları ayaklarından iplerle bağladılar. kamplarının tahkimatı böyleydi. bizans askerleri yolculuktan yorulmuştu, bu yüzden kamp tahkimatını yarıp arapları öldürmeye başladılar. fakat aniden pusudaki adamlar yerlerinden fırlayıp üzerlerine atıldılar. bizans birliklerinin üzerine tanrı'nın dehşeti çöktü ve önlerinde kaçmaya başladılar. ancak bacaklarına kadar gömüldükleri kum saplanmaları yüzünden kaçamadılar. güneşin ısısı büyük bir endişeye neden oldu ve düşmanın kılıcı üzerlerindeydi. tüm generaller düştü ve can verdi. 2.000'den fazla adam öldürüldü. birkaç hayatta kalan sığınak yerlerine kaçtı.

araplar ürdün'ü geçip eriha'da konakladılar. o zaman ülkenin sakinlerinin üzerine bir korku çöktü ve hepsi boyun eğdi. o gece kudüslüler rab'bin haçı'nı ve tanrı'nın kiliselerinin tüm kaplarını aldılar ve onlarla birlikte tekneyle konstantinopolis'teki saraya kaçtılar. kudüslüler araplardan bir yemin talep ettiler ve sonra teslim oldular. bizans imparatoru artık onlara karşı birliklerini toplayamaz hale gelmişti.

araplar ordularını üç parçaya böldüler. bir parça mısır'a gitti ve iskenderiye'ye kadar olan toprakları ele geçirdi. ikinci parça bizans imparatorluğuna karşı kuzeye gitti. göz açıp kapayıncaya kadar denizden büyük fırat nehri kıyılarına kadar olan toprakları, ayrıca edessa ve fırat nehri'nin diğer tarafındaki tüm mezopotamya şehirlerini ele geçirdiler. arap ordusunun üçüncü parçası ise doğuya, iran krallığına karşı gönderildi.


diğer kaynak 741 yılında yazılan bizans arap kronikleridir:

birleşmiş sarazenlerden [sarazen: sare’nin kovduğu hacer’in çocukları] oluşan muazzam bir kalabalık suriye, arabistan ve mezopotamya eyaletlerini istila etti. onların üzerinde principatus [imparatorluk statüsü tanımı] sahibi olan kişi, o halkın en soylu kabilesinden [kureyş] doğmuş mahmet [muhammet] adında bir adamdı: oldukça bilgili bir adamdı ve gelecek bazı şeyleri önceden gören biriydi. era 658: suintila [621-631 dönemi vizigot kralı] gotlar krallığında yönetimin saygın dizginlerini ele aldı. 

eraclius, imparatorluğunun tüm eyaletlerine ve hatta adalarına talimatlar gönderilmesini emrederek toprakların çeşitli yerlerine garnizon olarak yerleştirilen roma lejyonlarının düşmanın üstesinden gelmek için suriye'nin şam şehrine gelmesini şart koştu.
romalıların çok sayıdaki askeriyle theodorus [bizanslı general ve heraclius'un kardeşi] gabatha kasabasında [m.s. 636'daki yermük savaşı'na atıf olabilir] savaşa girdi. fakat düşmanın dehşeti ve gücü roma lejyonları için öyleydi ki sonrasında olup biteni haber vermek için neredeyse hiç kimse hayatta kalmadı. bu mücadelede augustus'un kardeşi [germanus kelimesi geç latince tercihidir] theodorus da öldürüldü. sarazenler bu kadar büyük bir roma soylu kitlesinin yere serildiğinden emin oldular ve roma isminin korkusunu üzerlerinden attılar. böylece bir süre önce istila ettikleri eyaletleri sıkıca ele geçirdiler ve suriye'nin en görkemli şehri olan şam'da bir krallık kurdular [müslümanların şam'ı fethi (634/635)].

adı geçen princeps'in [principatus teriminin kullanımına atıf] on yıl yönetimi sonrasında mahmet [muhammet] öldü. ona o kadar büyük bir onur ve saygıyla davranırlar ki tüm ayinlerinde ve yazılarında onun tanrı'nın elçisi ve peygamberi olduğunu onaylarlar. 

onun yerine selefiyle aynı yerden gelen sarazenlerden habubeccar [ebubekir, ilk halife (632-634)] kendi halkı tarafından seçildi. pers topraklarına çok büyük bir sefer düzenleyerek bazı tahkimatları ele geçirirken şehirleri ve kasabaları harap etti. 

eraclius ödem nedeniyle ölerek fani dünyadan ayrıldı. lider olduktan yaklaşık üç yıl sonra habubeccar [ebubekir] öldü. onun ölümünden sonra hamer [ömer, ikinci halife (634-644)] 10 yıl boyunca sarazen krallığının hükümdarı oldu. era 678. romalıların 58. hükümdarı. eraclius'un oğlu constantinus [iii. constantinus (641)], senatonun muhalefetine rağmen bir yıldan az bir süre roma imparatorluğu'nun hükümdarı oldu.

sarazenlerden hamer [ömer], ulusunun birliklerini tüm yakın doğu ve batı uluslarına karşı çok enerjik bir şekilde savaşmaya yönlendirdi. alexandria'yı [iskenderiye] vergi boyunduruğu altına soktu [iskenderiye'nin fethi (641)]. ve ismailoğullarının [araplar/müslümanlar] lideri adı geçen hamer [ömer], babilo kasabasının [kufe kasabası] ve hala ayakta duran garnizonların kurulmasını emretti. yardımcı orduları batı'da veya doğu'da her yerden zafer getirirken hükümdarlığının onuncu yılından sonra dua ederken bir köle tarafından öldürüldü. 

romalıların 59. hükümdarı: constantinus'un oğlu constans [ii. constans (641-668)], babası öldükten sonra devletin yönetimini üstlendi. 27 yıl hüküm sürdü. 

sarazenler için etheman [osman, üçüncü halife (644-656)] halkının liderliğini üstlendi ve 12 yıl hüküm sürdü. bu adam libya [mısır-libya sınır bölgesi], pentapolis [doğu libya bölgesi], kazania [libya'nın güney bölgeleri] ve aethiopia'yı sarazenlerin kontrolü altına soktu. etheman [osman] sarazenlerin iç savaşında öldürüldü.

fakat kısa süre sonra moabia [muaviye, ilk emevi halifesi (661-680)] makamını elde etti ve 25 yıl hüküm sürdü. bu yılların beşinde kendi halkıyla iç savaşlar yürüttü. 20 yıl boyunca tüm ismailoğulları halklarının kendisine çok mutlu bir şekilde itaat etmesini sağladı.

augustus constans [ii. constans], savaşmak için 1000'den fazla gemi toplamasına rağmen ona karşı başarısız bir şekilde savaştı. moabia'nın [muaviye] komutanı habedella [abdullah bin sa'd] aracılığıyla batı'da birçok başarı elde edildi. mağribilerin [hristiyan yerli berberiler] savaş hattı bozguna uğratıldı ve afrika'nın tüm soyluları ile kont gregory [647'de öldürülen gregory] öldürüldü. devletinde fitne ateşini yakarak koşturan augustus constans, bakanlarının bir komplosuyla sicilya'daki ünlü sirakuza şehrinde [sicilya'da bir kasaba] öldürüldü. o noktada 27 yıl hüküm sürmüştü. oğullarının en büyüğü olan constantinus [iv. constantinus (668-685)] roma imparatorluğu'nu yönetme görevini üstlendi.

romalıların 60. hükümdarı: constantinus [iv.constantinus], babasının sirakuza'da öldürüldüğünü duydu. imparator olarak taç giydi. sarazenlerin kralı moabia [muaviye], 100.000 adamına oğlu yzit'e [yezid bin muaviye] itaat etmelerini ve konstantinopolis şehrine saldırmalarını emretti. tüm bahar mevsimi boyunca orayı kuşattılar ama açlık ve vebanın zahmetine dayanamadılar [birinci konstantinopolis kuşatması]. 

moabia [muaviye] 20 yıl princeps olarak hüküm sürdükten sonra öldü. moabia öldükten sonra oğlu yzit [yezid] üç yıl hüküm sürdü. yzit en hoş adamdı ve yönetimine tabi olan tüm ulusların gözünde en nazik kişi olarak kabul edilirdi. kendisi için asla kraliyet onuru adına herhangi bir şan aramadı, aksine herkesle ortak bir sivil olarak yaşadı. üç yıl sonra hükümdarlığının sonuna geldi ve halef olarak oğlu moabia'yı [ii. muaviye (683-684)] bıraktı. bu moabia iktidara gelince krallığının tüm eyaletleri için haracın üçte birini bağışladı [haraç bağışlaması]. ve kendisi hükümdarlıkta yarım yıl bile kalmadan bu ışıktan ayrıldı.

romalıların 61. hükümdarı. iustinianus [ii. iustinianus (685-695 ve 705-711)] senato tarafından krallığın başına getirildi. genç moabia [ii. muaviye] öldükten sonra tüm eyaletlerin orduları kendileri için iki lider seçti: biri abdella [abdullah bin ez-zübeyr], diğeri ise maroan [i. mervan (684-685)] idi. abdella herkesin rızasıyla princeps seçilirken maroan, abdella tarafından almidina [medine] sınırlarından zalimce sürüldü. ancak bir süre sonra yönetim makamına taşındı. iki taraf birbirlerine karşı sürekli savaş yürüttü. 

augustus constantinus'a yalvaran elçiler gönderen maroan [i. mervan], dokuz yıllık bir barış elde etti. maroan ölmeden önce ismailoğullarının eyaletlerini oğulları arasında paylaştırdı: persis, ermenistan, mezopotamya bölgelerini habdelmele'ye [abdülmelik bin mervan (685-705)]; mısır, afrika ve gaditana boğazı kısımlarını habdellaziz'e [abdülaziz bin mervan (mısır valisi)] bıraktı. ordu komutasını oğlu mahmet'e verdi. bir yıllık savaş bittikten sonra maroan vefat etti ve oğlu habdelemele'yi [abdülmelik] halef olarak bıraktı.
romalıların 62. hükümdarı. iustinianus [ii. iustinianus] bir darbeyle devrilince leo [leontius (695-698)] kral olarak taç giydi. üç yıl hüküm sürdü. ondan sonra romalıların 63. hükümdarı. absimarus [tiberius iii (698-705)] bu şekilde göreve getirildi. sekiz yıl hüküm sürdü. 

habdelmele [abdülmelik] krallığının kontrolünü üstlendi ve 20 yıl hüküm sürdü. hükümdarlığının ilk yılında ordusunu abdella'ya [abdullah bin ez-zübeyr] karşı savaşmaya yönlendirdi ve sonunda macca'ya [mekke] kadar gitti. saldırı başlatıldığında kral abdella, tahihie [haccac bin yusuf] adlı ordu lideri tarafından öldürüldü. ve abdella'nın kesik başı, ordu lideri aiaie [haccac bin yusuf] tarafından şam'da kral maroan'ın oğlu habdelmele'ye sunuldu. 

habdelmele dış halkların sınırlarına en kurnaz şekilde saldırdı. krallığı ilk doğan oğlu hulit'e [i. el-velid (705-715)] devretti ve zoleiman [süleyman bin abdülmelik (715-717)] adındaki kardeşine onun takipçisi olmasını emretti.



habil ademoğlu 17/01/2026