#####
aşağıda nakledeceğim üç görüşü de imam suyuti’nin (ö.1505) tefsirinde bulabilirsiniz.
#####
1. görüş: zeyd’le zeyneb evlidir. peygamber zeyd’in evine gidiyor. zeyneb’i görünce etkileniyor. “subhanallah bu ne güzelliktir” diye mırıldanıyor. zeyneb de bunu zeyd’e anlatıyor. zeyd peygamber’e gelip “madem ondan etkilendin, o zaman boşayayım sen evlen” diyor. peygamber ona kızıyor. peygamber zeyd’e “karını tut, allah’tan kork” diyor ama bir yandan da evlenmek istiyor. zeyd boşayınca allah peygamber’i zeyneb’le evlendirip ona herkesin ortasında kızıyor: “insanlardan çekineceğine benden çekin. içinde gizlediğin şeyi ortaya çıkardım” diyor. peygamber’in çekindiği şey insanların onu ayıplaması. insanların ayıpladığı şey ise evlatlığın senin öz oğlun sayılması. halbuki evlatlık senin öz oğlun sayılmaz. onun karısı gelinin olmaz ama halkın geleneğinde gelin sayılıyor. peygamber helal bir şeyi yapacak ama gelenekten çekiniyor. (muhammed bin yahya bin hibban ö.743 ve katade ö.736)
bu görüşü destekleyen rivayet: peygamber bir kadın gördü. bunun üzerine deriyi tabaklamakta olan eşi zeyneb’in yanına gitti ve onunla ilişkiye girdi. daha sonra ashabının yanına gelerek şöyle dedi: kadın şeytan suretinde gelir ve şeytan suretinde gider. sizden biri kadın görür de kalbinde bir arzu hissederse hemen eşinin yanına gitsin ve onunla ilişkiye girsin. böylece kalbinde hissettiği şey gider. (müslim 1403)
bu görüşü çürüten rivayet: örtünme ayeti zeynep ile evlilikten sonra indi. (enes bin malik ö.709)
yuhanna ed dımeşki (ö.749) adlı hristiyan kafirin söyledikleri: o ayrıca kişinin istediği kadını boşayabileceğini, aynı şekilde istediği kadını da alabileceğini söyler. muhammed’in zeyd adında bir arkadaşı vardı. Bu adamın, muhammed’in kendisine aşık olduğu çok güzel bir karısı vardı. bir ara beraber otururlarken muhammed dedi ki: tanrı bana senin karını almamı emretti. diğeri cevapladı: sen bir öndersin. tanrının sana dediğini yap ve karımı al. daha doğrusu ona dedi ki: tanrı bana senin karını boşamanı emretti. ve o, onu boşadı. birkaç gün sonra dedi ki: şimdi ise tanrı bana onu kendime almamı emretti. onu kendisine alıp, onunla zina ettikten sonra ise bunu şeri bir kural haline getirdi.
#####
2. görüş: zeyneb peygamber’in kuzeniydi. zeyneb zeyd’le evlenmek istemediği hâlde peygamber emrettiği için evlendi. bir gün peygamber zeyd’in evine gitti ve zeyneb’i gördü. ondan hoşlandı. yüce allah bir şey diledi. zeyd zeyneb’i boşayınca allah zeyneb’le peygamber’i evlendirdi; çünkü evlatlıkların öz oğul gibi olmadığını göstermek istiyordu. eğer peygamber zeyd’in öz babası olsaydı geliniyle evlenmezdi. (ikrime ö.634)
#####
3. görüş: peygamber zeyd’le zeyneb’i evlendiriyor. zeyneb evlenmek istemiyor ama peygamber zorla evlendiriyor. zeyd peygamber’in kölesi, zeyneb ise peygamber’in kuzeni, ayrıca zengin bir kadın. zeyneb zeyd’e kötü davranıyor. zeyd boşanmak istiyor ama peygamber engelliyor; çünkü allah’ın kendisini zeyneb’le evlendireceğini anlıyor. halkın tepkisinden çekindiği için boşanmalarını istemiyor. peygamber’in içinde gizlediği ve ortaya çıkmasından korktuğu şey, allah’ın zeyneb’le peygamber’i evlendirme isteğidir. bu planı allah peygamber’e haber vermiştir ama peygamber bunu gizlemiştir. zeyneb’le zeyd boşandıktan sonra iddet bekliyor. üç ay sonra zeyneb’in başı açıkken peygamber içeri giriyor ve “allah ikimizi evlendirdi” diyor. (ali bin zeyd bin cedan ö.753, kumeyt bin zeyd el esedî ö.744 ve suddî ö.745)
bu görüşü destekleyen rivayet: zeyd boşandıktan sonra zeynep iddet bekledi. iddet bitince peygamber zeyneb’i istemek için zeydi gönderdi. zeyd gidip durumu anlattı ama zeynep reddetti. allah emretmedikçe olmaz dedi. sonra ayet indi ve peygamber izin almadan zeyneb’in yanına gitti. (enes bin malik ö.709)
mutezile alimlerinden kadı abdulcabbar’ın (ö.1025) delaili nübüvve adlı eserinde 3.görüşü savunması: din düşmanlarının peygamber efendimiz’e (s.a.v.) yönelik dillerine doladıkları asılsız iddialardan biri de şudur: güya resûlullah bir gün azatlı kölesi zeyd b. hârise’nin evine gitmiş; zeyd evde yokken eşi zeynep hanım’ı görmüş ve bu durum üzerine bazı yakışıksız yorumlar yapılmıştır. hatta ahzâb suresinin 37. ayetinde geçen “allah’ın açığa vuracağı şeyi içinde gizliyordun” ifadesini, haşa, bu asılsız iddialarla ilişkilendirmeye çalışmışlardır.
aklı başında bir insan, daha onun peygamber olduğunu düşünmeden bile bu iddiaların yalan olduğunu kolayca anlar. çünkü zeyd b. hârise, peygamberliğin başlangıcından çok daha önce resûlullah’ın azatlı kölesi ve yakın arkadaşıydı. resûlullah ona her zaman çok özen gösterir, onu sever, her yere beraberinde götürürdü.
zeyd’in eşi zeynep bint cahş ise resûlullah’ın halasının kızıydı ve bizzat resûlullah tarafından zeyd ile evlendirilmişti. peygamber efendimiz, zeynep hanım’ı küçüklüğünden beri tanıyordu; dolayısıyla onu ilk kez görüp etkilenmiş gibi sunulan iddialar tamamen gerçek dışıdır.
zeynep hanım sert mizaçlı bir karakterdi ve eşi zeyd ile aralarında geçimsizlik vardı. bu durum resûlullah’ı üzüyor, zeyd’in bu evlilikte yıpranmasına gönlü razı olmuyordu. bu yüzden zeynep’i davranışları konusunda uyarıyor, zeyd’e de sabretmesini ve evliliğini sürdürmesini tavsiye ediyordu.
ancak ikili arasındaki huzursuzluk devam edince resûlullah, zeyd’in daha fazla eziyet çekmemesi için, onun boşanması durumunda zeynep ile kendisinin evlenmesinin daha uygun olacağını düşündü. çünkü yakın akrabası olduğu için onun zor karakterine ancak kendisi sabredebilirdi.
bunun üzerine allah, zeyd’in yakında eşini boşayacağını ve ardından resûlullah’ın onunla evleneceğini vahyetti. kısa süre sonra zeyd, boşanma niyetini bildirmek için resûlullah’a geldiğinde, peygamberimiz aldığı vahye rağmen ona yine de “eşini tut, boşanma” dedi. işte ayette geçen “gizlenen şey”, allah’ın bildirdiği bu evlilik hükmüydü. resûlullah, vahiyle bildirilen bu durumu zeyd’e hemen açıklamadığı için bir nevi uyarılmış oldu. sonuçta zeyd boşanma kararından dönmedi; zeynep hanım’ın bekleme süresi dolduktan sonra da allah’ın emriyle bu evlilik gerçekleşti. bu olayın detayları kur’an-ı kerim’de, ahzâb suresinde anlatılmaktadır.
allah, peygamberimiz’in (s.a.v.) kendisine vahyedilen bir durumu başlangıçta gizlemesi üzerine onu uyardığını açıklamıştır. zeyd b. hârise, hayatı boyunca resûlullah’a olan sevgi ve bağlılığını hiç kaybetmemiştir. hatta bu yolda canını feda etmekten çekinmeyerek mûte savaşı'nda rumlara karşı savaşırken şehit düşmüştür.
resûlullah, mûte savaşı'na giden orduya şu talimatı vermişti: “komutanınız zeyd’dir; o şehit olursa cafer b. ebî tâlib, o da şehit olursa abdullah b. revâha komutayı devralsın”. zeyd, savaş meydanında aldığı ağır yaralara rağmen allah rızası ve peygamber sevgisi uğruna bir adım bile geri atmamış, kahramanca çarpışmıştır. onun ardından cafer ve abdullah da şehit olmuş; bu üç değerli dostun kaybı resûlullah’ı derin bir üzüntüye boğmuştur.
zeyd’in oğlu üsâme b. zeyd’in de resûlullah’ın yanında çok özel bir yeri vardı. peygamberimiz onu, babası zeyd’i sevdiği gibi severdi; bu yüzden kendisine “hibbu resûlullah” (resûlullah’ın sevdiği kişi) denilirdi. resûlullah vefatından kısa bir süre önce, üsâme’yi rumlarla savaşacak büyük bir ordunun başına komutan olarak atadı. üsâme, hz. ebû bekir’in halifeliği döneminde bu görevi başarıyla yerine getirdi ve peygamberimiz’den sonraki halifelere de her zaman sadakatle bağlı kaldı.
sonuç olarak, ne zeyd’in ne de oğlu üsâme’nin hayatında, art niyetli kişilerin iddia ettiği o asılsız yakıştırmalara dair en ufak bir emare bile görülmemiştir. resûlullah, hz. zeynep ile evlendikten sonra da bu aile ile arasındaki dostluk, yakınlık ve sevgi bağı hem peygamberimiz hayattayken hem de vefatından sonra her zaman samimiyetle devam etmiştir.
resûlullah’ın bazı düşmanları vardı. bu kişiler, onun yakın bir arkadaşının eşini zorla aldığını ve bu yüzden o arkadaşını (zeyd'i) öldürttüğünü iddia ederek çirkin iftiralar atıyorlardı. oysa allah, onu tüm insanlığa güvenilir bir elçi olarak seçmişti. peygamberimiz ise insanlara başkasının canına kıymanın ve zinanın en büyük haramlardan olduğunu öğretmişti; ona inanan sahabeler de bu ahlakla yetişmişti.
eğer bu iddialar doğru olsaydı, buna dair gerçek kanıtlar günümüze kadar ulaşırdı. örneğin; zeyd b. hârise bu duruma tepki gösterir, bağırıp çağırır veya çevresine insanları toplayıp resûlullah’a karşı savaşırdı. hatta belki de dinden dönüp düşman tarafa (rumlara) sığınırdı. aynı durum oğlu üsâme için de geçerli olurdu. ancak böyle bir şey asla yaşanmadı; bu iddialar sadece art niyetli kişilerin kendi kurgularıdır.
kendi görüşüm: bu olayı davud’un batşeba ile evliliğine benzeten kimseler olmuştur. tefsirlerde bunlar da yazıyor ama eklemedim. bence peygamberin evli bir kadından etkilendiği ve onunla evlenmek istediği aşikar. bu arzusunu gizliyor çünkü evlatlığının karısıyla evlenirse insanlar onu ayıplar ama allah’a göre bunda bir beis yok. eğer helalse isteyen istediği kişiyle evlenebilir. 38,39,40.ayetler de bunu destekliyor.
habil ademoğlu 18/01/2026