1-) nebonidus silindirinde yatribu şeklinde geçiyor, m.ö.550.
2-) antik maʿīn kenti yakınındaki mina yazıtında ytrb olarak geçiyor, m.ö.500’ler.
3-) batlamyus’un coğrafya adlı eserinde iathrippa olarak geçiyor, m.s.200’ler.
4-) stephanus byzantinus’ta iathrippa olarak geçiyor, m.s.600’ler.
5-) sabe hükümdarı abraha’nın yazıtında ytrb olarak geçiyor, m.s.500’ler.
6-) tabuk yakınlarında bulunan tarihi meçhul nabatî yazıtta yeşrib ismi geçiyor:
MEKKE’NİN KADİM BİR ŞEHİR OLDUĞUNA DAİR TARİHİ KANITLAR NELERDİR?
sıfır. evet sıfır. mekke adının geçtiği ilk kaynak 741 yılına aittir. mekke’den daha önemsiz olan yesrip ise milattan önce 550 yılına ait kaynakta görülmektedir.
habdelmele [abdülmelik] krallığının kontrolünü üstlendi ve 20 yıl hüküm sürdü. hükümdarlığının ilk yılında ordusunu abdella'ya [abdullah bin ez-zübeyr] karşı savaşmaya yönlendirdi ve sonunda macca'ya [mekke] kadar gitti. saldırı başlatıldığında kral abdella, tahihie [haccac bin yusuf] adlı ordu lideri tarafından öldürüldü. ve abdella'nın kesik başı, ordu lideri aiaie [haccac bin yusuf] tarafından şam'da kral maroan'ın oğlu habdelmele'ye sunuldu. (bizans arap kroniği)
mekke’den daha önemsiz bir şehir olan medine’ye ait 6 tane tarihi kayıt varken mekke’ye dair niçin bir tane bile kanıt yok? tam tersi olması gerekmez miydi? burada bir tuhaflık yok mu?
MEKKE OLDUĞU İDDİA EDİLEN MACORABE:
batlamyus medine’nin yerini doğru verirken ne hikmetse mekke’yi bugünkü yerinde çizememiş onun ters istikametinde çizmiş. mekke’den daha önemsiz yerler doğru çizilirken mekke gibi önemli bir şehir yanlış çiziliyor. burda bir tuhaflık yok mu?
bazı makalelerde macoraba’nın mekke olduğu iddia ediliyor ve batlamyus’un haritasına müdahale ediliyor. matematiksel yöntemler kullanarak mekke’nin konumunu düzelttiklerini söylüyorlar.
flocking ve triangle adını verdikleri yöntem şu şekilde çalışıyor: şehirleri üçer üçer batıya kaydırıyorlar ve bilgisayar tahminiyle konumları yeniden belirliyorlar.
batlamyus haritasında mekke, medine’nin bariz bir şekilde güneydoğusunda kalmaktadır. gerçekte ise mekke, medine’nin tam güneyindedir. makale bu temel "yön" hatasını basit bir "ölçek" hatasıymış gibi gösterip, koordinatları daraltarak mekke'yi olması gereken boylama (batıya) zorla kaydırmaktadır.
KABE’NİN YERİNDEN ŞÜPHE EDEN OLMUŞ MU?
KABE’Yİ KİM GÜNEYE TAŞIDI?
romalıların 61. hükümdarı. iustinianus [ii. iustinianus (685-695 ve 705-711)] senato tarafından krallığın başına getirildi. genç moabia [ii. muaviye] öldükten sonra tüm eyaletlerin orduları kendileri için iki lider seçti: biri abdella [abdullah bin ez-zübeyr], diğeri ise maroan [i. mervan (684-685)] idi. abdella herkesin rızasıyla princeps seçilirken maroan, abdella tarafından almidina [medine] sınırlarından zalimce sürüldü. ancak bir süre sonra yönetim makamına taşındı. iki taraf birbirlerine karşı sürekli savaş yürüttü. (bizans arap kroniği)
taif’te bulunan bir yazıtta kabe’nin hicri 78 senesinde inşa edildiği yazmaktadır. kabe’nin abdullah bin zübeyr tarafından emevi zulmünden kurtulmak için bugünkü mekke’de inşa edildiği söylenmektedir.
UMMULKURA NE DEMEKTİR?
bu indirdiğimiz kitap mübarektir, öncekileri tasdik eder, ummulkura ve çevresini uyarman için indirdik. ahirete ve kuran’a iman edenler salatlarını koruyan kimselerdir. (enam 6:92)
ummulkura şehirlerin anası demektir. yunanca karşılığı metropolis kavramıdır. meter anne, polis ise şehir anlamına gelir.
petra arap bölgesinin başkenti idi. bizans döneminde kurulan palestina 3 (palestina salutaris / tertia) eyaletinin başkenti yine petraydı.
yukarıdaki yazıt petra’da bulunmuştur ve yunanca “metropolis petra” yazmaktadır. metropolis = ummulkura.
PETRA’DA HAYAT VAR MIYDI?
1993 yılına kadar akademi camiasında petra hayalet şehir sanılıyordu ancak petra’daki bir kilisede yanmış halde bulunan 140 adet papirüste bölgenin 593 yılında bile aktif olduğu belgelendi. papirüslerin şehre yapılan bir saldırıda yanmış olduğu düşünülüyor.
PETRA GÜVENLİ BİR YER Mİ?
çevrelerindeki insanlar kapılıp götürülürken, bizim, onların yurtlarını saygın ve güvenlikli bir yer kıldığımızı görmediler mi? onlar hâlâ batıla inanıyorlar da allah’ın nimetini inkar mı ediyorlar? (ankebut 29:67)
petra savunulması kolay, kayalık, girişi dar bir bölgedir. bölge öylesine korunaklıdır ki keşfedilmesi ancak 1800 yılında mümkün olmuştur.
johann ludwig burckhardt (ö.1817) tevrat’ta bahsedilen sela’nın petra olduğunu söylemiştir. ayrıca johann ludwig kayıp petra şehrini 1812 yılında bulan kişidir.
petra’nın ne kadar güvenli bir şehir olduğunu ortadoğunun ortasında olmasına rağmen ancak 1800 yılında keşfedilmesinden anlayabilirsiniz.
tine ve zeytine andolsun, tur dağına ve sina’ya andolsun, bu güvenli beldeye andolsun. (tin 95:1-3)
İKİ BÜYÜK ŞEHİR NERESİDİR?
bu kuran iki büyük şehirden herhangi bir adama indirilseydi ya dediler. (zuhruf 43:31)
petra’ya yakın olan iki büyük roma şehri kudüs ve şam’dır. müşrikler hz muhammed aleyhisselama: “nebi olduğunu iddia ediyorsun ama nebi dediğin ya kudüs gibi köklü bir yerde çıkar ya da şam gibi büyük bir yerde çıkar, senin gibi hakir birini kabul etmiyoruz.” demek istemişlerdir. arabistan’da büyük olan hiçbir şehir yoktu.
AKŞAM SABAH ORDAN GEÇERSİNİZ NE DEMEK?
lut bizim elçimizdi. hani onu ve ailesini tamamen kurtarmıştık. ancak geride kalanlar içinde bulunan yaşlı bir kadın müstesna. sonra diğerlerini tamamen helak ettik. muhakkak siz onların üzerinden sabah vakti geçersiniz. geceleyin de. hâlâ akletmez misiniz? (saffat 37:133-138)
petra, lut gölüne çok yakındır. sodom ve gomora’ya yakındır. gerçekten oradan sabah ve akşam geçmek mümkündür. allah kuran’da örnek verirken her zaman yakın çevreden örnek verir. mesela deveye bakmaz mısınız? diye sorar, penguenden misal getirmez. izmir’de yaşayan adama kars’tan örnek getirilmez. izmir kars arası kuş uçuşu 1150km’dir. mekke ile lut gölü arası kuş uçuşu 1250 km’dir
EKİN BİTMEZ VADİ NE DEMEK?
rabbimiz! ben zürriyetimden bir kısmını, senin muhterem evinin yanında, ekin bitmez bir vadiye yerleştirdim. rabbimiz! namazı dosdoğru kılsınlar diye. artık sen insanların kalplerinden bir kısmını onlara meylettir; ve onları bazı meyvelerle rızıklandır; tâ ki şükretsinler. (ibrahim 14:37)
gerçekten petra’nın ortasındaki vadi, ekin bitmez bir vadidir.
MEKKE’NİN KELİME ANLAMI NEDİR?
mekke akad dilinde kaya anlamına gelir.
petra yunan dilinde kaya anlamına gelir.
sela ibrani dilinde kaya anlamına gelir.
petra = mekke = sela üç kelimenin anlamı aynıdır.
mısırlıların amarna mektuplarında ve kampanya yazıtlarında petra şehrinin adı sela ve seir olarak geçmektedir.
petra çok eski zamanlardan beri sela olarak bilinirdi.
mısırlıların amarna mektupları bunun kanıtıdır.
PARAN ÇÖLÜ NEREDE? SELA NEREDE? SİNA NEREDE?
ismail büyürken tanrı onunla birlikteydi. o, çölde yaşadı ve okçu oldu. paran çölü’nde yaşadı, annesi ona mısır’dan bir kız aldı. (bereşit 21:21)
bunun üzerine israiloğulları yola çıkma düzenine göre sina çölü’nden ayrıldılar ve bulut paran çölünde durdu. (bamidbar 10:12)
yahve sina’dan geldi, onların üzerine ışığını seir’den saçtı. görkem içinde paran’ın dağlarından parladı, (devarim 33:2)
bildirildiğine göre allah, musa peygambere tur-i sina üzerinde vahyetmiştir. hz isa peygambere saura dağı üzerinde vahyetmiştir. peygamber muhammed’e faran dağı üzerinde vahyetmiştir. haberde belirtildiğine göre musa “rabbim bana tur-i sina dağından geldi.” demiştir. isa peygambere vahiy saura dağından inecektir. hz muhammed’e vahiy faran’dan gelecektir. (maturidi tefsiri)
tine ve zeytine andolsun, tur dağına ve sina’ya andolsun, bu güvenli beldeye andolsun. (tin 95:1-3)
bazıları dediler ki: tur-i sinin, sinin denilen yerdeki bir dağdır. (maturidi tefsiri)
vahidi şöyle der: evla olan, "sînîn" kelimesinin, tur dağının bulunduğu yerin adı olmasıdır. sonra bu yer, güzelliğinden veya mübarek oluşundan ötürü sînîn ve sînâ adını almıştır. (fahrettin razi)
incir ve zeytinin yetiştiği yer ibrâhim’in hicret ettiği ve isâ’nın doğup büyüdüğü bölgedir. tur, musa’ya seslenilen mekân, mekke ise peygamber’in doğduğu ve gönderildiği yerdir. (zemahşeri)
ibn abbas’a bu sûrenin açıklamasını sorduğumuzda şöyle dedi: “tin’e ve zeytun’a andolsun!” ayetindeki tin şam beldeleri, zeytun ise filistin beldeleridir. “andolsun tur-i sina’ya” ayetindeki sina dağı, yüce allah’ın musa’yla konuştuğu dağdır. “ve şu emin beldeye” ayetindeki beldeden kasıt mekke’dir. (suyuti tefsiri)
anladığım kadarıyla tur dağı sina çölünde, incir ve zeytin akdeniz iklimini anlatıyor, mekke de bu bölgeye yakın. yani tin suresinde birbiriyle bitişik bölgelere yemin ediliyor. allah en iyisini bilendir.
ancak küçük yaşta olan hadad, babasının hizmetkârlarından bazı edomlularla birlikte kaçmış ve mısır’a gitmişti. onlar midyan’dan yola çıkıp paran’a, oradan da yanlarına adam toplayıp mısır’a, firavun’un yanına gitmişlerdi. firavun ona ev ve toprak vermiş ayrıca erzak sağlamıştı. (1.krallar 11:17-18)
paran çölü, kedar, petra hepsinin birbiriyle alakalı olduğunu düşünüyorum.
TEVRAT BİZE HZ MUHAMMED’İN SELA’DA GELECEĞİNİ SÖYLÜYOR MÜ? (tevrat, yeşaya 42)
ben yahve’yim. ismim budur. hakkım olan onuru bir başkasının, hak ettiğim övgüleri oyma putların almasına izin vermem! daha önce bildirdiklerim işte gerçekleşti, şimdi de yenilerini bildiriyorum. onları daha gerçekleşmeden size duyuruyorum. ey denize açılanlar ve denizdekilerin hepsi, ey adalar ve üzerinde yaşayan halklar, yeni bir ilahi söyleyin yahve’ye, dünyanın dört köşesinden övgü dolu bir ilahi söyleyin.
çöl ve içindeki şehirler, kedar’ın [hz ismail’in oğlu] köyleri seslerini yükseltsin. SELA’da yaşayanlar sevinçle haykırsın, dağların tepesinden bağırsınlar. yahve’yi yüceltsinler, adalarda ona övgüler sunsunlar. yahve güçlü bir yiğit gibi çıkacak, bir savaşçı gibi harekete geçmek için can atacak. haykıracak, evet savaş narası atacak, düşmanlarından güçlü olduğunu gösterecek. [savaşçı biri gelecek = hz muhammed]
uzun zaman sessiz durdum, suskun kaldım, kendimi tuttum ama doğuran bir kadın gibi, acıyla inleyip soluk soluğa kalacağım, nefesim kesilecek [uzun süre vahiy gelmemişken parça parça vahiy gelecek sonra yine kesilecek] dağları ve tepeleri harap edeceğim ve üzerlerindeki tüm bitkileri kurutacağım. ırmakları adacıklara döndüreceğim, sazlık gölleri kurutacağım. körleri hiç bilmedikleri bir yolda yürüteceğim. [körler = ümmi araplar] tanımadıkları yollardan geçireceğim. önlerindeki karanlığı aydınlatacağım, engebeli yerleri düzleştireceğim. onlar için bunu yapacağım ve onları terk etmeyeceğim. [gelen vahiy kıyamete kadar artık araplarla beraber olacak]
oyma putlara güvenenler, döküm putlara siz bizim tanrımızsınız diyenler [yani müşrikler] geri çekilecekler ve utançtan yerin dibine girecekler. ey sağırlar dinleyin, ey körler bakın ve görün. benim kulum kör değilse, kim kör? gönderdiğim haberci kadar sağır olan var mı? nimetler tatmış kulum kadar, yahve’nin kulu kadar kör olan var mı? [hz muhammed’in ümmiliği vurgulanıyor]
onlar yanlarındaki tevrat’ta yazılı buldukları ümmi resule tabi olurlar. (araf 7:157)
MUSA HACCA GİTTİ Mİ?
hz ibrahim ve hz ismail birlikte petra’da kabe’yi inşa ettikten sonra buraya insanların haccetmek için geldiklerini kuran’dan biliyoruz. bakara 125-129:
hani biz beyti insanlar için bir toplanma yeri ve bir güven yeri kılmıştık. siz de ibrahim’in makamını namaz yeri edinin. ibrahim ve ismail’e, “tavaf edenler, ibadete kapananlar, rükû ve secde edenler için evimi temiz tutun” diye emretmiştik.
hani ibrahim, “rabbim, burayı güvenli bir şehir yap; halkından allah’a ve ahiret gününe iman edenleri çeşitli ürünlerle rızıklandır” demişti. allah da, “inkâr edeni de az bir süre faydalandırırım, sonra onu ateş azabına sürüklerim. ne kötü varılacak yerdir” buyurdu.
hani ibrahim ve ismail evin temellerini yükseltiyorlardı: “rabbimiz, bizden kabul buyur. şüphesiz sen işiten, bilensin.”
“rabbimiz, bizi sana teslim olmuş kimseler kıl; soyumuzdan da sana teslim olmuş bir ümmet çıkar. bize ibadet yollarımızı göster ve tevbemizi kabul et. şüphesiz sen tevbeleri çok kabul eden, çok merhamet edensin.”
“rabbimiz, içlerinden onlara senin âyetlerini okuyacak, onlara kitabı ve hikmeti öğretecek ve onları arındıracak bir peygamber gönder. şüphesiz sen üstün olan, hüküm ve hikmet sahibi olansın.
hz musa’nın haccı bildiğini kuran yine bize haber ediyor:
bana 8 hac boyunca hizmet etmene karşılık şu iki
kızımdan birini sana nikahlamak istiyorum. (kasas
28:27)
hz musa’nın haccı bildiğini tevrat da bize haber ediyor:
firavuna dediler: halkımı bırak gidelim çölde hac
yapacağız. (şemot 5:1) [veyahogguli bamidbar]
halbuki israiloğulları çöldeyken bir tapınakları yoktu ki haccetsinler:
israiloğullarını mısır'dan çıkardığım günden beri bir
beytte oturmadım. çadırlarda dolaştım. (2.samuel 7:6)
musa aleyhisselamın 1000 km güneydeki bir yere halkıyla birlikte gidip haccetmesi, hz ibrahim’in 1000 km güneye gidip gelmesi çok zorlama değil mi? petra yanıbaşlarında zaten. paran çölünde ve kaya anlamına geliyor, doğrudan sela deniyor. bunlar tesadüf mü?
yahudi tefillin ve kabe benzerliği bir tesadüf mü?
PETRA PUTPEREST BİR ŞEHİR MİYDİ?
petra putperestliğiyle meşhur bir şehir. yaptığım araştırmada kuran’da bahsedilen arap müşriklerin taptığı uzza putunu petra’da bulabildim. menat ve lat putuna denk gelemedim. aşağıdaki görselde uzza putunun gözlerinin yıldız şeklinde olduğunu görebilirsiniz:
ARABİSTAN PETRA BÖLGESİNDEKİ, PARAN ÇÖLÜNDEKİ MEKKE NEREDEDİR?
tovma artsruni, 871 yılında yazdığı tarih kitabının 2.bölümünde şöyle der:
Յայնմ ժամանակի էին եղբարք" բոնակալք ոմանք ի կողմանս ապառաժ Արաբիոյ ի տեղւոջն Փառան, որ այժմ կոչի Մաքայ
[99]
onlar, ismail oğullarının çocuklarına elçiler gönderdiler ve aralarındaki yakın akrabalığı hatırlatarak şöyle dediler: “biz de siz de ibrahim’in oğullarıyız, kardeşiz. gelin bize yardım edin, mirasımız olan toprağı birlikte ele geçirelim.” fakat onlar ikna olmuş olsalar bile, aralarında büyük bir anlaşmazlık vardı; çünkü her biri kendi arzusuna göre putlara tapıyor ve bu yüzden bölünmüş bulunuyorlardı.
o sırada arabia petraea bölgelerinde, p‘aran denilen yerde -ki burası şimdi mak‘a diye adlandırılır- bazı zorba kardeşler vardı. bunlar savaşçı reislerdi ve ammonluların put tapınağı olan samam ile k‘abar adlı tapınağın putlarına tapıyorlardı. bu kardeşlerden biri olan abdla, küçük yaşta bir oğul bırakarak öldü. bu çocuğun adı mahmet idi. amcası abut‘alp, onu yanına aldı ve ergenlik çağına gelinceye kadar büyüttü.
[100]
mahmet yeterli yaşa ulaştığında, akrabalarından zengin bir adamın yanında yaşamaya başladı. ona sadakatle hizmet etti, develer güttü ve evinin yöneticisi oldu. bir süre sonra evin efendisi öldü. karısı, mahmet’in güvenilir ve dünyevi işlerde çok akıllı bir adam olduğunu görünce onunla evlendi ve evin ve malların bütün idaresini ona verdi. böylece mahmet meslek olarak tüccar oldu ve ticarette ustalaştı.
ticari işler için uzak yolculuklara çıktı; mısır’a ve filistin bölgelerine gitti. bu ticaretle meşgul olduğu sırada, mısır bölgelerinde sargis bahira adlı bir keşişle karşılaştı. bu keşiş, ariusçuların sapkın öğretisinin öğrencilerinden biriydi. onunla tanışıp zamanla dost olunca, mahmet’e birçok şey öğretti; özellikle eski ahit hakkında ve tanrı’nın tabiatı gereği bir oğlu olmadığı konusunda.
onu, israiloğullarının eski inancını kabul etmeye ikna etmeye çalıştı ve şöyle dedi: “eğer bunu kabul edersen, büyük bir komutan ve bütün soyunun önderi olacağını sana bildiriyorum.” ayrıca tanrı’nın ibrahim’e verdiği vaatleri, sünneti, kurbanları ve burada ayrıntılı olarak sayılması gerekmeyen diğer hususları hatırlattı. ismail oğulları bu konular üzerinde durup dururlar.
[101]
bir gün ondan ayrılırken, korkunç ve şeytani bir etki, garip bir ses, mahmet’in üzerine çöktü ve onu aklından etti. bu durumu, uygun bir örnekle açıklamak gerekir. çünkü derler ki, mesih karşıtı’nın doğacağı kadının annesi, mısır’dan filistin topraklarına giderken lut’un karısının sütununu görmek istemiş, oraya varıp dinlenmek için oyalanmıştı. uyukladığı sırada, taşa dönüşmüş kadının ağzından garip bir ruh şöyle haykırmıştı: “dünyayı fethedecek bir oğul doğuracaksın.” nitekim dan kabilesinden bir kadın fuhuş yoluyla gebe kalmıştı.
benzer şeyler mahmet’in zamanında da oldu. yol arkadaşları ona neden aklını yitirdiğini sorduklarında, şöyle dedi: “korkunç bir meleğin sesi üzerime indi ve bana milletime elçi olmamı emretti; göğün ve yerin yaratıcısı olan tanrı’yı onlara bildirmemi, önderlik unvanını üzerime almamı ve putların sahte inancını yıkmamı söyledi.”
p‘aran’a geldiğinde, bu sözleri amcası aplcehr’e de tekrarladı. amcası ona şöyle dedi: “şimdi senin açıkladığın bu yeni inanç nedir? bunu bir daha söylersen kendini mahkûm etmiş olursun.”
[102]
bunun üzerine mahmet keder içinde evine döndü; çünkü sürekli olarak bir demon tarafından baskı altındaydı. belki de tanrı, onun aklını yitirmesinin bir melekten kaynaklandığını sanmasına izin verdi. buna rağmen, birçok kişi onun tanrı’nın elçisi olduğuna inandı.
bir gün, amcasının tehditleri yüzünden kederliyken, abut‘alp’in oğlu ali yanına geldi ve ona şöyle dedi: “neden böyle üzgün oturuyorsun?” mahmet cevap verdi: “göğün ve yerin yaratıcısı olan tanrı’yı duyuruyorum ama beni tehditlerle reddediyorlar.” ali cesur bir adamdı ve ona şöyle dedi: “kalk, dışarı çıkalım; çünkü yanımızda birçok adam var. belki bu iş için iyi bir çözüm bulunur.”
dışarı çıktıklarında, mahmet aynı sözleri halka açık şekilde söylemeye başladı. büyük bir kargaşa çıktı, öyle bir tartışma oldu ki birçok kişi kılıçlarını çekti. mahmet’in tarafı yenildi; her iki taraftan da birçok kişi yaralandı. mahmet ve ali, yaklaşık kırk adamla birlikte kaçtılar ve daha önce andığımız madiam şehrine geldiler.
[103]
kaçışlarının sebebi duyulunca, yahudiler —tanrı için gayretli kişiler ve ibrahim’in oğulları olarak kardeşlik duygusuyla— birlik olmaya cesaret ettiler ve mahmet’in sözlerinin doğru olduğunu ilan ettiler. onunla birleştiler, onunla bir antlaşma yaptılar, kendi milletlerinden bir kadını ona eş olarak verdiler ve onun istekleri doğrultusunda her türlü desteği vermeye hazırlandılar. böylece bu girişimin tanrı’nın buyruğuyla başladığı söylenebilirdi.
yahudiler, ismail oğullarıyla birleşerek büyük bir ordu oluşturdular. p‘aran’a saldırarak düşmanlarına büyük bir yenilgi yaşattılar; aplcehr’i ve ammonlu ile moablı askerlerin çoğunu öldürdüler. samam putunun sunağındaki putları yıktılar ve tapınağın ibrahim’in evi olduğunu söylemeye cüret ettiler. komşu bölgelerin bütün halklarını boyunduruk altına aldılar ve direniş gösteren herkesi kılıçtan geçirdiler.
ARTIK HAC YAPAMAMAK KIYAMET ALAMETİ Mİ?
sahih bir hadiste şöyle denmektedir: kabe’ye yapılan hac ziyaretleri sona ermedikçe kıyamet kopmayacaktır. (ibni hibban, 15.cilt 151.sayfa)
habil ademoğlu 22/01/2026
etrafınızdaki birçok şehri helak etmiştik. ayetlerimizi açıklamıştık belki dönerler diye. (ahkaf 46:27)
haritayı açıp bakın.mekkenin ve petranın etrafında hangi şehirler var ve nasıl helak olmuşlar? ayete hangisi uygun? sodom ve gomorra petraya mı yakın mekkeye mi?