bize osman b. ebî şeybe rivayet etti; bize ebû’n-nadr rivayet etti; bize abdurrahman b. sâbit rivayet etti; bize hassân b. atiyye rivayet etti; ebû münîb el-cüreşî’den, ibn ömer’den; dedi ki: resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: kim bir kavme benzemeye çalışırsa o da onlardandır. (ebu davud 4031)
muhammed bin el-verrak, ahmed’den nakletti: hadis konusunda güçlü biri değildi.
abdurrahman bize anlattı, ali bin ebi tahir bana yazdığı mektupta bildirdi, o da el-esrem’den nakletti: ebu abdullah’ın şöyle dediğini işittim: ibn sevban’ın hadisleri münkerdir.
nesai dedi ki: zayıftır. başka bir yerde: güçlü değildir, dedi. yine başka bir yerde ise: güvenilir değildir, dedi.
nesai dedi ki: abdurrahman bin sabit bin sevban güçlü biri değildir.
muhammed bin ali bize anlattı, osman bin said bize anlattı: yahya’ya abdurrahman bin sabit bin sevban’ı sordum, o da şöyle dedi: abdurrahman zayıftır, babası ise güvenilirdir.
sunnilerin noel kutlayanları kafir ilan ederken dayandıkları hadis zayıftır.
22-) hamile kaldı ve uzak bir mekana çekildi.
23-) doğum acısıyla hurma ağacının altına geçti. keşke bundan önce ölseydim de unutulup gitseydim dedi.
24-) altından ona seslendi. üzülme rabbin senin altındakini yüce kılmıştır.
25-) hurma dalını salla, üzerine taze olgun hurmalar dökülsün.
bu ayetler meryem suresinde yazılıdır. hz isa, hurma mevsiminde doğmuştur. kışın hurma meyve vermez. sanırım yazın veya sonbaharda doğdu.
ayrıca bir kadın oturduğu yerden hurma ağacının dalını nasıl sallasın? arkadaşlar bu da bir kuran mucizesi olabilir. 2000 yıl önce var olan günümüzde yok olmuş bir hurma ağacı türü vardır. ismi judean date palm’dır. bu ağaç 1.5 metre boyundayken bile meyve verir. doğum yapmış bir kadın bu ağacın altına oturduğunda dal zaten hemen üstündedir. zahmet çekmeden eliyle tutup sallayabilir. bu ağacın tohumu arkeolojik kazılarda bulunup 2005 yılında tekrar üretilmiştir.
peki bir peygamberin doğumunu kutlamak kutsal kitaplarda var mıdır? hayır bu bir bidattır. hz musa kendi doğum gününü kutlamadı, yahudiler de kutlamıyor. musa’dan sonra onlarca peygamber geldi ama hiçbiri böyle bir kutlama yapmadı. hz isa ve hz muhammed de yapmadı.
hz muhammed’in kaç yıl mekke’de kaldığı bile meçhulken doğum tarihi nasıl kesin olsun?
10 yıl kaldı. (buhari 5900)
13 yıl kaldı. (buhari 3902)
15 yıl kaldı. (müslim 2347,2353)
yine de kutlayanlara bir şey demiyorum ancak bunu farz gibi dayatanlar yanlış yoldalar.
sonra arkalarından birçok resulumuzu gönderdik. meryem’in oğlu isa mesih’i de gönderdik. ona incil’i verdik. ona tabi olanların kalbine şefkat ve merhamet koyduk. uydurdukları ruhbanlığı biz onlara emretmemiştik. allah rızası için bunu uydurdular ama icat ettikleri şeye hakkıyla uymadılar. onların içlerinden iman edenlere ücretlerini verdik fakat çoğu fasıktır. (hadid 57:27)
ayetten anladığım kadarıyla güzel bir bidat uydurmakta allah için bir beis yoktur.
peki yahudi, hristiyan ve müslümanların ortak bir bayramı olabilir mi? evet olabilir çünkü:
meryem oğlu isa şöyle dedi: allah’ım rabbim gökten bize sofra indir ki hem bizden öncekiler için hem de bizden sonrakiler için bir bayram olsun ve senden bir ayet olsun. bizlere rızık ver çünkü sen rızık verenlerin en hayırlı olanısın. (maide 5:114)
maide bayramı kuran’da geçen tek bayram olmasına rağmen hiçbir müslüman kutlamıyor.
maide suresi hz isa’nın son akşam yemeğinden bahsediyor. ona ihanet eden yahuda iskaryot’un alemlerden hiç kimsenin uğramayacağı kadar ağır bir azaba çarptırılacağı anlatılıyor. son akşam yemeği fısıh bayramı dolayısıyladır.
dikkat ederseniz isa bu duayı ederken öncekiler ve sonrakiler için bayram olsun demektedir. fısıh bayramını yahudiler zaten kutlamaktadırlar, hristiyanlar da kutlamaktadır ancak müslümanlar bu ayete rağmen sessizliklerini koruyorlar. kim bir kavme benzerse o da onlardandır diyorlar. peki soruyorum hz isa kafir mi?
şimdi bu bayramın vaktini bulalım. öncelikle bu bayram ay takvimine göre kutlanır. yahudiler ise ay takvimini bozmuştur. onlar babil sürgününde 12 ay olan takvimi 13 ayla değiştirdiler. bunun için fısıh’ın gerçek vakti kayıptır.
allah’ın gökleri ve yeri yarattığından bahseden kitabında (tevrat’ta) ayların sayısı on ikidir. bunların dördü haram aylardır. bu allah’ın dosdoğru kanunudur. o aylarda nefsinize zulüm etmeyin. müşrikler sizinle nasıl topyekün savaşıyorlarsa siz de onlarla öyle savaşın. iyi bilin ki allah muttakilerle birliktedir. (tevbe 9:36)
allah ayların sayısı 12’dir diyerek yahudi takvimini reddediyor.
1-) muharrem
2-) safer
3-) rebiülevvel
4-) rebiülahir
5-) cemaziyelevvel
6-) cemaziyelahir
7-) recep
8-) şaban
9-) ramazan
10-) şevval
11-) zilkade
12-) zilhicce
zilhicce hac ayı demektir. sonra muharrem geliyor. haram ayı demektir. sonra sefer ayı geliyor. sonra ise rebiulevvel anlamı ilk dörtlü demektir.
sadece ayların ismine bakarak ne olduklarını çıkarabiliyoruz. tevbe suresine geri dönelim:
2-) yeryüzünde dört ay daha dolaşın; bilin ki siz allah’ı aciz bırakamazsınız ve allah inkâr edenleri rezil edendir.
3-) allah ve resulünden, büyük hac günü insanlara bir bildiridir: allah da resulü de müşriklerden berîdir. eğer tevbe ederseniz bu sizin için hayırlıdır; yüz çevirirseniz bilin ki allah’ı aciz bırakamazsınız. inkâr edenleri elem verici bir azapla müjdele.
bu konuşma zilhicce’de gerçekleşmişse haram ayları zilhicceden sayarak 4 ay geldiğimizde rebiulevvelde bitiyor. şimdi tevrat’ın vayikra 23.bölümüne bakalım:
5-) birinci ayda, ayın on dördüncü gününde, akşam vaktinde yhvh’nin pesaḥ’ıdır.
6-) ve aynı ayın on beşinci gününde yhvh için hamursuz bayramı vardır; yedi gün hamursuz yiyeceksiniz.
şimdi incil’de markos 14.bölüme bakalım:
12-) ve hamursuzun birinci gününde, pesaḥ kurbanını kestikleri zaman, talebeleri ona dedi: pesaḥ’ı yemen için gidip nerede hazırlayalım?
13-) ve iki talebesini gönderdi ve onlara dedi: şehre gidin, karşınıza su küpü taşıyan bir adam çıkacak; onu izleyin.
14-) ve nereye girerse, ev sahibine deyin ki: öğretmen diyor, talebelerimle birlikte pesaḥ’ı yiyeceğim misafir odam nerede?
15-) o da size yukarı katta döşenmiş, hazır büyük bir oda gösterecek; bizim için orada hazırlayın.
16-) ve talebeleri çıktı, şehre gitti ve ona dediği gibi buldular; ve pesaḥ’ı hazırladılar.
17-) akşam olunca on ikisiyle birlikte geldi.
18-) ve sofrada oturup yerlerken iesous dedi: amin size derim, benimle birlikte yiyenlerden biri beni ele verecek.
19-) kederlenmeye başladılar ve birer birer ona demeye başladılar: ben miyim?
20-) o da onlara dedi: on ikiden biri, benimle birlikte kâseye ekmek batıran.
21-) çünkü insanoğlu hakkında yazıldığı gibi gidiyor; fakat insan oğlunu ele veren o adama yazıklar olsun; o adam hiç doğmamış olsaydı, kendisi için daha iyi olurdu.
22-) ve yerlerken, ekmeği aldı, bereketledi, böldü ve onlara verdi ve dedi: alın; bu benim bedenimdir.
23-) ve kâseyi aldı, şükretti ve onlara verdi; hepsi ondan içti.
24-) ve onlara dedi: bu, birçokları için dökülen, antlaşmanın kanımdır.
25-) amin size derim: theos’un hükümranlığında onu yeni olarak içeceğim güne kadar, asmanın ürününden artık içmeyeceğim.
birinci ayın on dördünü on beşine bağlayan gece maide bayramıdır. bu da ay takvimine göre hicri birinci ay olan muharrem’in on dördüdür. ne tesadüftür ki maide suresindeki ilgili ayetin numarası da 114’tür…
1.ayın 14.günü = 114.ayet…
ekleme: men teşebbehe bi kavmin fehuve minhum hadisinin (kim bir kavme benzerse o da onlardandır) ahmed bin hanbel'de başka bir tariki daha varmış. yaptığım araştırmaya göre o hadisin senedinde yer alan حسان بن عطية الدمشقي adlı ravi kaderi olmakla suçlanmıştır. ehli sünnet kaderi inkar edenleri kafir görür. kafirin rivayeti alınmaz. bidat diyenler için de durum aynıdır. bidat ehlinin rivayeti alınmaz.
habil ademoğlu 31/12/2025