17 Aralık 2025 Çarşamba

davud peygamberin günahı 99 koyun

(kuran, sad suresi 21-25)

sana davacıların haberi geldi mi? hani onlar duvarı aşarak mabede girmişlerdi. 

hani davud’un yanına girmişlerdi de davud’da onlardan korkmuştu. onlar, korkma! biz, iki davacı grubuz. birimiz diğerine haksızlık etmiştir. aramızda adaletle hükmet. zulmetme ve bizi hak yola ilet dediler. 

içlerinden biri şöyle dedi: bu benim kardeşimdir. onun doksan dokuz koyunu var. benim ise bir tek koyunum var. böyle iken onu da bana ver dedi ve tartışmada beni bastırdı. 

davud dedi ki: andolsun, senin koyununu kendi koyunlarına katmak istemek suretiyle sana zulmetmiştir. esasen ortakların pek çoğu birbirine haksızlık eder. ancak iman edip salih ameller işleyenler başka. onlar da pek azdır. davud bizim kendisini imtihan ettiğimizi anladı. derken rabbinden bağışlama diledi, eğilerek secdeye kapandı ve allah’a yöneldi. 

biz de bunu ona bağışladık. şüphesiz katımızda onun için bir yakınlık ve dönüp geleceği güzel bir yer vardır. 



(tevrat, ​2. samuel 11.bap)
ertesi yıl, kralların savaşa gittiği mevsimde, davut yoav’la birlikte kendi subaylarını ve bütün israil ordusunu savaşa gönderdi. onlar ammonlular’ı bozguna uğratıp rabba kentini kuşatırken, davut yeruşalim’de kaldı.

​bir akşamüstü davut yatağından kalktı, sarayın damına çıkıp gezinmeye başladı. damdan yıkanan bir kadın gördü. kadın çok güzeldi.

​davut kadının kim olduğunu öğrenmek için birini gönderdi. adam, “bu eli oğlu hititli uriya’nın karısı bat-şeba’dır” dedi.

​davut kadını getirmeleri için ulaklar gönderdi. kadın davut’un yanına geldi. davut, aybaşı kirliliğinden yeni arınmış olan kadınla yattı. sonra kadın evine döndü.
​kadın gebe kalınca, davut’a, “gebe kaldım” diye haber gönderdi.

​bunun üzerine davut yoav’a, “hititli uriya’yı bana gönder” diye haber saldı. yoav da uriya’yı davut’a gönderdi.
​uriya yanına gelince, davut yoav’ın, ordunun ve savaşın durumunu sordu.

​sonra uriya’ya, “evine git, ayaklarını yıka” dedi. uriya saraydan çıkınca, kral onun ardınca bir armağan gönderdi.

​ama uriya evine gitmedi, efendisinin bütün nöbetçileriyle birlikte sarayın kapısında uyudu.
​davut uriya’nın evine gitmediğini öğrenince ona, “yoldan geldin, neden evine gitmedin?” diye sordu.

​uriya, “sandık da, israil ve yahuda halkı da çardaklarda kalıyor” diye karşılık verdi, “komutanım yoav’la efendimin subayları açık kırlarda konaklıyor. bu durumda ben nasıl olur da yiyip içmek, karımla yatmak için evime giderim? senin varlığın ve yaşamın hakkı için söylerim ki, böyle bir şeyi asla yapmam.”

​bunun üzerine davut, “bugün de burada kal, yarın seni gönderirim” dedi. uriya o gün de, ertesi gün de yeruşalim’de kaldı.

​davut uriya’yı çağırdı. uriya onunla birlikte yiyip içti; davut onu sarhoş etti. akşam olunca uriya yine efendisinin subaylarıyla birlikte uyumak üzere yatağına gitti; yine evine gitmedi.

​sabahleyin davut yoav’a bir mektup yazıp uriya’yla gönderdi.

​mektupta şöyle yazdı: “uriya’yı savaşın en şiddetli olduğu cepheye yerleştir ve yanından çekil ki, vurulup ölsün.”

​böylece yoav kenti kuşatırken, uriya’yı yiğit adamların olduğunu bildiği yere yerleştirdi.

​kentin adamları çıkıp yoav’ın askerleriyle savaştılar. davut’un subaylarından ölenler oldu. hititli uriya da ölenler arasındaydı.

​yoav savaşla ilgili bütün ayrıntıları davut’a bildirmek üzere bir ulak gönderdi.

​ulağa şöyle buyurdu: “savaşla ilgili ayrıntıları krala anlatmayı bitirince, kral öfkelenip sana şunu sorabilir: ‘savaşmak için kente neden o kadar yaklaştınız? surdan ok atacaklarını bilmiyor muydunuz? yerubbeşet oğlu abimelek’i kim öldürdü? tebes’te bir kadın surun üzerinden onun üzerine bir değirmen üst taşı atıp onu öldürmedi mi? neden sura o kadar yaklaştınız?’ o zaman, ‘kulun hititli uriya da öldü’ dersin.”

​ulak yola koyuldu. davut’un yanına varınca, yoav’ın kendisine söylediği her şeyi anlattı.

​ulak, “adamlar bizden üstün geldiler; bize saldırmak için açık kıra çıktılar” dedi, “ama biz onları kent kapısına kadar geri sürdük. okçular surun üzerinden subaylarına ok attılar. kralın subaylarından bazıları öldü; kulun hititli uriya da öldü.”

​davut ulağa şöyle dedi: “yoav’a de ki, ‘bu olay seni üzmesin, kılıç kimi zaman birini, kimi zaman ötekini yok eder. kente karşı saldırını şiddetlendir ve kenti yerle bir et!’ böylece ona cesaret ver.”

​uriya’nın karısı, kocasının öldüğünü duyunca, onun için yas tuttu.

​yas süresi geçince, davut onu sarayına getirtti. kadın onun karısı oldu ve ona bir oğul doğurdu. ancak, davut’un bu yaptığı rab’bin gözünde kötüydü.



(tevrat, ​2. samuel 12.bap)
​rab peygamber natan'ı davut'a gönderdi. natan davut'un yanına gelince ona, "bir kentte biri zengin, öbürü yoksul iki adam vardı" dedi.

​zenginin çok sayıda davarı, sığırı vardı. ama yoksulun satın alıp beslediği küçük bir dişi kuzudan başka bir şeyi yoktu. kuzu yoksulun yanında, çocuklarıyla birlikte büyüdü. yoksulun yemeğinden yer, bardağından içer, koynunda uyurdu. yoksulun kızı gibiydi.

​derken, zengin adama bir yolcu uğradı. zengin adam yanına gelen yolcuya yemek hazırlamak için kendi davarlarından, sığırlarından birini kesmeye kıyamadı. yoksul adamın kuzusunu alıp kendisi için yemek hazırladı.

​davut o adama karşı büyük bir öfke duyarak natan'a, "yaşayan rab'bin adıyla derim ki, bunu yapan ölümü hak etmiştir!" dedi, "bunu yaptığı ve acımadığı için, kuzunun karşılığını dört kat ödemelidir."

​o zaman natan davut'a, "o adam sensin!" dedi, "israil'in tanrısı rab şöyle diyor: 'seni israil'e kral olarak meshettim ve saul'un elinden kurtardım. sana efendinin hanesini verdim, efendinin karılarını koynuna bıraktım. israil ve yahuda halkını sana verdim. bu az gelseydi, sana daha neler neler verirdim! öyleyse neden rab'bin sözünü küçümsedin, onun gözünde kötü olanı yaptın? hititli uriya'yı kılıçla öldürdün, karısını kendine eş olarak aldın. evet, onu ammonlular'ın kılıcıyla öldürttün.
​bu yüzden, madem beni küçümsedin ve hititli uriya'nın karısını kendine eş olarak aldın, kılıç senin soyundan sonsuza dek eksik olmayacak.' rab şöyle diyor: 'işte kendi soyundan sana felaket getireceğim. senin gözünün önünde karılarını alıp bir yakınına vereceğim; o da gün ışığında onlarla yatacak. sen o işi gizlice yaptın, ama ben bunu bütün israil halkının gözü önünde, gün ışığında yapacağım.'"

​bunun üzerine davut natan'a, "rab'be karşı günah işledim" dedi. natan, "rab günahını bağışladı, ölmeyeceksin" diye karşılık verdi, "ancak sen bunu yapmakla rab'bin düşmanlarının onu aşağılamasına neden olduğun için, doğan çocuğun ölecek." bundan sonra natan evine döndü.

​rab uriya'nın karısının davut'a doğurduğu çocuğu amansız bir hastalığa yakalattı. davut çocuk için tanrı'ya yakardı, oruç tuttu. evine gidip geceyi yerde yatarak geçirdi. sarayındaki ileri gelenler kendisini yerden kaldırmak için yanına geldilerse de, o kalkmak istemedi, onlarla yemek de yemedi.

​yedinci gün çocuk öldü. davut'un hizmetkarları çocuğun öldüğünü ona söylemekten korktular. kendi aralarında, "çocuk henüz sağken onunla konuştuğumuzda bizi dinlemiyordu" dediler, "çocuğun öldüğünü ona nasıl söyleriz? kendisine bir kötülük yapabilir."

​davut hizmetkarlarının fısıldaştığını görünce çocuğun öldüğünü anladı. onlara, "çocuk öldü mü?" diye sordu. "evet, öldü" dediler.

​bunun üzerine davut yerden kalktı; yıkandı, güzel kokular süründü, giysilerini değiştirdi. rab'bin tapınağına gidip tapındı. sonra evine döndü; yemek istedi ve önüne getirilen yemeği yedi.

​hizmetkarları, "neden böyle yapıyorsun?" diye sordular, "çocuk sağken oruç tutup ağlıyordun, ama çocuk ölünce kalkıp yemek yedin."

​davut şu karşılığı verdi: "çocuk sağken, 'kim bilir, rab bana lütfeder de çocuk yaşar' diyerek oruç tutup ağladım. ama çocuk öldü, artık neden oruç tutayım? onu geri getirebilir miyim? ben onun yanına gideceğim, ama o bana geri dönmeyecek."

​sonra davut karısı bat-şeba'yı avuttu; yanına gidip onunla yattı. bat-şeba bir oğul doğurdu. davut ona süleyman adını verdi. rab çocuğu sevdi. peygamber natan aracılığıyla gönderdiği haberle, rab'den ötürü çocuğun adını yedidya koydu.

​bu arada yoav ammonlular'ın rabba kentiyle savaşıp kraliyet kentini ele geçirdi. davut'a ulaklar göndererek, "rabba'ya saldırıp kentin su kaynaklarını ele geçirdim" dedi, "şimdi halkın geri kalanını topla, kenti kuşatıp ele geçir. yoksa kenti ben ele geçireceğim ve kent benim adımla anılacak."

​bunun üzerine davut bütün halkı toplayıp rabba'ya gitti; kente saldırıp orayı ele geçirdi. krallarının başındaki tacı aldı. bir yetenek altın ağırlığındaki tacın üzerinde değerli taşlar vardı. tacı davut'un başına koydular. davut kentten çok miktarda mal yağmaladı. kentin halkını dışarı çıkarıp testereyle, demir kazma ve baltayla yapılan işlerde, tuğla yapımında çalıştırdı. ammonlular'ın bütün kentlerine aynı şeyi yaptı. sonra davut'la bütün halk yeruşalim'e döndü.


habil ademoğlu 17/12/2025