31 Aralık 2025 Çarşamba

men teşebbehe hadisi ve maide bayramı


bize osman b. ebî şeybe rivayet etti; bize ebû’n-nadr rivayet etti; bize abdurrahman b. sâbit rivayet etti; bize hassân b. atiyye rivayet etti; ebû münîb el-cüreşî’den, ibn ömer’den; dedi ki: resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: kim bir kavme benzemeye çalışırsa o da onlardandır. (ebu davud 4031)

muhammed bin el-verrak, ahmed’den nakletti: hadis konusunda güçlü biri değildi.

​abdurrahman bize anlattı, ali bin ebi tahir bana yazdığı mektupta bildirdi, o da el-esrem’den nakletti: ebu abdullah’ın şöyle dediğini işittim: ibn sevban’ın hadisleri münkerdir.

​nesai dedi ki: zayıftır. başka bir yerde: güçlü değildir, dedi. yine başka bir yerde ise: güvenilir değildir, dedi.
​nesai dedi ki: abdurrahman bin sabit bin sevban güçlü biri değildir.

​muhammed bin ali bize anlattı, osman bin said bize anlattı: yahya’ya abdurrahman bin sabit bin sevban’ı sordum, o da şöyle dedi: abdurrahman zayıftır, babası ise güvenilirdir.

sunnilerin noel kutlayanları kafir ilan ederken dayandıkları hadis zayıftır. 

22-) hamile kaldı ve uzak bir mekana çekildi.

23-) doğum acısıyla hurma ağacının altına geçti. keşke bundan önce ölseydim de unutulup gitseydim dedi.

24-) altından ona seslendi. üzülme rabbin senin altındakini yüce kılmıştır. 

25-) hurma dalını salla, üzerine taze olgun hurmalar dökülsün. 

bu ayetler meryem suresinde yazılıdır. hz isa, hurma mevsiminde doğmuştur. kışın hurma meyve vermez. sanırım yazın veya sonbaharda doğdu. 

ayrıca bir kadın oturduğu yerden hurma ağacının dalını nasıl sallasın? arkadaşlar bu da bir kuran mucizesi olabilir. 2000 yıl önce var olan günümüzde yok olmuş bir hurma ağacı türü vardır. ismi judean date palm’dır. bu ağaç 1.5 metre boyundayken bile meyve verir. doğum yapmış bir kadın bu ağacın altına oturduğunda dal zaten hemen üstündedir. zahmet çekmeden eliyle tutup sallayabilir. bu ağacın tohumu arkeolojik kazılarda bulunup 2005 yılında tekrar üretilmiştir. 

peki bir peygamberin doğumunu kutlamak kutsal kitaplarda var mıdır? hayır bu bir bidattır. hz musa kendi doğum gününü kutlamadı, yahudiler de kutlamıyor. musa’dan sonra onlarca peygamber geldi ama hiçbiri böyle bir kutlama yapmadı. hz isa ve hz muhammed de yapmadı. 

hz muhammed’in kaç yıl mekke’de kaldığı bile meçhulken doğum tarihi nasıl kesin olsun? 

10 yıl kaldı. (buhari 5900)
13 yıl kaldı. (buhari 3902)
15 yıl kaldı. (müslim 2347,2353)

yine de kutlayanlara bir şey demiyorum ancak bunu farz gibi dayatanlar yanlış yoldalar. 

sonra arkalarından birçok resulumuzu gönderdik. meryem’in oğlu isa mesih’i de gönderdik. ona incil’i verdik. ona tabi olanların kalbine şefkat ve merhamet koyduk. uydurdukları ruhbanlığı biz onlara emretmemiştik. allah rızası için bunu uydurdular ama icat ettikleri şeye hakkıyla uymadılar. onların içlerinden iman edenlere ücretlerini verdik fakat çoğu fasıktır. (hadid 57:27)

ayetten anladığım kadarıyla güzel bir bidat uydurmakta allah için bir beis yoktur. 

peki yahudi, hristiyan ve müslümanların ortak bir bayramı olabilir mi? evet olabilir çünkü:

meryem oğlu isa şöyle dedi: allah’ım rabbim gökten bize sofra indir ki hem bizden öncekiler için hem de bizden sonrakiler için bir bayram olsun ve senden bir ayet olsun. bizlere rızık ver çünkü sen rızık verenlerin en hayırlı olanısın. (maide 5:114)

maide bayramı kuran’da geçen tek bayram olmasına rağmen hiçbir müslüman kutlamıyor. 

maide suresi hz isa’nın son akşam yemeğinden bahsediyor. ona ihanet eden yahuda iskaryot’un alemlerden hiç kimsenin uğramayacağı kadar ağır bir azaba çarptırılacağı anlatılıyor. son akşam yemeği fısıh bayramı dolayısıyladır. 

dikkat ederseniz isa bu duayı ederken öncekiler ve sonrakiler için bayram olsun demektedir. fısıh bayramını yahudiler zaten kutlamaktadırlar, hristiyanlar da kutlamaktadır ancak müslümanlar bu ayete rağmen sessizliklerini koruyorlar. kim bir kavme benzerse o da onlardandır diyorlar. peki soruyorum hz isa kafir mi? 

şimdi bu bayramın vaktini bulalım. öncelikle bu bayram ay takvimine göre kutlanır. yahudiler ise ay takvimini bozmuştur. onlar babil sürgününde 12 ay olan takvimi 13 ayla değiştirdiler. bunun için fısıh’ın gerçek vakti kayıptır. 

allah’ın gökleri ve yeri yarattığından bahseden kitabında (tevrat’ta) ayların sayısı on ikidir. bunların dördü haram aylardır. bu allah’ın dosdoğru kanunudur. o aylarda nefsinize zulüm etmeyin. müşrikler sizinle nasıl topyekün savaşıyorlarsa siz de onlarla öyle savaşın. iyi bilin ki allah muttakilerle birliktedir. (tevbe 9:36)

allah ayların sayısı 12’dir diyerek yahudi takvimini reddediyor. 

1-) muharrem
2-) safer
3-) rebiülevvel
4-) rebiülahir
5-) cemaziyelevvel
6-) cemaziyelahir
7-) recep
8-) şaban
9-) ramazan
10-) şevval
11-) zilkade
12-) zilhicce

zilhicce hac ayı demektir. sonra muharrem geliyor. haram ayı demektir. sonra sefer ayı geliyor. sonra ise rebiulevvel anlamı ilk dörtlü demektir. 

sadece ayların ismine bakarak ne olduklarını çıkarabiliyoruz. tevbe suresine geri dönelim: 

2-) yeryüzünde dört ay daha dolaşın; bilin ki siz allah’ı aciz bırakamazsınız ve allah inkâr edenleri rezil edendir.

3-) allah ve resulünden, büyük hac günü insanlara bir bildiridir: allah da resulü de müşriklerden berîdir. eğer tevbe ederseniz bu sizin için hayırlıdır; yüz çevirirseniz bilin ki allah’ı aciz bırakamazsınız. inkâr edenleri elem verici bir azapla müjdele.

bu konuşma zilhicce’de gerçekleşmişse haram ayları zilhicceden sayarak 4 ay geldiğimizde rebiulevvelde bitiyor. şimdi tevrat’ın vayikra 23.bölümüne bakalım: 

5-) birinci ayda, ayın on dördüncü gününde, akşam vaktinde yhvh’nin pesaḥ’ıdır.

6-) ve aynı ayın on beşinci gününde yhvh için hamursuz bayramı vardır; yedi gün hamursuz yiyeceksiniz.

şimdi incil’de markos 14.bölüme bakalım:

12-) ve hamursuzun birinci gününde, pesaḥ kurbanını kestikleri zaman, talebeleri ona dedi: pesaḥ’ı yemen için gidip nerede hazırlayalım?

13-) ve iki talebesini gönderdi ve onlara dedi: şehre gidin, karşınıza su küpü taşıyan bir adam çıkacak; onu izleyin.

14-) ve nereye girerse, ev sahibine deyin ki: öğretmen diyor, talebelerimle birlikte pesaḥ’ı yiyeceğim misafir odam nerede?

15-) o da size yukarı katta döşenmiş, hazır büyük bir oda gösterecek; bizim için orada hazırlayın.

16-) ve talebeleri çıktı, şehre gitti ve ona dediği gibi buldular; ve pesaḥ’ı hazırladılar.

17-) akşam olunca on ikisiyle birlikte geldi.

18-) ve sofrada oturup yerlerken iesous dedi: amin size derim, benimle birlikte yiyenlerden biri beni ele verecek.

19-) kederlenmeye başladılar ve birer birer ona demeye başladılar: ben miyim?

20-) o da onlara dedi: on ikiden biri, benimle birlikte kâseye ekmek batıran.

21-) çünkü insanoğlu hakkında yazıldığı gibi gidiyor; fakat insan oğlunu ele veren o adama yazıklar olsun; o adam hiç doğmamış olsaydı, kendisi için daha iyi olurdu.

22-) ve yerlerken, ekmeği aldı, bereketledi, böldü ve onlara verdi ve dedi: alın; bu benim bedenimdir.

23-) ve kâseyi aldı, şükretti ve onlara verdi; hepsi ondan içti.

24-) ve onlara dedi: bu, birçokları için dökülen, antlaşmanın kanımdır.

25-) amin size derim: theos’un hükümranlığında onu yeni olarak içeceğim güne kadar, asmanın ürününden artık içmeyeceğim.

birinci ayın on dördünü on beşine bağlayan gece maide bayramıdır. bu da ay takvimine göre hicri birinci ay olan muharrem’in on dördüdür. ne tesadüftür ki maide suresindeki ilgili ayetin numarası da 114’tür…

1.ayın 14.günü = 114.ayet…


ekleme: men teşebbehe bi kavmin fehuve minhum hadisinin (kim bir kavme benzerse o da onlardandır) ahmed bin hanbel'de başka bir tariki daha varmış. yaptığım araştırmaya göre o hadisin senedinde yer alan حسان بن عطية الدمشقي adlı ravi kaderi olmakla suçlanmıştır. ehli sünnet kaderi inkar edenleri kafir görür. kafirin rivayeti alınmaz. bidat diyenler için de durum aynıdır. bidat ehlinin rivayeti alınmaz.  


habil ademoğlu 31/12/2025

27 Aralık 2025 Cumartesi

lgbt öldürmek, recm cezası ve cariyeler

lezbiyenlerin cezası ev hapsidir:

kadınlarınızdan fuhuş yapanlara karşı içinizden dört şahit getirin. eğer onlar şahitlik ederlerse, o kadınları ölüm alıp götürünceye veya allah onlar hakkında bir yol açıncaya kadar kendilerini evlerde tutun. (nisa 4:15)

ibnelerin cezası dayaktır: 

siz erkeklerden fuhuş yapanların her ikisine de eziyet edin. eğer onlar tövbe edip ıslah olurlarsa onlara eziyetten vazgeçin. allah tevvab ve rahimdir. (nisa 4:16)

fıkıh kitaplarında (mebsut 9/130) lezbiyen ve ibnelerin cezası:

1-) hz ebubekir: ateşte yakılır.
2-) ibni abbas: yüksek bir yerden aşağı atılır. 
3-) hz ali: bekar iseler dayak, evli iseler recm.
4-) ibni zübeyr: pis kokulu bi yerde ölene kadar hapis.
5-) imam şafi: öldürülürler. 
6-) ebu hanife: hakim öldürmeyecek bir ceza vermelidir.

imam şafi’ye göre hadis varmış, bu hadise göre öldürülmeleri lazımmış ne hikmetse ebubekir, ibni abbas ve hz ali’nin bu hadisten haberi yok ama şafi sahabenin bilmediğini biliyor. gördüğünüz gibi hepsi kendi fikrini söylüyor, bence böyledir diyorlar. 

tevrat’a göre zina’nın cezası: 

22-) bir adam başka bir adamın karısıyla yatarken bulunursa, ikisi de ölecek; kadınla yatan adam ve kadın; böylece kötülüğü yisrael’den kaldıracaksınız.

23-) eğer bir adam bir kentte nişanlı bir bakireyle karşılaşır ve onunla yatarsa,

24-) ikisini de o kentin kapısına çıkaracak ve onları taşlayacak ve ölecekler; genç kız, kentte olduğu halde bağırmadığı için; adam ise komşusunun karısını alçalttığı için; böylece kötülüğü aranızdan kaldıracaksınız.

25-) fakat bir adam kırda nişanlı genç kıza rastlar ve adam onu zorlayıp onunla yatarsa; yalnızca onunla yatan adam ölecek.

26-) genç kıza hiçbir şey yapmayacaksın; genç kızda ölüm cezası gerektiren bir günah yoktur; çünkü bu, bir adamın komşusuna karşı kalkıp onu öldürmesine benzer.

27-) çünkü kırda ona rastladı; nişanlı genç kız bağırmış olabilir ama onu kurtaran olmamıştır.

bu ayetler tevrat’ın devarim bölümünde yazılıdır. 

tevrat’a göre zina sadece evli kadının ilişkisidir:

28-) eğer bir adam nişanlı olmayan bir bakireye rastlar, onu yakalar ve onunla yatar ve yakalanırlarsa,

29-) o zaman onunla yatan adam genç kızın babasına elli şekel gümüş verecek; ve kadın onun karısı olacak; onu alçalttığı için bütün günlerinde onu boşayamayacak.

bu ayetler tevrat’ın devarim 22.bölümünde yazılıdır. 

16-) eğer bir adam nişanlı olmayan bir bakireyi kandırır ve onunla yatarsa; onu mutlaka başlık vererek kendisine eş alacaktır.

17-) eğer babası onu kendisine vermeyi kesinlikle reddederse; bakireler için olan başlık kadar gümüş tartacaktır.

bu ayetler tevrat’ın şemot 22.bölümünde yazılıdır. 

zina ile fuhuş farklı şeylerdir. evli kadınların fuhuş yapmasına zina denir. bekarların ilişkiye girmesine zina denmez. yerine göre bekarların ilişkisi ya fuhuştur ya da evliliktir.

klasik fıkıhta (mebsut 9/99) bekarların ilişkiye girmesi zina mıdır?

bir adam cinsel ilişkiye girmek için bir kadını kiralayıp onunla yatsa ebu hanife’ye göre ikisine de had cezası gerekmez. ebu hanife kendi görüşüne hz ömer’den rivayet ettiği iki hadisi delil getirir: birinci hadiste bir kadın bir çobandan su istiyor. çoban ise kendisiyle yatması karşılığında su vereceğini söylüyor. hz ömer ikisine de had cezası uygulamıyor. ikinci hadiste bir kadın bir adamdan mal istiyor. adam kendisiyle yatması karşılığında malı vereceğini söylüyor. hz ömer ikisine de had cezası uygulamıyor çünkü verilen malın mehir hükmünde olduğunu ifade ediyor. 

ömer had cezasını kadının ölüm korkusundan veya susuzluğundan dolayı uygulamadı denilemez çünkü bu şartlar sadece kadından cezayı düşürür, erkekten cezayı kaldırmaz ayrıca ikinci hadiste verilen mala hz ömer mehir demiştir. bu durumda mehir ile ücret yakın anlamdadır denilir. onlardan faydalanmanız karşılığında ücretlerini verin (nisa 24) ayetinde ücret kelimesi mehir anlamında kullanılmıştır. 

eğer adam o kadınlara “seninle yatmak için şu malı mehir olarak sana verdim.” deseydi had cezası gerekmeyecekti. seni kiraladım sözü de buna benzer. biraz daha açalım. bu yapılan iş zina değildir. o kadına “seninle zina etmek için sana şunu mehir olarak veriyorum” dese had cezası gerekmeyecekti. “seni kiraladım” demesi durumunda da hüküm böyle olmalıdır. 

bunu biraz açalım: bu yapılan, zina değildir. dilciler, sözleşme gereği girilen cinsel ilişkiye zina adını vermezler. hatta zina ile diğer ilişkilerin arasını yalnızca sözleşme ile ayırırlar. onlar evlilik ile kiralamayı da birbirinden ayırmazlar. 


tevrat şeriatındaki recm cezası kuran şeriatında hafifletilip sopa cezasına çevirilmiştir: 

zina eden kadın ve zina eden erkekten her birine yüzer sopa vurun. allah’a ve ahiret gününe inanıyorsanız din konusunda onlara acıyacağınız tutmasın. müminlerden bir topluluk da onların cezalandırılmasına şahit olsun. (nur 24:2)

eğer dışardaki kadınlarla evlenmeye gücünüz yoksa mülkünüzdeki imanlı kadınlarla evlenin. allah sizin imanınızı en iyi bilendir. hepiniz birbirinizden geldiniz. ailelerinin izniyle onlarla evlenin ve ücretlerini onlara güzelce verin. namuslu, ileri gitmeyen, gizli dost tutmayan kadınlar. onlarla evlendikten sonra eğer fuhuş yaparlarsa hür kadınlara verdiğiniz cezanın yarısını onlara uygulayın. işte bu hükümler sabretmekten korkan erkekler içindir, sabretmeniz sizin için daha hayırlıdır. allah ğafur ve rahimdir. (nisa 4:25)

allah size anlatmak istiyor. sizden öncekilerin kanunlarını size göstermek istiyor. sizi affetmek istiyor. allah alim ve hakimdir. (nisa 4:26)

allah sizi affetmek istiyor. şehvetlerine tabi olanlar ise sizin büyük bir eğrilikle yamulmanızı istiyorlar. (nisa 4:27)

allah sizin yüklerinizi hafifletmek istiyor çünkü insan zayıf yaratılmıştır. (nisa 4:28)

özet: allah ağır bir yük olan recm cezasını bizden hafifletmiştir. evlendiğin cariye fuhuş yaparsa cezası evli hür kadının cezasının yarısıdır. 100/2=50 sopa…


tevrat’ta savaş esiri kadınlarla ilişki:

10-) yhvh elohim’inin sana vermekte olduğu diyara karşı savaşa çıktığında ve yhvh elohim’in onları eline verdiğinde ve onları tutsak aldığında,

11-) ve tutsaklar arasında güzel görünüşlü bir kadın gördüğünde ve ona arzu duyduğunda ve onu kendine eş almak istediğinde,

12-) onu evine getireceksin; başını tıraş edecek ve tırnaklarını kesecek.

13-) ve esirlik giysisini üzerinden çıkaracak; evinde oturacak ve babasıyla anası için bir ay yas tutacak; bundan sonra ona girecek ve onun kocası olacaksın; o da senin karın olacak.

14-) ve eğer ondan hoşnut olmazsan, onu canının istediği yere salıvereceksin; onu para karşılığı satmayacaksın; onu alçalttığın için onu köle gibi kullanmayacaksın.

bu ayetler tevrat’ın devarim 21.bölümünde yazmaktadır.

klasik fıkıhta savaş esiri kadınlarla ilişki: 

ganimet alınan kadınlardan hamile olanlar doğum yapana kadar, hamile olmayanlar da bir ay süre geçip hamile olmadıkları anlaşılıncaya kadar onlarla ilişkiye girilmeyecektir. (mebsut 10/39)

evzai der ki: kişi bu durumda cariye ile ilişkiye girebilir, allah bunu helal kılmıştır. müslümanlar resulullah ile birlikte beni mustalik savaşında ele geçirdikleri cariyeler ile geri dönmeden önce ilişkiye girmişti. (beyhaki, marifetu sunen vel asar 18306)

beni mustalik savaşında arap kadınları ganimet aldık. bekarlık bize ağır geldiğinden onlarla ilişkiye girdik. (buhari 5210)

görüldüğü üzere hanefilerin hadisleri ile şafilerin hadisleri çelişiyor. hanefiler rasulullah’ın tevrat’a uygun amel ettiğini iddia ederken, şafiler tam tersini savunur. 

kuran’da savaş esiri kadınlarla ilişki: 

aranızdaki bekarları, köleleri ve cariyeleri evlendirin. eğer onlar fakir iseler allah onları lütfuyla zenginleştirir. allah vasidir, alimdir. (nur 24:32)

evlenmeye güçleri yetmeyenler de, Allah kendilerini lütfuyla zengin edinceye kadar iffetlerini korusunlar. sahip olduğunuz kölelerden sözleşme yapmak isteyenlere gelince eğer onlarda bir hayır görürseniz onlarla sözleşme yapın. allah’ın size verdiği maldan onlara verin. dünya hayatının geçici menfaatlerini elde etmek için iffetli olmak isteyen cariyelerinizi fuhşa zorlamayın. kim onları buna zorlarsa bilinmelidir ki hiç şüphesiz onların zorlanmasından sonra allah çok bağışlayıcıdır, çok merhametlidir. (nur 24:33)

özet: sizinle sözleşme (nikah sözleşmesi) isteyen cariyelerinizle onlara mal (mehir) vererek evlenin, onları fuhşa zorlamayın. onlarla sözleşme yapın. sizinle sözleşme isteyen yani kölelikten kurtulmak isteyen erkek kölelerinize paralarını verip serbest bırakın. mesela 4 yıl çalışma karşılığı şu kadar para al ve azad ol gibi… sonsuza kadar adama zulmetmeyin diyor. ayrıca cariyelerin evlendirilmesinden bahsediyor allah.

şu kadınlarla evlenmek haramdır: anneleriniz, kızlarınız, kardeşleriniz, halalarınız, teyzeleriniz, yeğenleriniz, süt anneleriniz, süt kardeşleriniz, kaynanalarınız, üvey kızlarınız -eğer anneleriyle ilişkiye girmemişseniz üvey kızlar size helal olur - gelinleriniz… ayrıca iki kız kardeş aynı nikah altında olmaz. eski nikahlar istisnadır. allah affeden ve merhamet edendir. (nisa 4:23)

evli kadınlar size haram kılındı fakat mülkünüzde olanlar istisnadır. bu allah’ın üzerinize yazdığıdır. bunların dışındaki kadınları aşırıya gitmeden ve güzelce istemeniz size helal kılındı. bir farz olarak eğer onların cinselliğinden istifade ederseniz onlara ücretlerini verin. ücreti belirledikten sonra aranızda uzlaşmanızda bir sakınca yoktur. allah, alim ve hakimdir. (nisa 4:24)

eğer dışardaki kadınlarla evlenmeye gücünüz yoksa mülkünüzdeki imanlı kadınlarla evlenin. allah sizin imanınızı en iyi bilendir. hepiniz birbirinizden geldiniz. ailelerinin izniyle onlarla evlenin ve ücretlerini onlara güzelce verin. namuslu, ileri gitmeyen, gizli dost tutmayan kadınlar. onlarla evlendikten sonra eğer fuhuş yaparlarsa hür kadınlara verdiğiniz cezanın yarısını onlara uygulayın. işte bu hükümler sabretmekten korkan erkekler içindir, sabretmeniz sizin için daha hayırlıdır. allah ğafur ve rahimdir. (nisa 4:25)

özet: mülkümüzde olanlar yani sahip olduğumuz kişiler savaşta ganimet olarak elde ettiğimiz kadınlardır. bu kadınlar evli olsalar bile savaş sebebiyle artık boş sayılırlar. onlarla evlenmemizde sakınca yoktur. nisa 25.ayette ise bekar cariyelerle evlenmeden önce ailesinden izin alın denmektedir. çok ilginç… 


putperest müşriklerle evlenmek hem tevrat’ta hem kuran’da yasaktır:

3-) onlarla evlilik de yapmayacaksın; kızını onun oğluna vermeyeceksin ve onun kızını oğluna almayacaksın.

4-) çünkü oğlunu benden saptıracak ve başka elohimlere hizmet ettirecekler; yhvh’nin öfkesi size karşı alevlenecek ve sizi çabucak yok edecektir.

bu ayetler tevrat’ın devarim 7.bölümünde yazmaktadır. 

16-) ve kızlarından oğullarına alırsın; ve kızları elohimlerine fuhuş eder ve oğullarını elohimlerine fuhuş ettirir.

bu ayet tevrat’ın şemot 34.bölümünde yazmaktadır. 

bugün temiz şeyler size helal kılındı. kendilerine kitap verilmiş olanların yemekleri size helaldir, sizinkiler de onlara helaldir. kitap ehlinden ve müminlerden namuslu kadınlarla evlenmeniz ücretlerini verdiğiniz takdirde size helal kılındı. namuslu, ileri gitmeyen ve gizli dost tutmayan erkekler. kim imana karşı kafirlik yaparsa amelleri boşa gider. ahirette de hüsrana uğrar. (maide 5:5)

habil ademoğlu 27/12/2025

26 Aralık 2025 Cuma

yusuf'a hangi annesi secde etti?

kuran’da yusuf’a secde eden kişi yusuf’un öz anasıdır ama tevrat’ta yusuf’un anası rahel ölmüştür. burdan hareketle derler ki iki kitap birbiriyle çelişmektedir. bu çok yanlış ve iftira bir görüştür. yusuf’un annesi evet vefat etmiştir ama babaannesi yani nenesi rebeka hayattadır. yusuf’a secde eden öz annesi (nenesi) rebeka’dır. bizim babamızın babası nasıl ki babamız sayılıyorsa, babamızın annesi de annemiz sayılır. hz ademle aramızda yüzlerce kuşak olmasına rağmen ona adem babamız, eşine havva anamız diyebiliyoruz. şimdi kuran, tevrat ve incil’in nasıl birbirini tamamlayan parçalar olduğunu büyük bir dikkatla okuyup görün.


babası ile anasını yüksek bir taht üzerine kaldırdı. hepsi yusuf’a secdeye kapandılar. dedi ki: baba, işte bu evvelce görmüş olduğum rüyamın tevilidir. onu rabbim gerçek kıldı ve bana ihsanda bulundu. beni zindandan çıkardı ve sizi çölden getirdi, benim ile kardeşlerimin arasını şeytan bozduktan sonra… rabbim dilediğine çok lutfeder. alim, hakim olan odur. (yusuf 12:100)

bereşit 46.bap
şemot 1.bap
devarim 10.bap
resullerin işleri 7.bap

bereşit 46.bap

5-) ve yaakov beer-şeva’dan kalktı; ve yisrael’in oğulları, babaları yaakov’u, çocuklarını ve kadınlarını firavun’un gönderdiği arabalara bindirdiler.

6-) ve hayvanlarını ve kenan diyarında edindikleri mallarını aldılar; ve yaakov ve onunla birlikte bütün soyu mısır’a geldi.

7-) oğullarını ve oğullarının oğullarını, kızlarını ve oğullarının kızlarını ve bütün soyunu onunla birlikte mısır’a getirdi.

8-) işte mısır’a gelen yisrael oğullarının adları: yaakov ve oğulları; yaakov’un ilk doğanı reuven.

9-) ve reuven’in oğulları: hanoh, pallu, hesron ve karmı.

10-) ve shim'on’un oğulları: yemuel, yamin, ohad, yakin, tsohar ve kenanlı kadının oğlu şaul.

11-) ve levi’nin oğulları: gerşon, kehath ve merari.

12-) ve yehuda’nın oğulları: er, onan, şela, perets ve zerah; fakat er ve onan kenan diyarında öldüler. ve perets’in oğulları: hesron ve hamul.

13-) ve yissakhar’ın oğulları: tola, puva, yov ve şimron.

14-) ve zevulun’un oğulları: sered, elon ve yahleel.

15-) bunlar lea’nın, padan-aram’da yaakov’a doğurduğu oğullarıdır; ve kızı dina; oğulları ve kızları toplamda otuz üç candır.

16-) ve gad’ın oğulları: tsifyon, haggı, şuni, etsbon, eri, arodi ve areli.

17-) ve asher’in oğulları: yimna, yishva, yishvi ve beriya; ve kız kardeşleri serah; ve beriya’nın oğulları: hever ve malkiel.

18-) bunlar, lavan’ın kızı zilpa’nın, yaakov’a verdiği çocuklardır; ve bunlar on altı candır.

19-) yaakov’un karısı rahel’in oğulları: yosef ve binyamin.

20-) ve yosef’e, mısır diyarında, on’a kâhini potifera’nın kızı asenat’tan doğanlar: menaşe ve efraim.

21-) ve binyamin’in oğulları: bela, behor, aşbel, gera, naaman, ehi, roş, muppim, huppim ve ard.

22-) bunlar rahel’in yaakov’a doğurduğu oğullardır; toplamda on dört candır.

23-) ve dan’ın oğulları: huşim.

24-) ve naftali’nin oğulları: yahtseel, guni, yetser ve şillem.

25-) bunlar, lavan’ın rahel’e verdiği bilha’nın, yaakov’a doğurduğu oğullarıdır; toplamda yedi candır.

26-) yaakov ile birlikte mısır’a gelen canların hepsi —yaakov’un belinden çıkanlar, kadınları hariç— altmış altı candır.

verilen rakamları toplayınca 70 kişi yapıyor. iki oğlu ölmüş kaldı 68, yusuf mısır’da zaten kaldı 67, kenanlı kadının oğlu şaul onun belinden çıkmadı yani evlatlıktır kaldı 66 kişi… 

27-) ve yosef’in mısır’da ona doğan iki canı; yaakov’un evinden mısır’a gelen bütün canlar yetmiş candır.

66 + şaul + dina’nın kızı + yusuf + yakup

şemot 1.bap

4-) yaakov’un belinden çıkan bütün canlar yetmiş candı; ve yosef mitsrayim’deydi.

66 + dina’nın kızı + yusuf + menaşe + efraim 

devarim 10.bap

22-) ataların mitsrayim’e yetmiş canla indi; ve şimdi yhvh elohim’in seni göklerin yıldızları gibi çok yaptı.

66 + şaul + dina’nın kızı + yusuf + yakup

resullerin işleri 7.bap

14-) ve yosef gönderdi ve babası yaakov’u ve bütün akrabasını çağırdı; yetmiş beş can.

66 + şaul + dina’nın kızı + menaşe + efraim + yakup + lea + zilpa + bilha + rebeka

not: yakup’un kızı dina tecavüze uğramıştı, bereşit 46.bap 7.ayette kızların kızlarını sayıma dahil etmiyor. dikkatle tekrar okuyun. burdan hareketle diyorum ki bence dina hamile kalıp bir kız doğuruyor fakat tevrat bu meseleyi örterek anlatılıyor. 


not2: yukarıda birden fazla yetmiş kişilik listeler gördük, bulmaca gibi verilmiş olan listeler üzerinde düşününce biz bu sonuca vardık. 

not3: en son listede yusuf’un kendisine secde için çağırdığı tüm akrabalar (çocukları dahil kendisi hariç) 74 kişi çıkıyor, bulmacada eksik kalan parçayı bize kuran haber veriyor: yakup’un annesi REBEKA… tevrat’ta ishak’ın ölümü anlatılmıştı fakat rebeka’nın ölümünden hiç bahsedilmemişti. yusuf’a secde eden annesi aslında nenesi olan rebeka’dır. 

babası ile anasını yüksek bir taht üzerine kaldırdı. hepsi yusuf’a secdeye kapandılar. dedi ki: baba, işte bu evvelce görmüş olduğum rüyamın tevilidir. onu rabbim gerçek kıldı ve bana ihsanda bulundu. beni zindandan çıkardı ve sizi çölden getirdi, benim ile kardeşlerimin arasını şeytan bozduktan sonra… rabbim dilediğine çok lutfeder. alim, hakim olan odur. (yusuf 12:100)


habil ademoğlu 27/12/2025


25 Aralık 2025 Perşembe

kuran'da yahve adı

yusuf = yehosef yani yahve ziyade etsin demektir.

ilyas = eliyahu yani yahve ilahımdır demektir. 

zekeriya = zekeryahu yani yahve’nin zikri demektir.
 
yahya = yehohanan yani yahve hediye etti demektir.

hayyul kayyum = yaşayan, varlığı kendinden demektir. yahve de yaşayan, varlığı kendinden demektir.

kuran yahve ismini tasdik eder. 

habil ademoğlu 25/12/2025

vaadedilen topraklar ve tevrat'taki katliam ayetleri

vaadedilen topraklar kuran’da geçmektedir. iki tane vaad vardır. ikinci vaad şudur:

rab, israiloğullarına kenan ülkesini mülk olarak verdi. sınırları güneyde negev çölü, kuzeyde lübnan dağları, batıda akdeniz, doğuda şeria (ürdün) ırmağı civarı. ​(mısırdan çıkış 34)

musa öldü, haydi yeşu kalk ve şeria (ürdün) ırmağını (doğudan batıya) geçin ve mülk olarak size verdiğim ülkeye girin. yeşu kenan ülkesini 12 parça halinde bölüştürdü. 10 tanesi şeria ırmağının batısındaydı. ​(yeşu 1, yeşu 13-14)

musa dedi ki allah'ın size verdiği kutsal topraklara girin. dediler ey musa orada zorba bir kavim var, senle rabbin gidin savaşın. ​(maide 21-22-23-24)

gördüğünüz gibi allah’ın vaadettiği toprakları hem tevrat’ta hem kuran’da gördük. kuran tevrat’ı tasdik etti, onu yalanlayıp “yok böyle bir vaad” demedi. hatta musa ve yeşu’nun kutsal topraklara giriş macerası maide suresi 21.ayetten itibaren anlatılmaktadır. şimdi birinci vaade gelelim:

o gün rab, avramla anlaşma yaptı. mısır ırmağından fırat ırmağına kadar uzanan bu toprakları senin soyuna vereceğim dedi. ​(tekvin 15)

​gördüğünüz gibi fırat ve nil nehri arasındaki topraklar israiloğullarına değil, ibrahim'in bütün çocuklarına vaadedilmiştir. gerçekten bugün araplar bu iki nehir arasında yoğun olarak yaşamaktadır. tevrat’taki kehanet gerçekleşmiştir. 

ibrahim’in çocukları araplar ve yahudiler nilden fırata kadar yaşamaktadırlar. ​israiloğullarına özel olarak vaadedilen topraklar sadece kenan ülkesidir. bugünkü filistin topraklarıdır. 

hz süleyman çok güçlü olmasına rağmen nilden fırata kadar işgal etmemiştir. ​vaadedilen topraklar kuranda da geçmektedir. oradaki güçlü ve zalim halk kenanlılardır. bunlar helak edilmiştir. ayrıca o zamanki filistinliler ile bugünkü filistinlilerin de hiçbir alakası yoktur, sadece isim benzerliği vardır. bugünkü filistinliler mazlum araplardır, o zamanki filistinliler ege kökenli zalim bir denizci halktır, arap değillerdir. internette gördüğünüz türkiye’nin yarısını kapsayan arz-ı mevud haritaları uydurmadır. israiloğulları en güçlü oldukları kral süleyman zamanında bile filistin topraklarından dışarı çıkıp fıratla nil arasını, anadoluyu işgal etmemiştir. 


şimdi meşhur katliam ayetlerini inceleyelim: 

kimseye acımayın. yaşlıları, gençleri, kadınları, kızları, çocukları öldürün. ​(hezekiel 9)

internette her yerde dolaşan bu ayetin öncesini ve sonrasını paylaşıyorum. ayette katliama uğrayanlar israiloğullarının bizzat kendileridir. katliamı gerçekleştirenler de meleklerdir. buyrun okuyun:

sonra yüksek sesle kulaklarıma şöyle bağırdı: "şehrin cezalandırıcılarını, her biri elinde yok edici silahıyla buraya çağırın." o an kuzeye bakan üst kapı yolundan, her birinin elinde parçalayıcı silahı olan altı adamın geldiğini gördüm. aralarında keten giysi giymiş, belinde yazı takımı olan bir adam vardı. gelip tunç sunağın yanında durdular. ​israil tanrısı'nın görkemi, üzerinde bulunduğu keruvun üzerinden kalkıp tapınağın eşiğine geçti. rab, keten giysi giymiş, belinde yazı takımı olan adama seslendi: "şehrin, kudüs'ün içinden geç" dedi, "orada yapılan bütün iğrençlikler yüzünden inleyip ağlayanların alınlarına işaret koy." ​ötekilere benim duyacağım şekilde şöyle dedi: "onun ardından şehrin içinden geçin ve vurun. gözünüz esirgemesin, acımayın. yaşlıyı, genci, kızı, çocukları ve kadınları helak edin. ama üzerinde işaret olan hiçbirine dokunmayın. işe tapınağımdan başlayın." onlar da tapınağın önündeki yaşlılardan işe başladılar. ​sonra onlara, "tapınağı kirletin, avluları cesetlerle doldurun. gidin!" dedi. onlar da gidip şehri vurmaya başladılar. onlar vururken ben yalnız kaldım; yüzüstü yere kapanıp feryat ettim: "ey egemen rab! kudüs üzerine öfkeni boşaltırken israil'den geriye kalanların hepsini yok mu edeceksin?" ​şöyle yanıtladı: "israil ve yahuda halkının suçu çok büyük; ülke kanla, şehir zorbalıkla dolu. 'rab ülkeyi bıraktı, rab görmüyor' diyorlar. bu yüzden gözüm esirgemeyecek, onlara acımayacağım. yaptıklarını kendi başlarına getireceğim." ​keten giysi giymiş, belinde yazı takımı olan adam gelip şöyle haber verdi: "bana emrettiğin her şeyi yaptım.” (hezekiel 9.bap) 


diğer bir katliam ayetine bakalım: 

tanrınız rabbin size vereceği ülkede nefes alan bir tek canlı bırakmayacaksınız. kenan, hitit, amor, periz, hiv, yeus halklarını tümüyle yok edeceksiniz size emrediyorum öyle ki yaptıkları iğrençlikleri size öğretemesinler. rabbin size miras vereceği kenan diyarındaki yedi halkı yok edeceksin. hiçbirini sağ bırakmayacaksın. böylece yaptıkları iğrençlikleri sizlere öğretemesinler. ​(tesniye 20)

bu kavimler masum kişiler değildir, lut kavminden beter kavimlerdir. allah bazen melek eliyle kavimleri helak ettiği gibi bazen de insan eliyle helak eder. israiloğullarına bu emir sadece belli bir kavim için ve içlerinde peygamberler varken verilmiştir. önünüze çıkan herkesi asıp kesin denmemiştir. kavimlerin helakı kuran’da da mevcuttur:

nuh dedi ki rabbim kafirlerden bir kişi bile kalmasın hepsini yok et. eğer böyle yapmazsan geride kalanlar kafir nesiller yetiştirir. onlardan ancak zalimler doğar. ​(nuh 26-27)

allah bu kavimleri niçin topyekün helak ediyor? günahları nedir? tevrat zaten öncesinde açıklıyor okuyalım:

onlar putları için iğrenç şeyler sunuyorlar. kendi oğullarını ve kızlarını bile yakarak ilahlarına kurban ediyorlar. ​(tesniye 12)

rabbinizin size miras vereceği ülkeye girdiğinizde oradaki halkın iğrenç törelerini uygulamayın. onlar çocuklarını ateşte yakarak ilahlarına kurban veriyorlar. aranızda büyücü, muskacı, falcı, medyum, ruh çağıran olmasın. tanrınız bu iğrenç töreleri yüzünden oradaki halkları önünüzden kovacaktır. ​(tesniye 18)

çocuklarınızı iğrenç molek putu için kurban etmeyin, kadınlarla yatar gibi erkeklerle yatmayın, başka bir adamın karısıyla zina etmeyin, evlendiğiniz kadının kızıyla yatmayın, gelininizle ilişkiye girmeyin, yengenizle ilişkiye girmeyin, teyzenizle ilişkiye girmeyin, halanızla ilişkiye girmeyin, kardeşinizin karısıyla ilişkiye girmeyin, torunlarınızla ilişkiye girmeyin, kız kardeşlerinizle ilişkiye girmeyin, annenizle ilişkiye girmeyin, size vereceğim topraktaki kavimler bu günahları işledikleri için onları oradan kovacağım. oradaki topraklar bu suçlardan dolayı kirlidir, toprak onları kusacaktır. saydığım bu iğrenç şeyleri yaparsanız sizin de başınıza aynı şey gelecek. (levililer 18.bap) 

sanırım çok net anlaşıldı durum. lut kavmi yukarıda sayılanlardan sadece bir tanesini yaptığı için komple yok edilmişken bunların on katını yapan kavimlerin yok edilmesi neden sizi şaşırtıyor? allah ister melek eliyle ister insan eliyle yapar bunu size mi soracaktı? 


üçüncü helak emri:

amaleklerin yaptıklarının intikamını al. kadın erkek çocuk bebek öküz koyun deve eşek hepsini helak et.​ (1.samuel 15)

amalek, moğollar gibi haksız yere saldıran zorba bir topluluktur. allah bunların helak edilmesini samuel peygambere emretmiştir ancak samuel onu dinlememiştir. yani bu emir havada kalmıştır. peki tevrat’a göre diğer kavimler için savaş hukuku nasıl gerçekleşir? 

bir şehre saldırmadan önce halkına barış teklif edin. barış teklifinizi kabul eder, kapılarını size açarlarsa, halkın tümü sizin için angarya işlerde çalışacak, size hizmet edecekler. ama barış teklifinizi reddeder, sizinle savaşmak isterlerse, şehri kuşatın. tanrınız rab şehri elinize teslim edince, orada yaşayan bütün erkekleri kılıçtan geçirin. kadınları, çocukları, hayvanları ve şehirdeki her şeyi yağmalayabilirsiniz. tanrının size verdiği düşman malını yiyebilirsiniz. yakınınızdaki kavimlere ait olmayan, sizden çok uzaktaki bütün şehirler için böyle yapacaksınız. (tesniye 20) 

burada ise toplu katliam görmüyoruz. hz muhammed, beni kureyzalılara tevrat’taki bu hükmü uygulamıştır. 

habil ademoğlu 25/12/2025


nesih mensuh palavrası

biz bir ayeti (hükmünü) kaldırır veya onu unutturursak, yerine daha hayırlısını veya mislini getiririz. allah’ın gücünün her şeye hakkıyla yettiğini bilmez misin? (bakara 2:106)

onlara gösterdiğimiz her bir mucize önceki benzerinden daha büyüktü. doğru yola dönsünler diye, onları azaba uğrattık. (zuhruf 43:48)

arkadaşlar neshe delil getirilen bakara 106.ayette hüküm kelimesi geçmemektedir. ayet kelimesi işaret anlamına gelir yani mucize demektir. allah bir mucizeyi ortadan kaldırırsa veya unutturursa ya benzerini ya da daha büyüğünü getirir. bakara 106.ayeti zuhruf 48.ayet tefsir etmektedir. ayet kelimesi tekil formda kuranda her zaman işaret ve mucize anlamında kullanışmıştır. klasik nesih anlayışı bir çıkmazdır. hangi ayetler neshedilmiştir konusunda tam bir kaos vardır. işin daha garibi kuran ayetlerini keyflerine göre inkar ve iptal etmeye götürmektedirler. mesela kuran’da yer alan “sizinle savaşmayan gayrımüslimlere karşı iyi davranın” tarzı ayetleri seyf ayeti diye bilinen tevbe 5 “kafirleri bulduğunuz yerde öldürün.” ayeti neshetmiştir. 


neshi inkar eden alimler:

tabiinden ubeyd bin umeyr el leysi (ö.693)
nevbahti (ö.922)
ebu muslim el-isfahani (ö.934)
yusuf bin hilal el safedi (1296)

aşağıdaki ifadeler “enes büyük, safedi’nin nesh teorisine yaklaşımı” adlı makaleden özetlenmiştir:

safedî, "zamanla şartlar değiştiği için kur'an'daki bazı hükümler değişmiştir (neshedilmiştir)" iddiasına karşı çıkar ve kuran içi neshi şu üç temel argümanla reddeder:

1-) alimlerin uzlaşamaması: nesh kesin bir olgu olsaydı, alimler ve sahabeler hangi ayetin mensuh olduğu konusunda bu kadar çatışmazdı. bir alimin "hükmü kalktı" dediği ayeti, diğer alimler çelişki yaratmayacak şekilde yorumlamayı başarmıştır.

2-) kitabın tutarlılığı: allah'ın tek bir elçiye indirdiği tek bir kitapta, kendi sözünü iptal etmesi veya çelişki yaratması mümkün değildir. kuran "kendisine batılın yanaşamayacağı" (fussilet 41/42) bir kitaptır; nesh kabul edilirse kitaba eksiklik isnat edilmiş olur.

3-) süre kıyaslaması: hz. musa, hz. isa ve hz. muhammed arasındaki asırlar süren dönemlerde toplumların ihtiyaçları değiştiği için şeriatlerin birbirini neshetmesi makuldür. ancak kur'an'ın indiği 23 yıl, bir hükmün tamamen iptal edilmesini gerektirecek kadar köklü bir toplumsal değişim (maslahat değişimi) için çok kısa bir süredir.

habil ademoğlu 25/12/2025

peygamberin ve sahabelerin küfretmesi

allah kötü sözün açıkça söylenmesini sevmez; ancak haksızlığa uğrayan başka. allah semidir, alimdir. (nisa 4:148)

kim ırkçılık yaparsa babasının xxxxxx yesin, bunu onlara kinaye yapmadan açıkça söyleyin. (buhari, edebulmüfred 963)

ebubekir müşriğe dedi ki: lat putunun xxxxxx yala. (buhari 2731)

مَنْ تَعَزَّى بِعَزَاءِ الْجَاهِلِيَّةِ فَأَعِضُّوهُ وَلا تَكْنُوهُ‏

فَقَالَ لَهُ أَبُو بَكْرٍ امْصُصْ بَظْرَ اللاَّتِ

habil ademoğlu 25/12/2025

18 Aralık 2025 Perşembe

peygamberler günah işleyebilir mi? ismet sıfatı palavra

kendisine ayetlerimizi verdiğimiz halde onları bırakıp şeytanın peşine takılan ve tağutlardan olan kimsenin haberini onlara anlat. (araf 7:175)

isteseydik o ayetlerle onu elbette yüceltirdik fakat o dünyaya meyletti ve hevasına uydu. onun hali köpeğin haline benzer. köpeğin üstüne gitsen de gitmesen de dilini sarkıtır durur. işte bu ayetlerimizi yalanlayan kavmin meselidir. şimdi onlara bu kıssaları anlat belki düşünürler. (araf 7:176)

ibni cerir, mücahid’ten naklediyor: bu kişi israiloğullarına peygamber olarak gönderilen belam’dır. kavmi ona rüşvet verip susmasını istemiş, o da kavminin bu talebine uymuştur. (suyuti tefsiri araf 157)

ibni cerir ve ebuşşeyh, mutemir’den naklediyor: kendisine peygamberlik verilmiş olan belam adında biri vardı ve her duası kabul oluyordu. hz musa onun kavmine doğru sefer düzenleyince kavmi belam’a gelip düşman için beddua etmesini istedi. belam beddua etmeye başladı fakat allah onu uyardı. sonra kavmine dönüp durumu bildirdi. onların içlerinde peygamber varken nasıl beddua edebilirim dedi. kavmi ona hediyeler vererek beddua etmesi için ısrar etti. belam sonunda dayanamayarak beddua etmeye başladı fakat dili dönmüyordu, ağzı açıldığında kendi kavmine beddua ediyordu. bunun üzerine kavmine başka bir çare sundu. allah zina’dan hoşlanmaz. bunlar sefer halinde insanlardır. siz kadınlarınızı süsleyip gönderin. umulur ki onlarla zina ederler böylece helak olurlar diyerek kavmine akıl verdi. kavmi dediğini yaptı. onlara kadınlarını yolladılar. israiloğulları zinaya düşünce allah israiloğullarına veba gönderdi. 70bin kişi hastalıktan öldü. (suyuti tefsiri araf 157)

bu kişi peygamber belam bin baura’dır diyenler: 
ibni abbas (sahabe)
ibni mesud (sahabe) 
said bin cübeyr (tabiin)
malik bin dinar (tabiin)

‎ibn abbas, ibn mesud ve mücahid şöyle demişlerdir: bu ayet belam bin baura hakkında nazil olmuştur. bu böyledir zira hz musa, belam’ın bulunduğu şehre yönelmiş ve oranın halkıyla savaşmıştı. onlar kafir idiler. bunun üzerine o kafirler belam’dan hem hz musa hem de onun kavminin aleyhine dua etmesini istediler. belam duası makbul bir kimse idi. ism-i azam duasını biliyordu ama böyle bir dua etmekten kaçındı. kafirler ise onun peşini bırakmıyorlardı. nihayetinde belam, hz musa ve israiloğullarına beddua etti. (fahrettin razi tefsiri araf 175)

moav kralı balak, israiloğullarından korkuyordu çünkü sayıları artmıştı. bir gün kral, adamlarını göndererek peygamber beor oğlu balam’ı çağırdı. onun israiloğullarına beddua etmesini istiyordu. mısır’dan çıkan halk yeryüzünü kapladı dedi. balam yola koyuldu fakat eşeği bir türlü gitmiyordu. beor oğlu balam eşeğini dövmesine rağmen eşek hareket etmiyordu. en sonunda eşek dile geldi. önümde rabbin meleği var, gitmeme müsade etmiyor. sen bana zulmediyorsun dedi. o sırada balam meleği gördü. melek onu gitmemesi için uyardı. balam yine de gitti. balam israiloğullarına ve musa’ya beddua etti fakat allah musa’yı sevdiği için bedduayı kutsamaya çevirdi. balam, kadınların kullanılmasını öğütledi. israil halkı şittim'de konaklarken moavlı kadınlarla zina etmeye başladılar. kadınlar halkı kendi ilahlarına kurban sunmaya çağırdılar; israiloğulları da kadınlarla zina yapıp onların ilahlarına taptılar. bunun üzerine allah çok öfkelendi. onları salgın hastalıkla vurdu. 24bin kişi öldü. bunun üzerine hz musa, herkes peor bölgesinde moavlı kadınlar yüzünden putlara tapanları öldürsün dedi. birçok israilli yanlarındaki kadınlarla birlikte öldürüldü. allah hz musa’ya moav ülkesine saldırmasını emretti. hz musa her kabileden 1000 asker topladı. toplam 12bin kişiyle medyenlilere saldırdı. onların bütün erkeklerini öldürdüler. beor oğlu balam da ölenlerin arasındaydı. (tevrat, sayılar 22-31.bap)


 sen rabbinin hükmünü sabırla bekle, balık sahibi (yunus) gibi olma. (kalem 68:48)

eğer yunus allah’ı tesbih edenlerden olmasaydı insanların yeniden diriltilecekleri güne kadar balığın karnında kalırdı.​ (saffat 37:143-144)

yunus dedi ki: senden başka ilah yoktur. ben zalimlerden oldum. (enbiya 21:87)


ey adem senle eşin cennette oturun, her şeyden yiyin fakat sakın bu ağaca yaklaşma yoksa zalimlerden olursunuz. (araf 7:19)

şeytan onları batıl sözlerle aldattı. ne zaman ki ağaçtan yediler çıplak yerleri kendilerine görünmeye başladı. cennet yapraklarıyla avretlerini örttüler. allah şöyle seslendi: ben size demedim mi şu ağaca yaklaşmayın diye? ben size şeytan sizin apaçık düşmanınızdır demedim mi? (araf 7:22)

andolsun, biz daha önce adem'e emretmiştik fakat o unuttu. biz onda bir azim bulamadık. (taha 20:115)


ayetler bize gösteriyor ki peygamberler kafir olabilirler, zalim olabilirler, günah işleyebilirler.

ey muhammed allah seni affetsin. doğru söyleyenler sana iyice belli olup yalancıları bilinceye kadar niçin beklemeyip onlara izin verdin? (tevbe 9:43)

yanına kör adam geldi diye yüzünü ekşittin ve sırtını döndün. halbuki nerden biliyorsun belki o arınacaktı? (abese 90:1-10)

davud bizden af istedi. biz de onu affettik. (sad 38:24-25)

süleyman'ı imtihan ettik, tövbe edip bize yöneldi. ya rabbi beni bağışla dedi. (sad 38:34-35)

.

not: ayette bahsedilen kişi isa’ya ihanet eden yahuda iskaryot olabilir çünkü maide suresi 111.ayette havarilere vahyedildiği sabittir. tevrat, balam’a sahte peygamber yani falcı demektedir (yeşu 13:22). allah ile konuşan herkes peygamber midir sorusuna başka bir yazıda cevap vereceğim inşallah. 

not2: bir sahabe kafir olabilir mi? evet olmuş da zaten. samiri, hz musa’nın sahabesi iken mürted olmuştur. hz muhammed’in vahiy katiplerinden de kafir olanlar malumdur. 

not3: allah ile konuşan bir melek kafir olabilir mi? evet olmuş zaten. şeytan’ın melek iken kafir olduğu ayetle sabittir. o halde allah ile konuşan bir insan neden kafir olamasın? 


habil ademoğlu 19/12/2025

cuma namazını bana hadislerden göster

hanefilerin mebsut kitabının 2.cilt 35.sayfasında cuma namazının vakti tartışılmıştır.


ibni mesud: cuma öğleden önce kılınır.

imam malik: ikindi vakti kılınır. 

ebu hanife: cuma öğle vakti kılınır. 


peki iki kişi cuma namazı kılsa kabul olur mu?

bir adam tek başına namaz kılıyordu. resulullah, “biriniz adama eşlik etsin, iki kişi cemaatir.” diye buyurdu. (mecmauzzevaid 2179)

bir adam tek başına namaz kılıyordu. resulullah “kim adama iyilik yapmak ister? onun namazına katılın.” buyurdu. (tirmizi 220)


habil ademoğlu 18/12/2025


17 Aralık 2025 Çarşamba

lut'un kızları hakkında kuran neden sessiz?

Lut'un kızları meselesinde kuran neden sessiz? hz meryem'in namusu söz konusu olduğunda celallenen allah, lut peygamberi unutmuş mu? hadi birlikte okuyalım:

(tevrat, hakimler 19.bap)
levili bir adam cariyesiyle birlikte yolculuk ederken giva şehrine geldi. şehirde kimse onları misafir etmedi. ihtiyar bir amca gece konaklamaları için adamı ve cariyesini kendi evine davet etti. eve gidip birlikte yiyip içtiler o sırada şehirdeki kötü adamlar ihtiyarın evini kuşattı. levili adamı kendilerine teslim etmelerini istediler. ihtiyar onlara yapmayın etmeyin beni misafirime rezil etmeyin dedi ama onu dinlemeyip ısrarla adamı istediler. bunun üzerine ihtiyar o kalabalığa kendi öz kızını ve adamın cariyesini teklif etti. alın kızımı onunla ne yapıyorsanız yapın yeter ki bu kötülüğü yapmayın dedi ama dinlemediler. 
o sırada levili adam kendi cariyesini kalabalığa teslim etti. kötü adamlar sabaha kadar kadına tecavüz ettiler. kadın sabaha doğru evin kapısına geldi ve yere yığıldı. levili ona seslendi ama kadın ölmüştü. sonra onun cesedini eşeğe yükleyip yola koyuldu. adam evine vardığında cesedi 12 parçaya ayırıp her birini israil’in bir bölgesine gönderdi. bunu gören herkes şok oldu ve acilen toplanma kararı aldılar.

(kuran, hicr 15:67-72)
o sırada şehirdeki ahali keyifle gelip kapıya dayandılar. lut dedi ki bunlar benim misafirlerimdir sakın beni rezil etmeyin, allah’tan korkun. dediler ki biz seni insanların işine burnunu sokmaktan men etmemiş miydik? lut dedi işte bunlar kızlarımdır eğer bir şey yapacaksanız alın bunlara yapın. melekler dediler andolsun bunların gözü dönmüş, bocalayıp duruyorlar. 

(kuran, hud 11:77-81)
resullerimiz lut’un yanına gelince lut’un kalbi sıkıştı, fenalaştı. bugün çok zor bir gündür dedi. o sırada lut kavmi koşa koşa geldiler. onlar hep kötü işler yaparlardı. lut dedi ki ey kavmim işte kızlarım, sizin için daha temizdirler. allah’tan korkun ve beni misafirlerime karşı rezil etmeyin. içinizde aklı başında bir tane adam yok mu? dediler bizim senin kızlarında gözümüz yoktur. bunu biliyorsun. lut dedi keşke bir gücüm olsaydı da size karşı bir kaleye sığınabilseydim. melekler dediler ey lut biz allah’ın resulleriyiz. onlar sana el uzatamazlar. kimse arkasına bakmasın. gece aileni alıp götür, karın hariç. ona da azap ulaşacaktır. sabaha azap yetişecek. sabah yakın değil mi? 


(tevrat, bereşit 19.bap)
iki melek akşamleyin sodom'a vardılar. lut kentin kapısında oturuyordu. onları görür görmez karşılamak için ayağa kalktı. yere kapanarak, “efendilerim” dedi, “kulunuzun evine buyurun. ayaklarınızı yıkayın, geceyi bizde geçirin. sonra erkenden kalkıp yolunuza devam edersiniz.” melekler, “olmaz” dediler, “geceyi kent meydanında geçireceğiz.” ama lut çok diretti. sonunda onunla birlikte evine gittiler. lut onlara yemek hazırladı, mayasız ekmek pişirdi. yediler. onlar yatmadan, kentin erkekleri –sodom'un her mahallesinden genç yaşlı bütün erkekler– evi sardı. lut'a seslenerek, “bu gece sana gelen adamlar nerede?” diye sordular, “getir onları da yatalım.” lut dışarı çıktı, arkasından kapıyı kapadı. “kardeşler, lütfen bu kötülüğü yapmayın” dedi, “erkek yüzü görmemiş iki kızım var. size onları getireyim, ne isterseniz yapın. yeter ki, bu adamlara dokunmayın. çünkü onlar konuğumdur, çatımın altına geldiler.” adamlar, “çekil önümüzden!” diye karşılık verdiler, “adam buraya dışardan geldi, şimdi yargıçlık taslıyor! sana daha beterini yaparız.” lut'u ite kaka kapıyı kırmaya davrandılar. ama içerdeki adamlar uzanıp lut'u evin içine, yanlarına aldılar ve kapıyı kapadılar. kapıya dayanan adamları, büyük küçük hepsini kör ettiler. öyle ki, adamlar kapıyı bulamaz oldu. içerdeki iki adam lut'a, “senin burada başka kimin var?” diye sordular, “oğullarını, kızlarını, damatlarını, kentte sana ait kim varsa hepsini dışarı çıkar. çünkü burayı yok edeceğiz. rab bu halk hakkında birçok kötü suçlama duydu, kenti yok etmek için bizi gönderdi.” lut dışarı çıktı ve kızlarıyla evlenecek olan adamlara, “hemen buradan uzaklaşın!” dedi, “çünkü rab bu kenti yok etmek üzere.” ne var ki damat adayları onun şaka yaptığını sandılar. tan ağarırken melekler lut'a, “karınla iki kızını al, hemen buradan uzaklaş” diye üstelediler, “yoksa kent cezasını bulurken sen de canından olursun.” lut ağır davrandı, ama rab ona acıdı. adamlar lut'la karısının ve iki kızının elinden tutup onları kentin dışına çıkardılar. kent dışına çıkınca, adamlardan biri lut'a, “kaç, canını kurtar, arkana bakma” dedi, “bu ovanın hiçbir yerinde durma. dağa kaç, yoksa ölür gidersin.” lut, “aman, efendim!” diye karşılık verdi, “ben kulunuzdan hoşnut kaldınız, canımı kurtarmakla bana büyük iyilik yaptınız. ama dağa kaçamam. çünkü felaket bana yetişir, ölürüm. işte, şurada kaçabileceğim yakın bir kent var, küçücük bir kent. izin verin, oraya kaçıp canımı kurtarayım. zaten küçücük bir kent.” adamlardan biri, “peki, dileğini kabul ediyorum” dedi, “o kenti yıkmayacağım. çabuk ol, hemen kaç! çünkü sen oraya varmadan bir şey yapamam.” bu yüzden o kente soar adı verildi. lut soar'a vardığında güneş doğmuştu. rab sodom ve gomora'nın üzerine gökten ateşli kükürt yağdırdı. bu kentleri, bütün ovayı, oradaki insanların hepsini ve bütün bitkileri yok etti. ancak lut'un peşisıra gelen karısı dönüp geriye bakınca tuz kesildi. ibrahim sabah erkenden kalkıp önceki gün rab'bin huzurunda durduğu yere gitti. sodom ve gomora'ya ve bütün ovaya baktı. yerden, tüten bir ocak gibi duman yükseliyordu. tanrı ovadaki kentleri yok ederken ibrahim'i anımsamış ve lut'un yaşadığı kentleri yok ederken lut'u bu felaketin dışına çıkarmıştı. lut soar'da kalmaktan korkuyordu. bu yüzden iki kızıyla kentten ayrılarak dağa yerleşti, onlarla birlikte bir mağarada yaşamaya başladı. büyük kızı küçüğüne, “babamız yaşlı” dedi, “dünya geleneklerine uygun biçimde burada bizimle yatabilecek bir erkek yok. gel, babamıza şarap içirelim, soyumuzu yaşatmak için onunla yatalım.” o gece babalarına şarap içirdiler. büyük kız gidip babasıyla yattı. ancak lut yatıp kalktığının farkında değildi. ertesi gün büyük kız küçüğüne, “dün gece babamla yattım” dedi, “bu gece de ona şarap içirelim. soyumuzu yaşatmak için sen de onunla yat.” o gece de babalarına şarap içirdiler ve küçük kız babasıyla yattı. ama lut yatıp kalktığının farkında değildi. böylece lut'un iki kızı da öz babalarından hamile kaldılar. büyük kız bir erkek çocuk doğurdu, ona moav adını verdi. moav bugünkü moavlılar'ın atasıdır. küçük kızın da bir oğlu oldu, adını ben-ammi koydu. o da bugünkü ammonlular'ın atasıdır.

gördüğünüz üzere hakimler kitabında geçen olayın aynısının lut kıssasında da yaşandığını kuran bize aktarıyor. kuran tevrat’taki lut kıssasını yalanlamıyor bilakis tasdik ediyor. 

burada yapılan en büyük itirazı sizlere sunayım: kuran kızlar derken tesniye yani ikili ek kullanmıyor çoğul ek kullanıyor. buradan hareketle diyorlar ki lut kendi kızlarını teklif etmedi, kavminin kızlarını teklif etti.

bu çıkarım doğru değil. kuran’ın tesniye kalıbına uymadığı başka örnekler de var mesela: 

1-) kale raculani (maide 23)

fiil tekil, fail tesniye gelmiş. ikisi de tesniye gelmeliydi.

2-) kaleta ateyna taiin (fussilet 11)

kaleta tesniye, taiin cem gelmiş. ikisi de tesniye gelmeliydi. 

3-) göğü ellerimle bina ettim (zariyat 47)
4-) iki elimle yarattığım insan (sad 75)

iki el tesniyedir, eller cemdir. 

5-) taifetani iktetelu (hucurat 9)

iki taife tesniyedir, iktetelu cemdir. 

6-) ala ayni / gözümün altında (taha 39)
7-) bi ayunina / gözlerimin altında (tur 48)

göz müfrettir, gözler cemdir. 

8-) in tetuba, kulubukuma, tezahera (tahrim 4)
9-) telakkakunne, minkunne (tahrim 5) 

peygamberin iki hanımı tesniyedir, siz ve boşanmak derken cem kullanılmıştır. 

10-) bir adam tek başına namaz kılıyordu. resulullah, “biriniz adama eşlik etsin, iki kişi cemaatir.” diye buyurdu. (mecmauzzevaid 2179)

11-) bir adam tek başına namaz kılıyordu. resulullah “kim adama iyilik yapmak ister? onun namazına katılın.” buyurdu. (tirmizi 220)

bu hadislerde ise iki kişinin cemaat sayıldığı açıktır. ilk hadis sahih değildir deseler bile ikinci hadis sahihtir ve ilk hadisi doğrular. bundan dolayı ilk hadis sahih li gayrihi olur. kısacası arapçada iki kişiden de çoğul bahsedilebilir. 

o halde tekrar soruyorum: KURAN, TEVRAT’TA ANLATILAN LUT PEYGAMBERİN KIZLARIYLA YATMASINA NEDEN REDDİYE YAPMIYOR? NEDEN BU KONUDA SESSİZ? HATTA SESSİZ KALMASI YETMİYOR ÜSTÜNE KIZLARIYLA ALAKALI BAŞKA BİR POLEMİK ORTAYA ATIYOR. NEDEN? NEDEN? NEDEN? SÜKUT İKRARDAN GELDİĞİ İÇİN OLABİLİR Mİ?


habil ademoğlu 17/12/2025



davud peygamberin günahı 99 koyun

(kuran, sad suresi 21-25)

sana davacıların haberi geldi mi? hani onlar duvarı aşarak mabede girmişlerdi. 

hani davud’un yanına girmişlerdi de davud’da onlardan korkmuştu. onlar, korkma! biz, iki davacı grubuz. birimiz diğerine haksızlık etmiştir. aramızda adaletle hükmet. zulmetme ve bizi hak yola ilet dediler. 

içlerinden biri şöyle dedi: bu benim kardeşimdir. onun doksan dokuz koyunu var. benim ise bir tek koyunum var. böyle iken onu da bana ver dedi ve tartışmada beni bastırdı. 

davud dedi ki: andolsun, senin koyununu kendi koyunlarına katmak istemek suretiyle sana zulmetmiştir. esasen ortakların pek çoğu birbirine haksızlık eder. ancak iman edip salih ameller işleyenler başka. onlar da pek azdır. davud bizim kendisini imtihan ettiğimizi anladı. derken rabbinden bağışlama diledi, eğilerek secdeye kapandı ve allah’a yöneldi. 

biz de bunu ona bağışladık. şüphesiz katımızda onun için bir yakınlık ve dönüp geleceği güzel bir yer vardır. 



(tevrat, ​2. samuel 11.bap)
ertesi yıl, kralların savaşa gittiği mevsimde, davut yoav’la birlikte kendi subaylarını ve bütün israil ordusunu savaşa gönderdi. onlar ammonlular’ı bozguna uğratıp rabba kentini kuşatırken, davut yeruşalim’de kaldı.

​bir akşamüstü davut yatağından kalktı, sarayın damına çıkıp gezinmeye başladı. damdan yıkanan bir kadın gördü. kadın çok güzeldi.

​davut kadının kim olduğunu öğrenmek için birini gönderdi. adam, “bu eli oğlu hititli uriya’nın karısı bat-şeba’dır” dedi.

​davut kadını getirmeleri için ulaklar gönderdi. kadın davut’un yanına geldi. davut, aybaşı kirliliğinden yeni arınmış olan kadınla yattı. sonra kadın evine döndü.
​kadın gebe kalınca, davut’a, “gebe kaldım” diye haber gönderdi.

​bunun üzerine davut yoav’a, “hititli uriya’yı bana gönder” diye haber saldı. yoav da uriya’yı davut’a gönderdi.
​uriya yanına gelince, davut yoav’ın, ordunun ve savaşın durumunu sordu.

​sonra uriya’ya, “evine git, ayaklarını yıka” dedi. uriya saraydan çıkınca, kral onun ardınca bir armağan gönderdi.

​ama uriya evine gitmedi, efendisinin bütün nöbetçileriyle birlikte sarayın kapısında uyudu.
​davut uriya’nın evine gitmediğini öğrenince ona, “yoldan geldin, neden evine gitmedin?” diye sordu.

​uriya, “sandık da, israil ve yahuda halkı da çardaklarda kalıyor” diye karşılık verdi, “komutanım yoav’la efendimin subayları açık kırlarda konaklıyor. bu durumda ben nasıl olur da yiyip içmek, karımla yatmak için evime giderim? senin varlığın ve yaşamın hakkı için söylerim ki, böyle bir şeyi asla yapmam.”

​bunun üzerine davut, “bugün de burada kal, yarın seni gönderirim” dedi. uriya o gün de, ertesi gün de yeruşalim’de kaldı.

​davut uriya’yı çağırdı. uriya onunla birlikte yiyip içti; davut onu sarhoş etti. akşam olunca uriya yine efendisinin subaylarıyla birlikte uyumak üzere yatağına gitti; yine evine gitmedi.

​sabahleyin davut yoav’a bir mektup yazıp uriya’yla gönderdi.

​mektupta şöyle yazdı: “uriya’yı savaşın en şiddetli olduğu cepheye yerleştir ve yanından çekil ki, vurulup ölsün.”

​böylece yoav kenti kuşatırken, uriya’yı yiğit adamların olduğunu bildiği yere yerleştirdi.

​kentin adamları çıkıp yoav’ın askerleriyle savaştılar. davut’un subaylarından ölenler oldu. hititli uriya da ölenler arasındaydı.

​yoav savaşla ilgili bütün ayrıntıları davut’a bildirmek üzere bir ulak gönderdi.

​ulağa şöyle buyurdu: “savaşla ilgili ayrıntıları krala anlatmayı bitirince, kral öfkelenip sana şunu sorabilir: ‘savaşmak için kente neden o kadar yaklaştınız? surdan ok atacaklarını bilmiyor muydunuz? yerubbeşet oğlu abimelek’i kim öldürdü? tebes’te bir kadın surun üzerinden onun üzerine bir değirmen üst taşı atıp onu öldürmedi mi? neden sura o kadar yaklaştınız?’ o zaman, ‘kulun hititli uriya da öldü’ dersin.”

​ulak yola koyuldu. davut’un yanına varınca, yoav’ın kendisine söylediği her şeyi anlattı.

​ulak, “adamlar bizden üstün geldiler; bize saldırmak için açık kıra çıktılar” dedi, “ama biz onları kent kapısına kadar geri sürdük. okçular surun üzerinden subaylarına ok attılar. kralın subaylarından bazıları öldü; kulun hititli uriya da öldü.”

​davut ulağa şöyle dedi: “yoav’a de ki, ‘bu olay seni üzmesin, kılıç kimi zaman birini, kimi zaman ötekini yok eder. kente karşı saldırını şiddetlendir ve kenti yerle bir et!’ böylece ona cesaret ver.”

​uriya’nın karısı, kocasının öldüğünü duyunca, onun için yas tuttu.

​yas süresi geçince, davut onu sarayına getirtti. kadın onun karısı oldu ve ona bir oğul doğurdu. ancak, davut’un bu yaptığı rab’bin gözünde kötüydü.



(tevrat, ​2. samuel 12.bap)
​rab peygamber natan'ı davut'a gönderdi. natan davut'un yanına gelince ona, "bir kentte biri zengin, öbürü yoksul iki adam vardı" dedi.

​zenginin çok sayıda davarı, sığırı vardı. ama yoksulun satın alıp beslediği küçük bir dişi kuzudan başka bir şeyi yoktu. kuzu yoksulun yanında, çocuklarıyla birlikte büyüdü. yoksulun yemeğinden yer, bardağından içer, koynunda uyurdu. yoksulun kızı gibiydi.

​derken, zengin adama bir yolcu uğradı. zengin adam yanına gelen yolcuya yemek hazırlamak için kendi davarlarından, sığırlarından birini kesmeye kıyamadı. yoksul adamın kuzusunu alıp kendisi için yemek hazırladı.

​davut o adama karşı büyük bir öfke duyarak natan'a, "yaşayan rab'bin adıyla derim ki, bunu yapan ölümü hak etmiştir!" dedi, "bunu yaptığı ve acımadığı için, kuzunun karşılığını dört kat ödemelidir."

​o zaman natan davut'a, "o adam sensin!" dedi, "israil'in tanrısı rab şöyle diyor: 'seni israil'e kral olarak meshettim ve saul'un elinden kurtardım. sana efendinin hanesini verdim, efendinin karılarını koynuna bıraktım. israil ve yahuda halkını sana verdim. bu az gelseydi, sana daha neler neler verirdim! öyleyse neden rab'bin sözünü küçümsedin, onun gözünde kötü olanı yaptın? hititli uriya'yı kılıçla öldürdün, karısını kendine eş olarak aldın. evet, onu ammonlular'ın kılıcıyla öldürttün.
​bu yüzden, madem beni küçümsedin ve hititli uriya'nın karısını kendine eş olarak aldın, kılıç senin soyundan sonsuza dek eksik olmayacak.' rab şöyle diyor: 'işte kendi soyundan sana felaket getireceğim. senin gözünün önünde karılarını alıp bir yakınına vereceğim; o da gün ışığında onlarla yatacak. sen o işi gizlice yaptın, ama ben bunu bütün israil halkının gözü önünde, gün ışığında yapacağım.'"

​bunun üzerine davut natan'a, "rab'be karşı günah işledim" dedi. natan, "rab günahını bağışladı, ölmeyeceksin" diye karşılık verdi, "ancak sen bunu yapmakla rab'bin düşmanlarının onu aşağılamasına neden olduğun için, doğan çocuğun ölecek." bundan sonra natan evine döndü.

​rab uriya'nın karısının davut'a doğurduğu çocuğu amansız bir hastalığa yakalattı. davut çocuk için tanrı'ya yakardı, oruç tuttu. evine gidip geceyi yerde yatarak geçirdi. sarayındaki ileri gelenler kendisini yerden kaldırmak için yanına geldilerse de, o kalkmak istemedi, onlarla yemek de yemedi.

​yedinci gün çocuk öldü. davut'un hizmetkarları çocuğun öldüğünü ona söylemekten korktular. kendi aralarında, "çocuk henüz sağken onunla konuştuğumuzda bizi dinlemiyordu" dediler, "çocuğun öldüğünü ona nasıl söyleriz? kendisine bir kötülük yapabilir."

​davut hizmetkarlarının fısıldaştığını görünce çocuğun öldüğünü anladı. onlara, "çocuk öldü mü?" diye sordu. "evet, öldü" dediler.

​bunun üzerine davut yerden kalktı; yıkandı, güzel kokular süründü, giysilerini değiştirdi. rab'bin tapınağına gidip tapındı. sonra evine döndü; yemek istedi ve önüne getirilen yemeği yedi.

​hizmetkarları, "neden böyle yapıyorsun?" diye sordular, "çocuk sağken oruç tutup ağlıyordun, ama çocuk ölünce kalkıp yemek yedin."

​davut şu karşılığı verdi: "çocuk sağken, 'kim bilir, rab bana lütfeder de çocuk yaşar' diyerek oruç tutup ağladım. ama çocuk öldü, artık neden oruç tutayım? onu geri getirebilir miyim? ben onun yanına gideceğim, ama o bana geri dönmeyecek."

​sonra davut karısı bat-şeba'yı avuttu; yanına gidip onunla yattı. bat-şeba bir oğul doğurdu. davut ona süleyman adını verdi. rab çocuğu sevdi. peygamber natan aracılığıyla gönderdiği haberle, rab'den ötürü çocuğun adını yedidya koydu.

​bu arada yoav ammonlular'ın rabba kentiyle savaşıp kraliyet kentini ele geçirdi. davut'a ulaklar göndererek, "rabba'ya saldırıp kentin su kaynaklarını ele geçirdim" dedi, "şimdi halkın geri kalanını topla, kenti kuşatıp ele geçir. yoksa kenti ben ele geçireceğim ve kent benim adımla anılacak."

​bunun üzerine davut bütün halkı toplayıp rabba'ya gitti; kente saldırıp orayı ele geçirdi. krallarının başındaki tacı aldı. bir yetenek altın ağırlığındaki tacın üzerinde değerli taşlar vardı. tacı davut'un başına koydular. davut kentten çok miktarda mal yağmaladı. kentin halkını dışarı çıkarıp testereyle, demir kazma ve baltayla yapılan işlerde, tuğla yapımında çalıştırdı. ammonlular'ın bütün kentlerine aynı şeyi yaptı. sonra davut'la bütün halk yeruşalim'e döndü.


habil ademoğlu 17/12/2025

nisa 34 kadın dövmek, darabe ve nüşuz

erkekler kadınların liderleridir. allah insanların bir kısmını diğer kısmından üstün yaratmıştır. erkekler mallarından infak ederler. saliha kadınlar söz dinlerler ve sırlarını, namuslarını korurlar. NÜŞUZ etmesinden korktuğunuz kadınlarınıza nasihat verin. yataklarınızı ayırın. onları DARABE edin. eğer söz dinlerlerse aleyhlerinde başka bir yol aramayın. allah yüce ve büyüktür. (nisa 4:34)

nüşuz ve darabe kelimelerini bilerek tercüme etmedim ki kendiniz bu kelimelerin ne anlama geldiğini bizzat kuran’dan okuyarak öğrenesiniz. evvela nüşuz ne demek bakalım: 

ey müminler size meclislerde yer açın denildiği zaman açın ki allah da size genişlik versin. size NÜŞUZ edin denildiği zaman da NÜŞUZ edin ki allah içinizden iman edenlerin ve kendilerine ilim verilenlerin derecelerini yükseltsin. allah yaptığınız her işten haberdardır. (mücadele 58:11)

nüşuz = ayrılmak. nüşuz kelimesinin ayrılmak anlamına geldiğini mücadele suresi 11.ayetten öğrendik. şimdi nüşuz kelimesinin anlamını ayette yerine koyarak tekrar okuyalım:

erkekler kadınların liderleridir. allah insanların bir kısmını diğer kısmından üstün yaratmıştır. erkekler mallarından infak ederler. saliha kadınlar söz dinlerler ve sırlarını, namuslarını korurlar. AYRILMASINDAN korktuğunuz kadınlarınıza nasihat verin. yataklarınızı ayırın. onları DARABE edin. eğer söz dinlerlerse aleyhlerinde başka bir yol aramayın. allah yüce ve büyüktür. (nisa 4:34)

eğer karı kocanın ayrılmalarından korkuyorsanız ikisinin ailesinden de birer hakem getirin. eğer o ikisi barışmak istiyorlarsa allah onları barıştırır. allah alimdir ve her şeyden haberi vardır. (nisa 4:35)

ayetin bağlamını şimdi anladınız mı? ortada gitmek isteyen, küsmüş bir kadın var. haklı veya haksız olabilir. bunu bilmiyoruz. şimdi nüşuz kelimesinin geçtiği diğer ayete bakalım, bu ayette ise erkeğin nüşuzundan bahsediliyor. kadın ayrılmak isterse erkek ne yapmalıdır yukarıda gördük peki erkek ayrılmak isterse kadın ne yapmalıdır? 

eğer bir kadın kocasının NÜŞUZ etmesinden veya yüz çevirmesinden korkarsa aralarını ıslah etmekte bir sakınca yoktur. barışmak hayırlıdır. nefisler kötülüğe meyilli yaratılmıştır. güzel şeyler yapıp allah’tan da sakının. allah yaptığınız her şeyden haberdardır. (nisa 4:128)

eğer bir kadın kocasının AYRILMASINDAN veya yüz çevirmesinden korkarsa aralarını ıslah etmekte bir sakınca yoktur. barışmak hayırlıdır. nefisler kötülüğe meyilli yaratılmıştır. güzel şeyler yapıp allah’tan da sakının. allah yaptığınız her şeyden haberdardır. (nisa 4:128)

NÜŞUZ kelimesini anladığımızı düşünüyorum. şimdi ayetteki diğer tartışmalı olan kelimeye bakalım. DARABE ne demektir? dövmek mi yoksa vazgeçmek mi? 

erkekler kadınların liderleridir. allah insanların bir kısmını diğer kısmından üstün yaratmıştır. erkekler mallarından infak ederler. saliha kadınlar söz dinlerler ve sırlarını, namuslarını korurlar. ayrılmasından korktuğunuz kadınlarınıza nasihat verin. yataklarınızı ayırın. onları DARABE edin. eğer söz dinlerlerse aleyhlerinde başka bir yol aramayın. allah yüce ve büyüktür. (nisa 4:34)

ferra ve zeccac arapçada DARABE AN ve ADRABA fiillerinin “onu terkettim, ondan vazgeçtim, onu bıraktım.” anlamlarında kullanıldığını söylemişlerdir. (zemahşeri tefsiri zuhruf 5)

EFENADRİBU ankumuzzikra ifadesi mecazen “öğüt vermekten uzaklaşıp geri mi duracaktık?” anlamına gelir. bu mecaz arapların “DARABEL ğaraibe anilhavd - yabancı develeri havuzdan uzaklaştırdı” sözünden kaynaklanır. haccac’ın “le edribennekum DARABE ğaraibel ibil - sizi yabancı develeri kovar gibi kovacağım.” sözü de buna benzer. tarafe şöyle demiştir: “geceleri kapını çalan gam ve kederleri kov gitsin.” (zemahşeri tefsiri zuhruf 5)

gördüğünüz gibi darabe kelimesi vazgeçmek, bırakmak, terketmek hatta kovmak anlamlarına geliyor. kuranda zuhruf suresi 5.ayette darabe vazgeçmek anlamında kullanılmıştır. arapların da darabeyi uzaklaştırmak anlamında kullandığı sabittir. şimdi selefin nasıl anladığına bakalım: 

​ahmed, ebu davud ve beyhaki’nin ebu hurra er-rekkaşi’den, o da amcasından rivayet ettiğine göre rasulullah: “serkeşlik etmelerinden korktuğunuz zaman yataklarınızı ayırın.” buyurmuştur. hammad: “yatakları ayırmaktan kasıt boşamadır.” demiştir. (suyuti tefsiri nisa 34)

hammad ile kastedilen kişi hammad bin ebu süleyman’dır. bu alim, ebu hanife’nin hocasıdır. kendisi tabiindendir. sahabe görmüştür. nisa 34’ten anladığı şey kadını boşamaktır. 

beyhaki’nin lakit bin sabire’den rivayet ettiğine göre “ya resulullah, karımın pis bir ağzı var.” dediğimde “onu boşa” buyurdu. “ama ondan çocuğum var ve onunla iyi geçiniyorum” dediğimde, resulullah: “o zaman ona bu yönde nasihat et. eğer onda bir hayır varsa öğüdüne uyacaktır ancak cariyeni dövdüğün gibi onu da dövmeye kalkma” dedi. (suyuti tefsiri nisa 34)

hadislere baktığımızda ise rasulullah’ın kuran’daki tavsiyeye göre hareket ettiğini görüyoruz. kadına önce nasihat edilmeli eğer olmuyorsa vazgeçilmelidir yani boşanmamız gerekir. rasulullah kadını döv demiyor. 

not: kütübü sittede yer alan bir hadiste (nesai 3964) rasulullah’ın hz aişe’yi dövdüğü yazmaktadır. hz aişe evden gizlice çıkıp peygamberi takip ettiği için hz muhammed onun karnına vurmuştur. 

allah kadınları dövmeyi emretmiş olamaz mı? hayır olamaz çünkü tevrat gibi sert bir şeriatta dahi kadını dövmek yoktur. terbiyesizlik eden çocuğun dövülmesi bile tevrat’ta yazarken kadınları ıslah için dövmek hiçbir ayette yer almaz. tevrat şeriatından daha hafif olan kuran’da kadınların dövülmesinin emredilmesi düşünülemez.

bir adam bir kadından hoşnut olmazsa bir boşanma belgesi yazsın. belgeyi kadına verip onu evden göndersin. kadın evden ayrıldıktan sonra gidip başka bir adamın karısı olabilir. (tesniye 24.bap)

oğlundan sopayı esirgeyen onu sevmiyor demektir. oğlunu seven onu terbiye eder. (süleymanın meselleri 13:24)

çocuğunu terbiye etmelisin. merak etme onu sopayla dövdün diye ölmez. onu döverek canını kurtarmış olursun. (süleymanın meselleri 23:13-14)

not: bu ayetin tefsirinde öyle garip yorumlar yapılmıştır ki akla hayale sığmaz. mesela: >>> ayetteki “yataklarınızı ayırın” ifadesi “kadınlarınızı yatağa bağlayıp zorla ilişkiye girin.” anlamındadır. çünkü kişi devesinin ön ve arka ayaklarını bağladığında haceralbaira denir. bu yorum kaba adamlara aittir. (zemahşeri tefsiri nisa 34) 

hamileyken çektiğin sıkıntıyı artıracağım. doğum yaparken çok acı çekeceksin. kocana düşkün olacaksın, seni o yönetecek. (tevrat, bereşit 3.bap)

gerçek ilişki budur. seven kadın, erkeğinin ağzının içine bakar. yaşadığımız çağda şeytan hepimizi yok etti. kadınlar isyankar ve asi, feminist damarlı. erkekler ise yıkılmış, bitmiş, kadınsı ve teslimiyetçi. fıtratımız bozuldu. alfa erkek kalmadı, saliha kadın da kalmadı. 

erkekler kadınların liderleridir (ALFA). allah insanların bir kısmını diğer kısmından üstün yaratmıştır. erkekler mallarından infak ederler. saliha kadınlar söz dinlerler ve sırlarını, namuslarını korurlar. AYRILMASINDAN KORKTUĞUNUZ kadınlarınıza nasihat verin. yataklarınızı ayırın. onlardan VAZGEÇİN. eğer söz dinlerlerse aleyhlerinde başka bir yol aramayın. allah yüce ve büyüktür. (nisa 4:34)

allah diyor ki ey erkekler alfa olun, namuslu ve ağzı sıkı kadınlarla beraber olun. eğer kadın ayrılmak istiyorsa evvela konuşun olmuyorsa elinizi bile sürmeyin, bırakın gitsin. peşinden koşup zulmetmeyin. (nisa 34) barışmak istiyorsanız kadının ve senin ailenden bir hakem gelsin. kim haklı kim haksız uzlaşın. ben de garanti veriyorum eğer siz barışmak istiyorsanız sizi uzlaştırırım. (nisa 35) ey kadınlar eğer kocanızın ayrılmasından korkuyorsanız onunla barışın. (nisa 128)


habil ademoğlu 17/12/2025



15 Aralık 2025 Pazartesi

kadın erkek karışık ortamlar caiz mi?

cami çıkışı kadınlar ve erkekler yolun ortasında birlikte yürüyorlardı. rasulullah kadınlara kızdı, çekilin yolun ortasından ve kenardan yürüyün dedi. bunun üzerine kadınlar kenara çekildi. (ebu davud 5272)

namaz allah’a yakarma halidir, bu halde erkekte şehvet duygusu olmamalıdır fakat eğer kadınla erkek yan yana olursa genelde erkeği şehvete sevkeder. bundan dolayı kadının geride durması erkekler için namazın bir farzıdır. (mebsut 1/328)

ebu hanife’ye göre kadınların cumaya gitmesi yasaktır. kadınlar yaşlı bile olsa erkekler onları arzulayabilir ve kalabalıktan istifade dokunabilirler. bu fitne demektir. gece namazı bunun dışındadır. (mebsut 2/63-64)

hz aişe anlatıyor: eğer rasulullah yaşasaydı ve sizi görseydi kesinlikle kadınların mescide gitmesini yasaklardı. (buhari 869)

rasulullah: güzel koku süren kadın bizimle namaz kılmasın. (müslim 444) 

bir meclis-i ihvanda güzel karı girdikçe, riyâ ile rekabet, haset ile hodgâmlık depretir damarları. yatmış olan hevesat birden bire uyanır. (risale-nur, sözler)

kadınlar ve erkekler birlikte tavaf yapabilirler. (mebsut 4/92)
kadınlar kiliselerde sessiz kalmalı. konuşmalarına izin verilmez ancak yasanın dediği gibi itaat etmelidirler. eğer bir şey sormak istiyorlarsa, bunu evde kocalarına sormalılar; çünkü bir kadının kilisede konuşması utanç vericidir. (1. korintliler 14:34-35)

​kadın sükûnet ve tam bir uysallık içinde öğrensin. kadının öğretmesine, erkeğe egemen olmasına izin vermiyorum; sakin olsun. (1. timoteos 2:11-12)

​her erkeğin başı mesih, kadının başı erkek, mesih'in başı da tanrı'dır. (1. korintliler 11:3)

çocuk doğururken sana çok acı çektireceğim" dedi, "ağrı çekerek doğum yapacaksın. kocana istek duyacaksın, seni o yönetecek. (bereşit 3:16)

…dostlarınızın ve akrabalarınızın evinde kadın erkek bir arada yemek yemenizde sakınca yoktur. (nur 24:61)

özet: ehli sünnette kadın erkek bir arada bulunamaz. tavaf sırasında erkek ve kadınların karışık tavaf yapması ise çelişkili bir durumdur. kuran’da ise sadece dostlarımızdan, akrabalarımızdan olan kadınlarla bir arada bulunmakta sakınca olmadığı yazılıyor. şuayb'ın kızlarının musa peygamber ile iş gereği mecburiyetten konuşmaları bizlere bir ölçüdür. laubali değil ciddi şekilde karşı cinsle konuşulur. bir arada oturup kakara kikiri yapılmaz. 


habil ademoğlu 15/12/2025


islamda mürtedin öldürülmesi

iman ettikten sonra kafir olan ve sonra yine iman edip yine kafir olan ve küfrünü ziyade edenleri allah affetmeyecek, onları hidayete ulaştırmayacaktır. (nisa 4:137)

bir kez aydınlatılmış, ilahi lutfu tatmış ve kutsal ruha ortak edilmiş, tanrı sözünün iyiliğini ve gelecek çağın güçlerini tatmış oldukları halde yoldan sapanları yeniden tövbe edecek duruma getirmeye imkan yoktur. çünkü onlar tanrı’nın oğlunu adeta yeniden çarmıha geriyor, herkesin önünde aşağılıyorlar. (ibraniler 6:4-6)

sizden kim dininden döner ve kafir olarak ölürse, işte onların bütün yaptıkları dünyada da ahirette de boşa çıkmıştır. onlar cehennemliklerdir, orada ebediyen kalacaklardır. (bakara 2:217)

dinde zorbalık yoktur çünkü doğruluk sapıklıktan ayrıdır. (bakara 2:256)

eğer allah dileseydi elbette yeryüzündeki herkes mümin olurdu. öyleyse mümin olmaları için sen mi insanları zorlayacaksın? (yunus 10:99)

eğer yüz çevirirlerse bil ki biz seni onların üzerine bekçi olasın diye göndermedik. sana düşen sadece tebliğ etmektir. (şura 42:48)

eğer yüz çevirirlerse bil ki biz seni onların üzerine bekçi olasın diye göndermedik. sana düşen sadece tebliğ etmektir. (hadid 57:23)

bir bedevi rasulullah’a gelerek islam üzerine biat etti ancak bir süre sonra biatını bozup çöle geri döndü. rasulullah 3 defa ona böyle yapmaması gerektiğini söyledi ise de bedevi dinlemedi. bunun üzerine rasulullah dedi ki: “medine fırın gibidir, kötüyü eritip dışarı atar, iyiyi ise parlatıp ortaya çıkarır.” (buhari 7216)

ebussuud efendi şöyle buyurmuştur: “bir talebe bütün hadisler doğru mu? hepsiyle amel edilir mi? diye sorarsa kafir olur çünkü rasulullah’a kusur ve noksanlık nispet etmiştir. ittifakla öldürülmesi gerekir. tövbe ediyorum dese bile öldürülür.” (ibni abidin, reddul muhtar, mürted babı)

şimdi oturup düşünelim. allah inanmayanlar ve mürtedler için dünyevi bir zorbalık emretti mi? bilakis yasaklıyor. sana düşen sadece ve sadece tebliğ etmektir diyor. bu kadar. hadislere bakıyoruz. rasulullah dinden çıkan bedeviyi ikna için üç defa uğraşıyor. adam ısrarla mürted olunca çöle dönmesine müsade ediyor. bedevinin peşinden adam gönderip öldürtmüyor. aradan bin sene geçiyor. osmanlıya geliyoruz. devrin şeyhul islamı sırf hadisler hakkında bir talebe soru sordu diye tövbesini bile kabul etmeden öldürmeliyiz diyor. bize düşen ancak tebliğdir. karar sizin.


habil ademoğlu 15/12/2025